Fagositoz
Fagositoz, Grekçe “yemek” anlamına gelen fagein ve “hücre” anlamına gelen kytos kelimelerinin birleşimiyle oluşmuş tıbbi bir terimdir. Bu süreç, bir hücrenin (fagosit) çevresindeki büyük boyutlu solid partikülleri yakalayıp sitoplazması içerisinde fagosom adı verilen özel boşluklara hapsetmesi ve bu yapılar içinde sindirme işlemi gerçekleştirmesi olarak tanımlanır.

Fagositler, vücut savunma sisteminin önemli birer parçasıdır ve çeşitli materyalleri temizlemek veya etkisiz hale getirmek için fagositoz mekanizmasını kullanırlar. Bu süreçte sindirilen başlıca maddeler arasında; mikroplar gibi canlı etkenler, ölü hücreler ve doku artıkları, suda çözünmeyen mineraller, metal tuzları ve vücuda giren yabancı cisimler bulunmaktadır.
Fagositoz olgusu bilimsel literatüre ilk kez 1882 yılında İlya İlyiç Meçnikov tarafından dahil edilmiştir. Bu önemli keşfi ve bağışıklık sistemi üzerindeki çalışmaları nedeniyle Meçnikov, Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü kazanmıştır.
Fagositoz kabiliyeti gösteren hücreler fagosit olarak adlandırılır. Vücudun farklı bölgelerinde görev yapan ve bu süreci gerçekleştiren temel hücre tipleri şunlardır:
- Nötrofil polimorflar
- Kandaki monositler
- Doku makrofajları (Karaciğerdeki Kuppfer hücreleri, akciğer alveol hücreleri, histiositler ve epiteloid hücreler)
- Merkezi sinir sisteminde bulunan mikroglial hücreler
- Osteoklastik hücreler
- Dalta sinüzoidal hücreler
Fagositoz, metabolik açıdan maliyetli bir süreçtir ve bu işlemin gerçekleşmesi için dokuda glikojen ve lipid metabolizmasının artmasıyla sağlanan enerji gereklidir. Bazı kimyasal maddeler (örneğin sodyum florür) veya belirli virüsler (grip virüsü gibi), hücrenin glikoliz sürecini inhibe ederek fagositoz mekanizmasını durdurabilir ve böylece bağışıklık yanıtını sekteye uğratabilir.
Görsel Kaynağı: Wikimedia Commons