“Sorunlarla değil, çözümlerle gelin.” Bu ifadeyi neredeyse herkes duymuştur. Belki siz bile söylemişsinizdir. Hem güçlü hem de yetkilendirici gibi görünür. Ancak yöneticilerin iyi niyetlerle söylediği şeylerin arasında, bu en faydasızıdır. Yanlışlıkla iki olumsuz mesaj gönderir: İlk olarak, sorunların hoş karşılanmadığı ve ikinci olarak, çözümlerin bireysel çaba gerektirdiği izlenimini yaratır. Her ikisi de günümüzün karmaşık ve belirsiz dünyasında tamamen yanlıştır.
Bir yönetim düsturu olarak, bu ifade en iyi liderlerin genellikle söyledikleri ve yaptıkları şeylerle doğrudan çelişir. Colin Powell bir zamanlar şöyle demişti: “Liderlik sorunları çözmektir. Askerlerin size sorunlarını getirmeyi bıraktığı gün, siz de onlara liderlik etmeyi bırakmışsınız demektir. Ya askerler sizin yardım edebileceğinize olan güvenlerini kaybetmiştir ya da sizin umursamadığınızı düşünmektedirler. Her iki durumda da bu liderlik başarısızlığıdır.”
Çalışma hayatında insanların neden endişelerini, sorularını ve hatta fikirlerini dile getirmekten çekindikleri konusunda uzun yıllar araştırma yapan biri olarak, Powell’ın sözleri bana son derece bilge geliyor. Ve beni, Fujio Cho’nun (o zaman Kentucky, Georgetown’daki Toyota fabrikasının yöneticisi ve daha sonra dünya çapında Toyota’nın başkanı) Jim Wiseman adındaki bir çalışana yaptığı ve Fast Company dergisinde yıllar önce yayınlanan bir konuşmayı hatırlatıyor: “Lütfen sorunlarınızı bizimle paylaşın, böylece birlikte üzerinde çalışabiliriz.”
Peki, “Sorunlarla değil, çözümlerle gelin” ifadesi aslında ne iletiyor? İlgili yöneticinin niyeti, çalışanları girişimci olmaya teşvik etmek, seçenekler hakkında eleştirel düşünmelerini sağlamak veya sadece şikayet etmeyi engellemek olabilir. Ancak etkisi tamamen farklıdır: Sessizlik, yeniden çalışma ve sonuç olarak “Bu durumun bu kadar kötüleşmesine nasıl izin verildi?” sorusunu beraberinde getirir.
Elbette, böyle bir yaklaşımın işe yarayabileceği zamanlar ve koşullar olabilir. Örneğin, nispeten yüksek düzeyde tutarlılık ve öngörülebilirlik olan ortamlarda veya düşük düzeyde bağımlılık ve karmaşıklık olduğunda, sorunları tespit etmek ve çözmek genellikle birlikte yürür. Ancak uzmanlık gerektiren ve iyi tanımlanmış işlerde bile bu yaklaşım her zaman uygun olmayabilir.
Önemli olan, çalışanların kendilerini nasıl hissettikleri. “Sorunlarla değil, çözümlerle gelin” ifadesi, çalışanlara “Sorunlar sizi zayıf, olumsuz veya sorunlu gösterir”, “Kötü haberleri duymak istemiyorum” mesajlarını verir. Özellikle kariyerlerinin başındaki veya şirketin merkezinde olmayan çalışanlar, performanslarının kötü olarak değerlendirilmekten veya daha kötüsü, sorun çıkarıcı olarak görülmekten kaçınmak için son derece dikkatlidirler. Sonuç olarak, endişelerini dile getirmekten çekinirler ve erken uyarı işaretlerini gizleyerek sorunların kontrolden çıkmasına izin verirler.
Bu nedenle, liderlerin daha yapıcı bir yaklaşım benimsemesi önemlidir. Çalışanları sorunları paylaşmaya teşvik etmek, onlara güvenmek ve birlikte çözümler bulmak, hem bireysel verimliliği artıracak hem de şirket genelinde daha sağlıklı bir çalışma ortamı yaratacaktır.
Bu Gelişmeyi Toplulukta Değerlendirin
Haber hakkındaki düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi ve teknik sorularınızı topluluk üyeleriyle anlık olarak tartışın.
Bir yanıt yazın