ABD pazarında Samsung Galaxy ve Google Pixel markaları, hem medya hem de Android hayranları tarafından yoğun ilgi görüyor. Bu ilgi, daha kapsamlı yazılım güncelleme desteği ve rakiplere kıyasla daha geniş bir donanım ile yazılım özelliği yelpazesinden kaynaklanıyor. Ancak Samsung ve Google’ın sahip olduğu bu özel özelliklerin tek başına yeterli olmadığı, bazı cihazlarda tamamen eksik bırakıldığı ya da yeterince iyi işlenmediği gözlemleniyor. İşte hem bu iki markanın aradığı hem de kişisel olarak daha geniş bir kitleye yayılması beklenen beş öne çıkan özellik.
Süper Hızlı Şarj Teknolojisi
Şarj hızı günümüzde oldukça yaygın bir konu olsa da, “hızlı şarj” kavramının herkes için aynı anlamı taşımadığı gerçeği ortada. ABD’de telefon markaları bu konuda daha muhafazakar bir yaklaşım sergiliyor. En üst düzeyde, Samsung’un Galaxy S26 Ultra modeli 60W şarj desteği sunuyor, Google’ın Pixel 11 Pro ailesi ise 45W ile sınırlandırılıyor. Bu hızlarda Ultra’nın tam şarj olması yaklaşık bir saati bulurken, Pixel 11 Pro’nun tam şarj olması iki saatten biraz kısa bir süreyi gerektiriyor. İlginç olan nokta, bu aslında her iki marka için de bir yükseltme niteliği taşıyor; çünkü Samsung ve Google, rakiplerinden daha uzun yıllar boyunca yaklaşık yarısı kadar şarj hızlarına sadık kalmıştı.
ABD’de 30-60W aralığının üzerinde şarj sunan telefonları bulmak zor, ancak istisnalar mevcut. Örneğin, artık kaderi belirlenmiş OnePlus 15 modeli, 80W şarj teknolojisi sayesinde tam şarjı yaklaşık 40 dakikada tamamlayabiliyor. ABD sınırları dışında ise bu limit daha da yükseğe çıkıyor. HUAWEI, Xiaomi ve OPPO gibi üreticiler, 120W şarjı destekleyen ya da bazı durumlarda bunun üzerinde kapasiteye sahip telefonlar sunuyor.
Bu tür teknolojinin ABD’de daha az pazarlanmasının temel nedeni, özelleştirilmiş şarj standartları gerektirmesi ve pil üzerinde bir miktar daha fazla yük oluşturması. Buna rağmen bu süper şarj yöntemleri, geçmişe kıyasla daha verimli hale geldi ve pil ömrüne daha az zarar veriyor.
Eski Usul IR Blasterlar
Android’in ilk dönemlerini yaşamış kişiler, IR blasterların bir zamanlar oldukça yaygın olduğunu biliyor olmalı. Bir zamanlar IR blasterlı bir orta segment Android cihazım vardı ve bu, o sıralar tek çocuğumun sürekli uzaktan kumandasını kaybetmesi sorununu çözmeme olanak tanıyordu. 2026’da IR blasterlı çoğu cihaz ithal ya da düşük segment ürünler olarak karşımıza çıkıyor, ancak birkaç üst düzey seçenek de mevcut. ABD pazarında bu konuda dikkat çeken tek örnek OnePlus 15; Avrupa gibi diğer pazarlarda ise Xiaomi 17 gibi alternatifler de bulunuyor.
IR blasterlar günümüzde oldukça nadir olsa da, hâlâ son derece işlevsel. Bu teknoloji yalnızca eski televizyon setlerini, ses sistemlerini ve medya oynatıcıları kontrol edebilmekle kalmıyor, IR sinyalleri kullanan klima üniteleriyle de uyumlu çalışabiliyor. Tamamen yeni nesil elektronik aletlerle yaşadığınız bir ortamda 2026’da IR blaster bir ihtiyaç olmayabilir, ancak Google TV gibi bir uygulama ile eşleştirildiğinde fiziksel bir uzaktan kumandaya hiç ihtiyaç duymadan tüm işlerinizi yönetmeniz mümkün oluyor.
Xiaomi İkinci Alan ve Diğer Arayüz Klonları
Çoğu Android uygulaması tek bir kullanıcı için tasarlandı, bu yüzden iki hesap kullanıyorsanız uygulamadan çıkış yapmanız gerekiyor. Çözüm olarak uygulama klonlaması öne çıkıyor. Samsung teknik olarak uygulama klonlamasına izin veriyor olsa da, burada bazı oldukça katı sınırlar söz konusu. Samsung ile klonlama için iki yöntem mevcut: neredeyse her uygulamayı klonlayabileceğiniz Secure Folder ve yalnızca belirli sosyal medya uygulamaları için Dual Messenger modu. İzin verildiği halde bu bir özelliğin eksik olduğu için neden listeleniyor sorusuna, tamamen uygulamanın nasıl işlendiğiyle ilgili bir bakış açısı yaklaşımla cevap verilebilir.
Secure Folder yöntemiyle neredeyse her uygulamayı klonlayabilirsiniz, ancak klonlanan uygulama çok kısıtlanmış bir kumanda ortamında çalışır. Bu kopya, kendi izole depolama alanına sahip olur ve ana galerinize, indirmelerinize ya da diğer verilere erişemez. Klonlanan uygulamalar ayrıca genellikle gecikmeli bildirimler verir ve klasör dışındaki uygulamalarla, örneğin parola yöneticileri ya da doğrulama uygulamalarıyla iletişim kuramaz.
Karşıt olarak Xiaomi’nin Second Space özelliği, işletim sistemi düzeyinde tamamen ayrı bir kullanıcı profili oluşturuyor. Samsung’daki gibi profilinizdeki bir klasöre dokunmak yerine, kendi PIN ya da parmak izi güvenliğine sahip ikinci bir kilit ekranına sahip oluyorsunuz. Hatta bu ikinci ana ekran alanını kendi uygulamaları, duvar kağıtları ve daha fazlasıyla tamamen özelleştirebilirsiniz. İkinci alanda özel ya da hassas uygulamaları saklamak isteyenler için, giriş yaptığınızda bildirimlerin normal şekilde çalışması ancak diğer profilinizden tamamen gizli tutulması da büyük bir avantaj. Xiaomi’nin bu yaklaşımı, uygulamalarınızın sistem uygulamaları, doğrulama araçları ve daha fazlasıyla iletişim kurabilmesini de sağlıyor — tabii ki bu uygulamalardan bazılarının ilk önce yeniden giriş yapmanız ve kurulumunu yapmanız gerekebilir.
Eğer Android’in, modern bilgisayar işletim sistemlerinin çoğunda bulunan çoklu masaüstü desteğine sahip olmasını dilediyseniz, Xiaomi’nin Second Space yaklaşımı bu konuda rakipsiz bir çözüm sunuyor.
Moto Actions
Bazı hareket tabanlı kontroller yeni bir şey değil, ancak Moto Actions bu konuyu bir üst seviyeye taşıyor. Pixel ve Galaxy cihazlarının genellikle yazılım tabanlı yöntemlere ya da mevcut donanım tuşlarına dayanarak hareketleri tanıması yerine, Motorola hareketi algılamak için donanım sensörlerini kullanıyor. Bu, diğer cihazların zorlanacağı daha karmaşık hareketlerin yapılmasına olanak tanıyor, örneğin kesme ve dönme hareketleri. Moto Actions ile çift bilek dönme hareketiyle kamerayı başlatabilir, çift karate kesme hareketiyle de el fenerini açabilirsiniz. Mesajları görüntülemek ve daha fazlasını telefonunuzu kilitlemeden yapabilmek için göz atabileceğiniz bildirimler de mevcut. Hatta daha iyisi olarak, birkaç hareket tek elle kullanım için tasarlandı. Pixel ve Galaxy cihazlarında olmadığının farkına varabileceğiniz gibi, tüm bunları ekranı uyandırmadan bile yapabiliyorsunuz, bazı durumlarda hatta eldiven giydiğinizde ya da elleriniz kirliken.
Temel olarak, cihazınızı daha hızlı kullanmanın yollarını arıyorsanız, bu seviyede başka bir şeyi bulmak zor olacak.
Nothing Glyph
Son dönemde Google, Gemini etkileşimleriyle tamamlayıcı nitelikte, sınırlı bildirimler sunan ve en üst beş kişiyi belirten titreşimli renkler kullanan HiLight LED göstergesini tanıttı. Bu özelliğin kutudan çıktığında etkileyici bulunmaması bir abartı değil, ancak daha da kötüsü, benzer bir şey Nothing telefonlarında zaten mevcut.
Google bildirimleri birer ikincil konu olarak görürken Gemini etkileşimlerine odaklanırken, Nothing’in Glyph sistemi farklı bir yaklaşım benimsiyor. Glyph, Gemini etkileşimlerine odaklanmak yerine, LED tabanlı dairesel nokta matris ekranını kullanarak ekran kullanım süresini azaltıyor ve göz atarak daha fazlasını yapmanızı sağlıyor. Glyph yalnızca uygulama özelinde uyarılar ve kişi tabanlı bildirimleri gösterebiliyor, bazı yeni Nothing modelleri hatta kişilerin için özel ikonlar, örneğin pikselleştirilmiş avatarlar kullanabiliyor. Çağrıci kimliği özelliği, kamera geri sayımı ve daha fazlası da mevcut. Bu özelliklerden bazıları Moto Actions’a benzer, oldukça işe yarayan zaman tasarruflu çözümler. Glyph Toys gibi eğlenceli zaman öldürücü özellikler de bulunuyor.
Glyph herkes için uygun olmayabilir, ancak şu anki haliyle Pixel’in HiLight özelliğine kıyasla çok daha düşünülmüş bir yaklaşım. Bu, Pixel ya da Galaxy cihazlarında bulamayacağınız beş özelliğin yalnızca beşi, oldukça kapsamlı olmayan bir liste. Samsung ve Google cihazlarına yayılması beklediğiniz, gözden kaçırdığınız başlıca özelliklerden kaçı eksikti? Yorumlarda bildirin.
Bu Gelişmeyi Toplulukta Değerlendirin
Haber hakkındaki düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi ve teknik sorularınızı topluluk üyeleriyle anlık olarak tartışın.





Söz sizde.
Deneyiminizi, sorularınızı ve katkılarınızı paylaşın. E-posta adresiniz yayımlanmaz.