Son Dakika
Çin’de 385 Milyon Yıllık Kehribar Keşfedildi
Genel

Çin’de 385 Milyon Yıllık Kehribar Keşfedildi

18 Temmuz 2026 · 4 dk okuma · 3 görüntülenme · bekir
Photographs of the Middle Devonian Hujiersite amber. Scale bars - 0.2 mm in (A-D) and 0.1 mm in (E-G). Image credit: Lu et al., doi: 10.1126/sciadv.aeh1266.

Zamanın Çözülmeyen Şifresi: Orta Devon Dönemi’nden Gelen İlk Kehribar

Kehribar, milyonlarca yıl öncesinin biyolojik ve çevresel verilerini bünyesinde saklayan, doğanın sunduğu en büyüleyici zaman kapsüllerinden biridir. Uzun süredir fosilleşmiş reçine olarak tanımlanan bu değerli madde, sadece antik yaşamın kalıntılarını barındırmakla kalmıyor, aynı zamanda bitki örtüsünün evrimsel yolculuğuna dair kritik ipuçları sunuyor. Çin’deki Hujiersite Formasyonu üzerinde yürütülen son araştırmalar, bu kadim taşın tarihçesini kökten değiştirecek devasa bir keşfe kapı araladı.

Çinli paleontologlar, Orta Devon dönemine ait, yaklaşık 385 milyon yıl öncesinden gelen ve şimdiye kadar doğrulanmış en eski kehribar parçalarını tespit etti. Bu bulgu, daha önce kaydedilen en eski kehribar örneğinden tam 65 milyon yıl öncesine dayanıyor. Yapılan analizler, bitkilerde reçine üretiminin, tohumlu bitkilerin dünyada yayılmasından çok daha önce evrildiğini kanıtlıyor. Nanjing Jeolojisi ve Paleontolojisi Enstitüsü ile Çin Bilimleri Akademisi’nden Dr. Cihang Luo ve ekibi tarafından gerçekleştirilen çalışma, bu keşfin sadece bir “yaş” rekoru olmadığını, aynı zamanda bitki biyokimyasının kökenine dair derin birer veri sunduğunu ortaya koyuyor.

Hujiersite Formasyonu’ndaki kömür yataklarından toplanan yaklaşık 10 kilogramlık kömür kütlesi, araştırmacılar tarafından titizlikle incelendi. Ultraviyole ışık altında yapılan taramalarda, kömürün içine gömülü küçük kehribar kümeleri tespit edildi. Mikroskop altında elle gerçekleştirilen hassas bir işlemle toplam 241 adet, çoğu sadece 0,1 ila 0,5 milimetre boyutunda olan minik parça çıkarıldı. Bu parçaların büyük çoğunluğu yarı saydam veya opak yapıdayken, renkleri açık sarıdan koyu kahverengiye kadar çeşitlilik gösteriyor. Bazı parçalar içerisinde hava kabarcıkları barındırırken, bazıları ultraviyole ışık altında parlak mavi bir floresan yayıyor.

Bu keşfin bilim dünyasında yarattığı yankının temelinde, kehribarın kimyasal yapısının sunduğu sürpriz yatıyor. Fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisi ve kütlece analiz yöntemleri kullanılarak yapılan incelemeler, Hujiersite kehribarının kimyasal bileşiminin çiçekli bitkilerden ziyade modern ve fosil koniferlere benzerlik gösterdiğini ortaya çıkardı. Ancak asıl çarpıcı nokta şu: Bu reçine oluştuğunda henüz tohumlu bitkiler evrimleşmemişti. Bu durum, karmaşık terpen bazlı reçineleri üretme yeteneğinin, çok daha eski dönemlerde, yani tohumsuz bitki gruplarında veya ağaç benzeri likopsitlerde gelişmiş olduğunu gösteriyor.

Bu erken dönem reçine oluşumu, aslında doğanın hayatta kalma mücadelesinin bir ürünüydü. Kehribarın bugünkü estetik değerinden çok önce, bu maddeler bitkiler için kritik birer savunma kalkanı işlevi görüyordu. Bitkilerin dokularını enfeksiyonlardan korumak, yaraları mühürlemek ve özellikle o dönemde sıkça görülen şiddetli yangınların neden olduğu hasarları onarmak için geliştirilen bu biyokimyasal mekanizma, bitki yaşamının karadaki yayılımında hayati bir rol oynadı. Bu savunma refleksi, daha sonraki Karbonifer döneminde görülmeye başlanan böcek saldırılarına karşı bir önlemden ziyade, mantar enfeksiyonları ve çevresel travmalara karşı geliştirilmiş kadim bir koruma yöntemiydi.

Bu bulgu, bitkilerin savunma mekanizmalarının evrimsel takvimini yeniden çiziyor. Örneğin, Karbonifer döneminde görülen devasa bitki örtülerinin dayanıklılığını sağlayan bu tür biyokimyasal adaptasyonların kökeni, aslında Devon dönemine kadar uzanıyor. Kehribarın bu denli eski bir tarihte tespit edilmesi, bitkilerin sadece fiziksel formlarının değil, aynı zamanda karmaşık kimyasal savunma sistemlerinin de milyonlarca yıl önce çok daha ileri bir noktada olduğunu kanıtlıyor. Hujiersite kehribarı, bitki biyokimyasının evrimsel sürecinde kritik bir dönüm noktasını temsil ederken, doğanın milyarlarca yıllık hafızasını bugüne taşıyan sessiz birer tanık olarak literatürdeki yerini alıyor.

Çalışma sonuçları 15 Temmuz’da Science Advances dergisinde yayımlanarak bilim dünyasına sunuldu. Dr. Cihang Lu ve ekibinin bu çalışması, bitki biyokimyasının evrimsel gelişimine dair temel anlayışımızı kökten değiştiren birer taşın altına düşen gerçekleri gün yüzüne çıkardı.

Kaynak: Astronews

Paylaş