Son Dakika
APA üyesi David Anthony Hurst Jr.’den çarpıcı açıklamalar.
Genel

APA üyesi David Anthony Hurst Jr.’den çarpıcı açıklamalar.

20 Temmuz 2026 · 7 dk okuma · 3 görüntülenme · bekir

APA Üyesiyle Röportaj: David Anthony Hurst Jr.

Yazan: Smrutipriya Pattnaik

David Anthony Hurst Jr., Amerikan Psikoloji Derneği’nin (APA) önde gelen üyelerinden biridir ve çalışmaları, özellikle gelişim psikolojisi alanında önemli katkılar sağlamıştır. Kendisiyle gerçekleştirdiğimiz bu ropörtajda, kariyer yolculuğu, araştırmaları ve geleceğe yönelik vizyonları hakkında daha fazla bilgi edindik.

Hurst, erken yaşlardan itibaren insan davranışlarına olan ilgisiyle tanınır. Üniversite yıllarında psikoloji alanına yönelmesi, onun için bir dönüm noktası olmuştur. “İnsanların neden böyle davrandıklarını anlamak her zaman beni büyülemiştir,” diyor Hurst. Bu merakı, onu gelişim psikolojisine odaklanmasına ve farklı yaş gruplarındaki bireylerin bilişsel ve duygusal süreçlerini araştırmasına yönlendirmiştir.

Hurst’un çalışmaları, özellikle çocukluk dönemindeki travmaların yetişkinlik üzerindeki etkilerini anlamaya yönelik önemli bulgular içermektedir. Bu alandaki araştırmaları, erken müdahale programlarının önemini vurgulamakta ve psikolojik sorunların önlenmesi için daha kapsamlı stratejiler geliştirilmesine katkıda bulunmaktadır.

Hurst’un kariyerine baktığımızda, onun sadece bir araştırmacı değil, aynı zamanda topluma hizmet etmeye odaklanmış bir lider olduğunu görüyoruz. Çalışmaları, politika yapıcılar tarafından dikkate alınmakta ve ruh sağlığı hizmetlerinin iyileştirilmesi için önemli bir rol oynamaktadır.

Bu bağlamda, Hurst’un çalışmaları, 20. yüzyılın başlarında Sigmund Freud’un psikanalitik teorilerinin gelişimine benzer bir etki yaratmaktadır. Her iki düşünür de insan davranışının bilinçaltı süreçleri tarafından nasıl şekillendirildiğini anlamaya odaklanmıştır ve bu alandaki çalışmaları, modern psikolojinin temelini oluşturmuştur. Ancak, Hurst’un çalışmaları, Freud’un teorilerinden farklı olarak, daha ampirik verilere dayanmakta ve günümüzün bilimsel yöntemleriyle desteklenmektedir.

Hurst’un geleceğe yönelik vizyonu, ruh sağlığı hizmetlerinin herkes için erişilebilir hale getirilmesi üzerine odaklanmıştır. “Herkesin psikolojik refahına sahip olma hakkı vardır,” diyor Hurst. Bu hedefe ulaşmak için, eğitim programlarının geliştirilmesi, farkındalık kampanyalarının düzenlenmesi ve politika değişikliklerinin desteklenmesi gibi çeşitli girişimlerde bulunmaktadır.

David Anthony Hurst Jr.: Felsefenin ve Hayatın Kesişimi

David Anthony Hurst Jr., Guelph Üniversitesi’nde lisansüstü öğrencisi olup, ölüm felsefesi (thanatology) alanında daha fazla eğitim alma arzusundadır. Çalışmaları, yas ve kayıp psikolojisinden ötanazi ve MAiD (Medical Assistance in Dying – Tıbbi Yardımla Ölüm) içindeki etik ikilemlere kadar geniş bir uygulama alanına sahiptir; ayrıca intihar ve özfeda konularındaki tarihsel boyutları da inceler.

Felsefe sizi neden heyecanlandırıyor?

Felsefenin beni en çok etkileyen yönü, insan deneyiminin derinlemesine anlaşılmasını sağlayan arşiv niteliğidir ve zaman içinde nasıl değiştiğini görmemizi sağlar. Felsefenin pratik boyutu ise, sürekli olarak kavramları ve fikirleri titiz bir eleştiriyle sorgulayarak büyümeyi ve yeni perspektifler geliştirmeyi amaçlar.

Şu anda üzerinde çalıştığınız proje nedir?

Danışmanım Samantha Brennan ve ikinci okuyucum Maya Goldberg ile birlikte, Track 2 MAiD’in etik boyutları ile intiharın ahlaki olarak kabul edilebilirliği arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları vurgulayan bir analiz üzerinde çalışıyorum. Çalışmam ayrıca, intiharın etik ve yasal tanımları arasındaki farkı ortaya koyacak ve özfeda ve suçsuzluk kavramlarıyla ilişkisini inceleyecektir.

İş dışında neler yapmaktan hoşlanıyorsunuz?

Sanat dünyasına büyük ilgi duyuyorum ve sürekli olarak müzik üretiyorum. Numena adlı grubumla davul çalıyorum, Guelph Symphony Youth Orchestra’sında trompet çalıyorum, aynı zamanda bir rapçi ve prodüktörüm (The Hearse). Spor konusunda ise karma dövüş sanatlarına (MMA) tutkuluyum. University of Guelph’te varsity güreşçisiyim; 10th Planet Etobicoke’de mor kemerli jiu-jitsu sporcusuyum; Box and Lift Toronto’da boks yapıyorum ve Ajax MMA’da MMA antrenmanları yapıyorum.

Tüm zamanların en sevdiğiniz kitap hangisi? (Veya ilk 3). Neden? Kimlere tavsiye edersiniz?

1. sırada: “Can’t Hurt Me” – David Goggins. Bu kitabı, yazarın kendisini başarıya, büyüklüğe ve kişisel gelişime yönlendirme çabası nedeniyle seviyorum; bu çaba, kusurlarını kötü bir şey olarak görmek yerine öğrenilecek şeyler olarak görmeye çalışmaktadır. Bu kitabı, alışkanlıklarının ve bağımlılıklarının farkında olan ve hayatlarında büyük başarılara ulaşmak isteyen herkese tavsiye ederim.

2. sırada: “12 Rules for Life” – Jordan Peterson. Bu kitap, tutarlı ve uygulanabilir bir kişisel gelişim çerçevesi sunar; ilk aşamalarında sıkıcı görünse de, daha da ileri götürüldüğünde ve başkalarına yardım etmek için kullanıldığında önemli sonuçlar verir. Kendine olan sevgiyi geliştirmeye ve daha iyi bir insan olmak için kendini sorumlu tutmaya çalışan herkese bu kitabı tavsiye ederim.

3. sırada: “The Myth of Sisyphus” – Albert Camus. Bu kitap, hayatın absürtlüğünün ortasında anlam yaratma mesajını verdiği için takdir ediyorum. Hem bütüncül hem de gerçekçi bir yaklaşımla, acıyı kontrolü yeniden kazanmak ve istediğimiz hayatı yaratmak için bir fırsat olarak algılamamıza yardımcı olur. Hayata daha olumlu bir şekilde yaklaşmak isteyen ve mücadelelerimizi arzu ettiğimiz bir yaşamı yaratmanın basamakları olarak gören herkese bu kitabı öneririm.

İş dışında hedefleriniz ve beklentileriniz neler?

Bu yıl Royal Canadian Air Force’a katılmayı planlıyorum; amacım savaş pilotu olmak. Ülkeme olan hizmetim tamamlandıktan sonra, ticari pilotluk yapmaya devam edeceğim, grubumla müzik yapmaya devam edeceğim ve o yaşta kendimi gösterdiğim spor dallarında aktif olacağım. Bu yaşam evresinin ardından, siyah kemer alıp bir jiu-jitsu salonu açacak ve felsefe alanında doktora yapmak için üniversiteye geri döneceğim.

Sizin göre en çok abartılan/değerlendirilmeyen filozof kim?

Maurice Merleau-Ponty, değer görmediği için en çok abartılan filozumlardan biridir. Fenomenoloji, felsefe alanında pek aranan bir disiplin olmasa da, onun çalışmaları oldukça niş ve özellikle “The Phenomenology of Perception” adlı kitabı incelenmeye değerdir.

En sevdiğiniz alıntı nedir?
“Pusulalar sadece yön bulmak için değil, aynı zamanda hareket ile ilerleme arasındaki farkı anlamak içindir.” – Ben ait

Bu bölüm, APA Blog’un amacı, meslektaşlarımızı biraz daha yakından tanımaktır. Ofis içinde değil, aynı zamanda dışında da onları ilgilendiren konulara odaklanan APA üyelerinin profillerini yayınlıyoruz. Bu projeye katılmak isterseniz, kendinizi veya bir arkadaşınızı röportaj başvuru formunda aday gösterebilirsiniz.

Picture of Author
Smrutipriya Pattnaik

Smrutipriya Pattnaik, APA Blog’un Öğretim Editörü ve Syllabus Showcase Serisi Editörüdür. Gainesville, Florida’daki Santa Fe College’da yardımcı profesördür ve Hindistan Teknoloji Enstitüsü Indore’dan felsefe doktorasına sahiptir. Araştırmaları, modern krizler bağlamında ütopyacı hayal gücü ve siyasi düşünce üzerine odaklanmaktadır. Şu anda ilk kitabı olan Politics, Utopia, and Social Imagination üzerinde çalışmaktadır.

Kaynak: Apa Blog – American Philosophical Association

Paylaş