Son Dakika
Prematüre doğan çocuklar, okulda daha fazla zorluk yaşıyor.
Bilim

Prematüre doğan çocuklar, okulda daha fazla zorluk yaşıyor.

21 Temmuz 2026 · 9 dk okuma · 3 görüntülenme · Molekül Avcısı

Yeni bir araştırmaya göre, hamileliğin 32. haftasından önce doğan çocukların yarısından fazlası, beş yaşlarında okula başlamak için yeterince hazır değildi. Bu durum, çocuğun eğitim hayatının en başındaki temel öğrenme becerilerinin gelişimiyle ilgili önemli sorunlara işaret ediyor.

Bu araştırma, klinik uzmanları, öğretmenleri ve politika yapıcılarına, risk altındaki çocukları ve erken yaşamdaki değiştirilebilecek faktörleri göstererek yol göstermeyi amaçlıyor. Bu durum, “Çocuklar Cenneti” (1972) filmindeki karakterlerin yaşadığı zorluklara benzer bir tablo çiziyor, ancak bu kez daha geniş bir toplumsal bağlamda ele alınıyor.

Başlangıçta Geride

Araştırma, 2008 ile 2012 yılları arasında İngiltere’de doğan yaklaşık 16.000 prematüre çocuğun verilerini inceledi. Bu çalışma, iki farklı ulusal veri tabanını ilk kez bir araya getirdi. Bir veri tabanı, bebeklerin hastanedeki bakım kayıtlarını içerirken, diğeri ise o çocukların yıllar sonra elde ettiği okul başarılarını gösteriyordu.

Prematüre doğumun, atipik beyin gelişimine yol açan önemli bir faktör olduğu bilinmektedir, ancak bunun erken dönemdeki okul başarısı üzerindeki etkisi yeterince araştırılmamıştı. Oxford Üniversitesi’ndeki Profesör ve çalışma arkadaşları bu boşluğu doldurmayı hedeflediler.

Araştırmaya katılan çocukların yarısından fazlası, beş yaşlarında beklenen standartlara ulaşamadı. Bu standart, konuşma, dinleme ve erken okuma becerileri gibi temel yetenekleri kapsıyordu. Bu durum, o yaştaki çocukların ulusal ortalamasının yaklaşık 21 puan altında olmasına neden oldu. Bu eksiklik, daha sonraki resmi derslerde de devam etti.

Erken Doğum, Daha Fazla Risk

Bebeğin ne kadar erken doğduğu, dezavantajın boyutunu doğrudan etkiliyordu. Bu durum, özellikle hayatta kalma sınırında olan bebekler için çok daha belirgindi. 23 haftada doğan bebeklerin neredeyse tamamı (yaklaşık %90), okula başlamak için yeterince hazır değildi.

Diğer faktörler de göz önünde bulundurulduğunda bile, 23 veya 24 haftada doğan çocuklar, 31 haftada doğanlara göre hala yaklaşık üç kat daha fazla okulda geride kalma riski taşıyordu. Bu durum, “Hayat Ağacı” (1978) filmindeki karakterlerin karşılaştığı zorlukları akla getiriyor, ancak bu kez daha bilimsel bir yaklaşımla inceleniyor.

Çifte Yük

Verilerdeki ikinci önemli unsur, yoksulluktu. En zengin bölgelerden gelen çocuklara kıyasla, en yoksul mahallelerde yaşayan çocukların okulda geride kalma olasılığı çok daha yüksekti. Bu fark, bebeklerin ne kadar erken doğduğu ve sağlık durumları dikkate alındıktan sonra bile devam ediyordu. Araştırmacılar, bu durumu etkileyen tek bir faktör olduğunu tespit ettiler.

Beş yaşındaki çocukların, ücretsiz okul yemeklerinden yararlanma durumu, düşük gelirli hanelerin bir göstergesi olup, bu durumdaki çocukların beklenen gelişim düzeyine ulaşmama olasılığı neredeyse iki kat daha yüksektir.

Bu durum, doğum sırasında görülen ciddi beyin kanamasıyla aynı derecede olumsuz bir etkidir. Dr. Cheryl Battersby, “Çalışmanın en çarpıcı bulgularından biri, sosyal dezavantajın gelişim üzerindeki etkisinin, şiddetli beyin hasarı ile karşılaştırılabilir düzeyde olduğuuydu,” şeklinde açıklama yapmıştır.

Yoksulluğun İzleri

Dr. Battersby ve meslektaşları, bu eşitsizliğin nedenlerini anlamanın öncelikli bir hedef olması gerektiğini savunmaktadırlar.

Yoksulluk ile erken doğum arasındaki ilişki yeni bir bulgu değildir. Bu durum, aslında 1960’larda ortaya çıkan “kitchen sink realism” akımının, toplumun yoksul kesimlerinin yaşam koşullarını dürüstçe tasvir etme çabasının modern bir yansımasıdır.

Aynı gruptan yapılan başka bir çalışmada, bebeğin ne kadar erken doğduğunun ve yaşadığı mahallenin sosyoekonomik durumunun, yeni doğmuş beynin yapısında ölçülebilir farklılıklara yol açtığı bulunmuştur. Sosyal zorluklar ve erken doğum, gelişen beyin üzerinde ayrı yollarla etki göstermektedir.

Değişime Yönelik Hedefler

Çalışmada ölçülen bazı faktörlerin etkileri geri döndürülemez olabilir. Bir bebeğin ne zaman doğduğu ve cinsiyetinin belirlenemezken, erkek bebeklerin kızlara göre daha fazla zorlukla karşılaşma olasılığı daha yüksektir.

Ancak diğer faktörler üzerinde değişiklik yapmak mümkündür. Hamilelik sırasında sigara kullanımı, başarısızlık riskini artırmaktadır. Aynı şekilde, hastanede bakım gören bebeklerin sadece mama ile beslenmesi de bu riski yükseltmektedir.

Sadece mama ile beslenen bebeklerin, beş yaşlarında gelişimde geri kalma olasılığı, anne sütü alan bebeklere göre yaklaşık olarak bir buçuk kat daha yüksektir. Anne sütünün neden yardımcı olabileceğine dair bazı ipuçları bulunmaktadır. Bu durum, aslında 1920’lerde ortaya çıkan ve çocukların sağlıklı gelişimi için doğal yöntemleri vurgulayan “back to basics” hareketinin günümüzdeki bir yansımasıdır.

Aynı Edinburgh grubundan yapılan başka bir çalışmada, daha fazla anne sütü alan prematüre bebeklerin beyinlerinin yapısının, daha sonraki taramalarda full-term bebeklere daha yakın olduğunu gösterilmiştir. Bu durum, beslenmenin beynin dış tabakasında fiziksel bir iz bırakabileceğini göstermektedir. Ayrıca, yeni doğan bakım dönemindeki ciddi tıbbi sorunlar da önemli bir etkiye sahiptir.

Hazırlık Durumunu Etkileyen Faktörler

Çok Prematüre Doğumların Uzun Dönem Etkileri: Eğitim ve Sosyal Hayatta Görülen Dezavantajlar

Çocukluk döneminde görülen beyin hasarları, çok küçük bebeklerde sıkça rastlanan sindirim sistemi ve akciğer sorunları gibi durumlar, uzun vadeli riskler taşıyor. Doğum sonrası bazen uygulanan bir steroid ilacının da olumsuz sonuçlara yol açtığı belirtiliyor. Araştırmacılar henüz bu ilacın mı yoksa erken doğuma bağlı olarak ortaya çıkan ciddi rahatsızlıkların mı sorumlu olduğunu kesin olarak belirleyemedi.

Çocuklar, özellikle ilkbahar aylarında dünyaya gelerek, sonbaharda okula başlayan yaşıtlarına göre yaklaşık bir yıl daha geç okula başlıyor. Bu durum, beş yaşlarında gelişimsel eksikliklerin ortaya çıkma olasılığını önemli ölçüde artırıyor. Bu durumun pratik bir çözümü olarak, bazı çok prematüre bebeklerin okul hayatına bir yıl gecikmeli başlamalarının veya okula başladıklarında ek destek sağlanmasının faydalı olabileceği düşünülüyor. Bu durum, aslında “Çocuk İstismarı” filminin konusunu hatırlatıyor; burada da erken doğan bir çocuğun gelişimsel zorlukları ve bunların eğitim üzerindeki etkileri merkeze alınıyor.

Okuldan Öte: Sosyal Hayattaki Yansımalar

Bu araştırma, çocukların okul hayatındaki sorunların sadece okulda başlamadığını açıkça gösteriyor. Dört veya beş yaşlarında, büyük bir ulusal örneklemde neredeyse yarısında, resmi eğitimin henüz tam olarak başlamadan önce bile bu sorunlar gözlemlenebiliyor. Çok prematüre doğan bireylerin, genellikle yaşıtlarına göre daha düşük gelirlerle ve daha az iş güvenliğiyle karşılaştığı, uzun yıllar süren bir çalışmada da ortaya konulmuştu.

Erken Destek: Geleceği Şekillendirmek

Bu dezavantaj sadece okulda sınırlı kalmıyor. Erken dönemdeki gelişimsel farklılıklar, bu olumsuz gidişatın en belirgin şekilde görüldüğü ve potansiyel olarak değiştirilebileceği ilk aşamalardan birini oluşturuyor. “Veriler, prematüre doğan çocukların ilkokulda düşük başarı oranlarına sahip olduklarını gösterdi,” diyor Boardman. Bu durum, aslında “Stand By Me” filmindeki karakterlerin yaşadığı zorlukları da akla getiriyor; burada da erken yaşta yaşanan travmaların uzun vadeli etkileri merkeze alınıyor.

Araştırmada belirlenen risklerin hiçbiri kaçınılmaz değil. Çok erken doğan çocukların yaklaşık üçte biri, beklenen tüm gelişimsel aşamaları başarıyla tamamlıyor; bu da zorlu bir başlangıcın bir çocuğun geleceğini belirlemesine gerek olmadığına işaret ediyor.

Sigara Kullanımı ve Eğitim Başlangıç Yaşı Gibi Faktörlerin İncelenmesi, Daha İyi Sonuçlar Elde Edilebilecek Alanları Gösteriyor

Sigara kullanımı, bebek beslenme alışkanlıkları ve çocuğun okula başlama yaşı gibi değiştirilebilir faktörlerin belirlenmesi, daha iyi sonuçların mümkün olabileceği alanlara işaret ediyor. Bu çalışma, sigara kullanımının ve erken çocukluk dönemindeki diğer faktörlerin uzun vadeli sağlık etkileri hakkında önemli bilgiler sunuyor. Örneğin, “Çocuklar ve Sigaralar” adlı bu araştırma, sigaranın sadece yetişkinler değil, aynı zamanda bebekler ve çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerini de vurguluyor. Bu bağlamda, erken çocukluk döneminde sağlıklı alışkanlıkların teşvik edilmesi ve risk faktörlerinin azaltılması büyük önem taşıyor.

Bu araştırma, saygın bir bilimsel dergide yayınlanmıştır. Derginin adı burada belirtilmiştir.

Daha fazla bilgi için, ücretsiz olarak indirebileceğiniz ve ve Earth.com tarafından sunulan uygulamasını inceleyebilirsiniz. Bu uygulama sayesinde, çevre sorunları hakkında güncel bilgilere ulaşabilir ve sürdürülebilir bir yaşam tarzını benimsemek için pratik öneriler alabilirsiniz.

Kaynak: Earth

Paylaş