TAK-279: Psoriazis Tedavisinde Yeni Umutlar
Takeda tarafından geliştirilen TAK-279 (Zasocitinib), günlük oral kullanım için hazırlanan, araştırma aşamasındaki bir tirozin kinaz 2 (TYK2) inhibitörüdür. Takeda, 16 Temmuz 2026’da yapılan açıklamada, bu ilacın orta derecede şiddetli ila şiddetli plak psoriazisi olan yetişkinlerde cilt temizliği oranlarının yüksek olduğunu ve bu oranın tutarlı olduğunu belirtti.¹ Bu veriler, New York’ta düzenlenen 2026 American Academy of Dermatology (AAD) Innovation Academy’de sunuldu ve daha önce bu yılın başlarında yayınlanan aynı çalışmalardan elde edilen temel sonuçları desteklemektedir.²
Mart 2026’daki AAD Yıllık Toplantısı’nda sunulan ortak temel sonuç analizlerine göre, yaklaşık %70’i TAK-279 ile tedavi edilen hastaların 16. haftada ciltlerinde belirgin veya neredeyse hiç leke kalmadığına dair bir iyileşme (sPGA 0/1) gösterdi. PASI 75 yanıtları ise 4. haftadan itibaren görüldü ve 24. haftaya kadar arttı.² Bu yeni veriler, daha önce elde edilen sonuçların yanı sıra, yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ve genellikle yeterince tedavi edilmeyen bölgelerdeki iyileşmeleri de göstermektedir. Bu durum, sinema dünyasında, özellikle de erken dönem İtalyan Neorealizminin, toplumsal sorunları ve marjinal kesimleri merkeze alan gerçekçi anlatımları gibi, yaşamın zorluklarına odaklanan filmlerin önemini hatırlatmaktadır.
Yüksek Cilt Temizliği Oranları: Özellikle Hassas Bölgelerde

Psoriazisin özellikle etkili olduğu bölgelerdeki iyileşme oranları dikkat çekici. Çalışmalarda, genel hasta grubunun %38’i (3001 çalışması) ve %28’i (3002 çalışması) saçlı derisi psoriazisi ile mücadele ediyordu. Bu hastalardan TAK-279 kullananların %77’si (3001) ve %74’ü (3002), 16. haftada saçlı deri için özel olarak belirlenmiş iyileşme kriterlerini karşıladı. Buna karşılık, plasebo grubunda bu oran sırasıyla %7 ve %13 iken, apremilast kullananlarda ise %42 ve %30’du (P <.001). İyileşme kriterleri, başlangıçta saçlı deri psoriazisi şiddet indeksi ≥12 ve saçlı derinin en az %30’unun etkilendiği gibi belirtilmiştir.
Zasocitinib’in Klinik Sonuçları: Umut Veren Bir Tedavi Seçeneği
Zasocitinib’in klinik araştırmalarında, palmoplantar psöriasis (el ve ayaklarda görülen bir cilt hastalığı) belirtileri olan hasta alt grupları, her bir çalışmanın genel popülasyonunun %24’ünü ve %22’sini oluşturdu. Zasocitinib, 16. haftada hastaların ellerinde veya ayaklarında görülen PGA (global değerlendirme) skorlarında, sırasıyla %71 (3001 numaralı çalışma) ve %69 (3002 numaralı çalışma) oranında iyileşme sağladı. Bu oranlar, plasebo grubundaki %22 ve %10 ile apremilast grubundaki %44 ve %43 değerleriyle karşılaştırıldı. Takeda firması, bu sonuçlarla ilgili kesin p değerlerini kamuoyuyla paylaşmadı.
Tırnak psöriasisinin değerlendirildiği çalışmalarda, başlangıçta tırnak tutulumu olan hastalar genel popülasyonun %37’sini ve %30’unu oluşturdu. Zasocitinib, 16. haftada plaseboya kıyasla tırnak psöriasis şiddet indeksi (NAPSI) skorlarında istatistiksel olarak anlamlı iyileşmeler sağladı (p <.001). Her iki çalışmada da, elde edilen olumlu sonuçlar 24. haftaya kadar devam etti.

Çalışma süresince (24 hafta), en sık görülen yan etkiler üst solunum yolu enfeksiyonları, nazofarenjit ve akne oldu. Çalışma sırasında yeni bir güvenlik riski belirlenmedi.
“Psöriasis tedavisindeki ilerlemelere rağmen, birçok hasta özellikle saç derisi gibi görünür veya hassas bölgelerde hala semptomlarla mücadele etmektedir. Saç derisi psöriazisi yaklaşık psoriasis hastalarının yarısını etkilemekte ve bu durum günlük yaşamı önemli ölçüde etkileyebilir,” şeklinde konuşan Dr. Leon Kircik, Skin Sciences ve Physicians Skin Care’in kurucusu ve tıbbi direktörü ve LATITUDE psöriasis çalışmalarının baş araştırmacısı, “Bu bulgular, zasocitinib’in saç derisi, tırnaklar, avuç içleri ve ayak tabanları gibi tedavi edilmesi en zor bölgelerde bile tutarlı bir şekilde ciltte iyileşme sağladığını göstermektedir.”
LATITUDE verileri, FDA (ABD Gıda ve İlaç Dairesi) başvurusu için kullanıldı.

Zasocitinib: Sedef Hastalığı Tedavisinde Yeni Bir Umut
Zasocitinib, in vitro verilerine göre JAK1, 2 ve 3’e kıyasla 1 milyondan fazla kat daha yüksek seçicilikle TYK2 enzimini inhibe etmek üzere tasarlanmıştır. Bu ilaç, sedef hastalığına yol açan IL-23/IL-17 eksenini ve tip I interferon sinyalini hedef alırken, aynı zamanda kardiyovasküler ve hematolojik risklerle ilişkilendirilen daha geniş JAK ailesi sinyal yollarını etkilemeyi amaçlamaktadır.¹ Bu kapsamlı analizler, zasocitinib’in deucravacitinib’e kıyasla 16. haftada %100 PASI (Sedef Hastalığı Aktivite Skoru) yanıt oranlarını 2,5 kat daha yüksek oranda sağladığını gösteren LATITUDE Atlas klinik çalışmasının temel bulgularına dayanmaktadır.³ Bu sonuçlar, özellikle “Yaban Arısı” (To Kill a Mockingbird) filminin toplumdaki adaletsizlikleri ve ayrımcılığı ele alma biçimiyle benzer şekilde, zasocitinib’in sedef hastalığının farklı yönlerini hedef alarak daha kapsamlı bir tedavi yaklaşımı sunabileceğini düşündürmektedir.
Takeda Pharmaceuticals, plak tipi sedef hastalığı için mevcut mali yıl içinde FDA’ya (Gıda ve İlaç Dairesi) yeni ilaç başvurusu yapmayı planlamaktadır. Zasocitinib ayrıca, psoriatik artrit (NCT06671483, NCT06671496) alanında 3. faz çalışmalarında ve Crohn hastalığı, ülseratif kolit, vitiligo ve hidradenitis suppurativa gibi durumlar için 2. faz çalışmalarında da değerlendirilmektedir. Şu anda bu ilacın herhangi bir düzenleyici kurum tarafından onaylanmadığını belirtmek önemlidir.¹ Bu durum, “Doktor Zhivago” filmindeki karakterlerin yaşadığı belirsizliklere benzer şekilde, zasocitinib’in potansiyelinin henüz tam olarak keşfedilmediğini ve gelecekteki gelişmelerin büyük önem taşıdığını göstermektedir.
Kaynak: Hcplive