Böbrek Nakli Sürecinde Merkez Seçiminin Önemi Ortaya Çıktı
Massie, Donnelly ve Mankowski, böbrek nakli merkezlerinin seçimiyle ilgili olarak, bu seçimin hasta değerlendirme süreçlerini ve erişilebilirliği nasıl etkilediğini tartışıyorlar.
Bir hastanın böbrek transplantasyonu için başvurusu, nefrologların (böbrek hastalıkları uzmanı) görevinin sadece başlangıcıdır. NYU Langone’dan yapılan yeni bir araştırmaya göre, 720.000’den fazla böbrek transplantasyonu için başvuruda bulunan hastadan neredeyse yarısı, değerlendirme sürecine hiç başlamadı. Hastaların bu süreçte ilerlemesinin en önemli belirleyicilerinden biri ise, başvurdukları nakli merkez.
“Öğrendiğimiz şey şu ki, tüm nakli merkezleri aynı değildir ve aslında, bir hastanın gerçekten transplantasyona ulaşabilmesi için en önemli faktörlerden biri başvurulan merkezdir,” NYU Langone’daki Cerrahi ve Toplum Sağlığı Bölümleri’nde doçent olan Allan B. Massie, HCPLive ile yaptığı röportajın ikinci bölümünde belirtti. Bu durum, “Citizen Kane” filmindeki farklı karakterlerin, Rosebud’a ulaşmak için yaptıkları çabaları anımsatıyor; her birinin yolu farklı olsa da, hedef aynı.
Nefrologlar için, özellikle birden fazla transplantasyon programının bulunduğu büyük şehirlerde çalışanlar için, Massie’ye göre, başvuru yapılacak merkez seçimi önemli bir klinik karardır. Araştırmacılar, nakli merkezlerinin hastaları değerlendirme süreçlerinde önemli farklılıklar gösterdiğini tespit ettiler. Bu durum, merkezin iş akışı, mevcut kaynaklar ve hasta desteği gibi faktörlerin, başvurulan hastaların nihayetinde bekleme listesine dahil edilip edilmeyeceğini etkileyebileceğini düşündürmektedir.
“Hastayı hangi nakli merkeze yönlendirdiğiniz konusunda bilgi sahibi olmanız önemlidir, çünkü bu gerçekten bir fark yaratır,” NYU Langone’daki Cerrahi Bölümü’nde araştırma asistanı doçenti olan Michal A. Mankowski ifade etti. Bu durum, “Şehirlerarası” filmindeki farklı karakterlerin, kendi çıkarları doğrultusunda şehri şekillendirme çabalarını anımsatıyor; her birinin eylemi, şehrin genel yapısını etkilemektedir.
İlgili Haber: Böbrek Nakli Değerlendirmesine Ulaşan Hastaların Yüzdesi Neden Bu Kadar Düşük?
Böbrek Nakli Sürecinde Yaşanan Kayıpların Detaylı Analizi: Epic Cosmos Verileriyle Yeni Bulgular
Massie, Conor Donnelly, MD, Michal Mankowski, PhD ve çalışma arkadaşları, 1850 hastaneden elde edilen 300 milyondan fazla elektronik sağlık kaydını içeren devasa bir veri tabanı olan “Epic Cosmos”u analiz ettiler. Bu kapsamlı çalışma, böbrek nakli sürecinde hastaların hangi aşamalarda süreçten ayrıldığını anlamak için şimdiye kadar yapılan en büyük ve en detaylı kohort çalışmasıdır. Bulgular, sağlık profesyonellerine bu karmaşık süreçte karşılaşılan zorlukları daha iyi anlamaları ve hasta bakımını iyileştirmek için stratejiler geliştirmeleri açısından önemli bilgiler sunmaktadır.
Çalışmaya dahil edilen 720.348 adaydan ortalama yaş 55 yıl olup (çeyrekler arası aralık [IQR], 42-64), %47’si beyaz, %52’si erkek, %87’si İngilizce konuşan ve %85’inin şehirlerde yaşadığı tespit edildi. Bu demografik bilgiler, çalışmanın sonuçlarının farklı hasta grupları için nasıl geçerli olduğunu anlamak açısından önemlidir.
Araştırmanın bulguları, böbrek nakli sürecinde önemli bir oranda hastaların süreçten ayrıldığını göstermektedir. Bu durum, özellikle sağlık sistemlerinin kaynaklarını daha verimli kullanması ve hasta bakımını iyileştirmesi gereken alanları belirlemesi açısından önemlidir. Bulgular, “Çalışmaya dahil edilen hastalardan ortalama %X’i (sayı belirtilmeli) sürecin başlarında kaybediliyor” şeklinde ifade edilebilir.
Çalışmaya dahil olan hastalardan, değerlendirmeye başlayanların süreçten ayrılmadan önce geçen ortalama süre iki ay olup (1-4 ay arasıdır). Değerlendirme aşamasına başlayan hastaların ise nakil listesine alınana kadar geçen ortalama süre dört aydır (2-9 ay arasıdır). Bu veriler, sürecin farklı aşamalarında karşılaşılan gecikmeleri anlamak ve bu gecikmeleri azaltmak için stratejiler geliştirmek açısından önemlidir. Bu durum, özellikle “Aşkın Sessizliği” gibi filmlerdeki karakterlerin yaşadığı uzun bekleyişleri hatırlatmaktadır; ancak burada söz konusu olan hayat kurtarıcı bir tedavi olması nedeniyle aciliyeti daha fazladır.
Değerlendirmeye alınmayan hastaların nedenlerinin kaydedildiği merkezlerde, en sık karşılaşılan sebepler arasında nakil kriterlerini karşılamama veya uygun aday olmama (%18), hasta kararı (%13), hastayla iletişime geçilememesi (%12), finansal veya sigorta sorunları (%7) ve ölüm (%4) yer almaktadır. Bu bulgular, sağlık profesyonellerinin hastalarla daha etkili bir iletişim kurması, finansal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi ve hasta ömrünü uzatacak önleyici tedbirlerin alınması gerektiğini göstermektedir.
Araştırmacılar ayrıca, nakil değerlendirmesine başlamanın olasılığını azaltan bazı hasta özelliklerini de belirlediler. Bekar olan hastalar (göreceli risk [RR], 0.94; %95 güven aralığı [CI], 0.93-0.94), şiddetli obeziteye sahip olanlar (RR, 0.70; %95 CI, 0.69-0.72) ve kırsal bölgelerde yaşayanlar (RR, 0.98; %95 CI, 0.97-1.00) daha az olasılıkla değerlendirmeye başlamışlardır. Ayrıca, düşük hacimli nakil merkezlerinde transplantasyon oranlarının da daha düşük olduğu gözlemlenmiştir (RR, 0.92; %95 CI, 0.88-0.96). Bu bulgular, sağlık politikalarının bu risk faktörlerini dikkate alarak düzenlenmesi ve tüm hastaların eşit erişim fırsatlarına sahip olması gerektiğini vurgulamaktadır.
Donnelly’e göre, bu bulgular, nakil sürecinden önce ayrılma olasılığı en yüksek olan hastaları belirlemeye yardımcı olmaktadır. Bu bilgi, sağlık profesyonellerinin kaynaklarını daha etkili bir şekilde kullanmasına ve hasta bakımını iyileştirmesine olanak tanımaktadır.
Organ Nakli Sürecinde Eşitsizlikler ve Çözüm Önerileri
“Çalışmamız, sistemin içinde kaybolmaya çok yatkın hasta alt gruplarını ortaya koyuyor,” diye belirtti Donnelly HCPLive’a yaptığı açıklamada. “Özel sağlık sigortası olmayan, obez, komorbid hastalıklara sahip bir hastayı nakil merkezine yönlendirdiğinizde, bu hastaların sistemin içinde kaybolma olasılığı çok yüksektir ve muhtemelen onlara destek sağlanması gerekiyor.”
Organ nakli değerlendirme süreci de başlı başına önemli engeller içerebilir. Hastalar genellikle aylarca testlere, görüntülemelere, kanser taramalarına ve tekrarlanan klinik ziyaretlerine katılırken aynı zamanda diyaliz tedavisine devam ederler; bu durum, hastaların bekleme listesine ulaşmadan önce bile sürecin içine dahil olmaktan vazgeçmelerine yol açabilecek birçok fırsat yaratır. Donnelly, finansal, ulaşım ve lojistik engellerle başa çıkmada yardımcı olacak daha erken dönemde destek sağlanmasının, daha fazla hastanın değerlendirme sürecini başarıyla tamamlamasına yardımcı olabileceğini öne sürdü. Bu yaklaşım, aslında 1920’lerin sessiz filmlerinde kullanılan intertitllere benzer bir şekilde, karmaşık bilgileri basitleştirerek ve erişilebilir hale getiriyor.
Çalışma, organ nakli sürecindeki ilerleme üzerinde hasta ve merkez düzeyindeki çeşitli faktörleri belirlemiş olsa da, Massie’nin belirttiğine göre en önemli bulgulardan biri, bu engellerin zaman içinde nasıl biriktiğiydi. Bu durum, “Yol” (1967) filminde, Vietnam Savaşı’nın bireyler üzerindeki yıkıcı etkilerini gösteren gibi, görünüşte küçük olayların bile zamanla büyük sonuçlara yol açabileceğini hatırlatıyor.
“Öğrendiğim en ilginç şeylerden biri, listede yer almak için tüm bu aşamaların üstesinden gelinmesi gerektiği. Bu gerçekten de birikimli bir süreç,” dedi Massie. “Eğer etnik köken olarak azınlık gruplarına mensup veya sosyoekonomik olarak dezavantajlı olan veya başka sorunları olan hastalara bakarsanız, her aşamada ilerleme riskinde çok hafif bir fark olabilir, ancak hepsi toplandığında bu, muazzam bir farka yol açar.”
Araştırmacılar, sadece bekleme listesine ulaşan hastalar yerine, organ nakli sürecinin en erken dönemlerine odaklanmanın önemini vurguladılar; çünkü burada en büyük hasta kaybı yaşanmaktadır. Bu yaklaşım, “Ayrılık” (1968) filminde, savaşın aileler üzerindeki etkilerini gösterdiği gibi, ihmal edilen veya göz ardı edilen ilk aşamaların bile uzun vadeli sonuçları olabileceğini hatırlatıyor.
“Eğer hastalar için adil bir sistem yaratmak istiyorsak, bu erken aşamalara da dikkat etmeliyiz,” dedi Massie. “Hastalar burada kaybediliyor.”
Organ Nakli Bekleyen Hastalar İçin Yeni Yaklaşım
Araştırmacılar, organ nakli için uygun olabilecek daha fazla hastanın tespit edilmesine yönelik önemli bir çalışmanın sonuçlarını açıkladı. Çalışmaya katılan hastalardan bazılarının, değerlendirme sürecinin başlarında elendiği belirtilirken, bu durumun hasta takibinin ve yönlendirilmesinin iyileştirilmesiyle çözülebileceği vurgulandı.
Manowski, “Şu anda organ nakli bekleyen listede olması gereken çok daha fazla insan olduğuna inanıyoruz. Değerlendirme sürecine başvuran hastalardan önemli bir bölümünün, süreci tamamlamadan elendiğini görüyoruz,” şeklinde konuştu. Bu durum, hasta takibinin ve yönlendirilmesinin iyileştirilmesiyle çözülebilecek bir sorun olduğunu gösteriyor. Bu yaklaşım, özellikle erken dönemde doğru şekilde yönlendirilen hastaların organ nakli listesine dahil edilme olasılığını artırabilir.
Bu çalışma, aynı zamanda sinema dünyasında da benzer bir paralelliğe sahip. Örneğin, Vittorio De Sica’nın “Bicycle Thieves” (Hırsızlar) filmi, savaş sonrası İtalya’da yoksullukla mücadele eden bir adamın hikayesini anlatırken, karakterin umutsuzluğunu ve hayatta kalma mücadelesini etkileyici bir şekilde gözler önüne seriyor. Benzer şekilde, bu araştırmanın odak noktası olan hastaların da, organ nakli için uygun olup olmadıklarına dair erken dönemde yapılan değerlendirmelerin, onların yaşamlarını önemli ölçüde etkilediği anlaşılıyor.
Editor’s Note: Donnelly, Mankowski ve Massie, ilgili herhangi bir çıkar çatışması beyan etmemektedir.
Suneel Udani, MD
Richard E. Pratley, MD; Vivian Fonseca, MD, FRCP

Andrew Alexis, MD, MPH; Leon Kircik, MD
SriniVas Sadda, MD, FARVO; Nathan Steinle, MD
Johann Gudjonsson, MD, PhD; Christopher Bunick, MD, PhD
Suneel Udani, MD
Jeffrey Gudin, MD; Jeffrey Bettinger, PharmD
Ramiro Maldonado, MD; Rebecca Nelson, MS, CGC; Robert A. Sisk, MD, FACS, FASRS
Jerry Bagel, MD, MS
Dante Pieramici, MD, FASRS; Dean Eliott, MD; Robin A. Vora, MD; Charles C. Wykoff, MD, PhD, FASRS
Jason Kellogg, MD; Gus Alva, MD, DFAPA; Melanie Barrett, MD; Yvette Elpidio, MSN, FNP-C
Mark R. Barakat, MD, FASRS; David Eichenbaum, MD, FASRS
Douglas DiRuggiero, DMSc, MHS, PA-C; Lakshi Aldredge, MSN, ANP-BC, DCNP, FAANP
Jean M. Elwing, MD, FCCP; Russel Hirsch, MD; John F. Morehous, MD
Jean M. Elwing, MD, FCCP; Russel Hirsch, MD; John F. Morehous, MD
Jean M. Elwing, MD, FCCP; Russel Hirsch, MD; John F. Morehous, MD
Andrew F. Alexis, MD, MPH; Chesahna Kindred, MD, MBA, FAAD
Dilsher Dhoot, MD, FASRS; Jordana G. Fein, MD, MS; Deep Parikh, MD; Xiao-Yi (Ellie) Zhou, MD
Gus Alva, MD, DFAPA; Ilan Melnick, MD
Edgar V. Lerma, MD; Anuradha Lala-Trindade, MD
Hadar Lev-Tov, MD; Martina Porter, MD
Jennifer Green, MD; Diana Isaacs, PharmD, BCPS, BCACP, BC-ADM, CDCES, FADCES, FCCP
Nihar R. Desai, MD, MPH; Martha Gulati, MD, MS, FACC, FAHA, MASPC, FESC, FSCCT (hon), FRCP Edin
SriniVas R. Sadda, MD, FARVO; Mark R. Barakat, MD, FASRS; David A. Eichenbaum, MD, FASRS
Stephen C. Pflugfelder, MD; Cecelia Koetting, OD, FAAO, DipABO
Gerald Bernard Appel, MD; Ellie Kelepouris, MD, FACP, FAHA
Anne M. Connolly, MD, FAAN; Amy Moore, PhD

Zarazuela Zolkipli-Cunningham, MBChB, MRCP; Mary Kay Koenig, MD; Perry Shieh, MD, PhD, FAAN, FANA
James F. Howard Jr, MD, FAAN
Basil T. Darras, MD
Karissa Gable, MD
Basil Williams, MD; Maura Di Nicola, MD
Elizabeth Burgener, MD; Leah A. Cohen, MD; William R. Hunt, MD, FAAP, FACP, FSSCI
Jae Park, MD
Jessica Oswald, MD, MPH; Jeremy A. Adler, DMSc, PA-C; Amanda Nasser, MS, NP
James F. Howard Jr, MD, FAAN; Katherine Ruzhansky, MD, MS
John Kitchens, MD; Michael W. Stewart, MD
Hanford Yau, MD; Stephen J. Greene, MD
Jonathan Barratt, PhD, FRCP; Brendon L. Neuen, MBBS, PhD, MSc
Rahul Gosain, MD, MBA; Rohit Gosain, MD; Rutika Mehta, MD, MPH
Rahul Gosain, MD, MBA; Rohit Gosain, MD; Geoffery Ku, MD; Shruti Patel, MD
Vinay K. Puduvalli, MD; Manmeet Ahluwalia, MD, MBA, FASCO; Girish Dhall, MD
John Koo, MD; T.J. Chao, MPAS, PA-C
Ilan Melnick, MD; Linda Collado, MD, DABPN, FAPA; Maria Collado, MD, FAPA
Uzman Ekip Hakkında Bilgiler
Deep Parikh, MD
Dilsher S. Dhoot, MD, FASRS
Shazia Nakhoda, MD; Shruti Gupta, MD, MPH; Anitha Varghese, MSN, APRN, AGPCNP-C
Millie Das, MD; Wade Iams, MD, MSCI; Ruham Nasany, MD
Matthew Heeney, MD; Deepika S, Darbari, MD
Matthew Heeney, MD; Biree Andemariam, MD
Matthew Heeney, MD; Biree Andemariam, MD
Steven Fein, MD

Erin D. Michos, MD, MHS; Nihar Desai, MD, MPH
Abigail Schwaede, MD; Alexis Lizarraga, MD, MS
Michelle Petri, MD, MPH; Shivani Garg, MD, PhD
Michelle Petri, MD, MPH; Shivani Garg, MD, PhD
Rachel N. Grisham, MD
James F. Howard Jr, MD, FAAN; Tuan Vu, MD
Jordan E. Axelrad, MD, MPH, FACG
Jordan E. Axelrad, MD, MPH, FACG
Patricia Junquera, MD; Maria Collado, MD; Erin C. Crown, MHSPAS, PA-C, Psych-CAQ
James F. Howard Jr, MD, FAAN; Tuan Vu, MD
Uday Devgan, MD, FACS, FRCS
Juan D. Oms, MD, FAPA; Linda Collado, MD, DABPN, FAPA; Ginger Shupe, MD
Stephen J Greene, MD; Anuradha Lala-Trindade, MD
Pam R. Taub, MD, FACC, FASPC; Payal Kohli, MD, FACC
Mile Brujic, OD, FAAO; Pierce Kenworthy, OD, FAAO; Blair Lonsberry, MS, OD, MEd, FAAO
Matthew Heeney, MD; Biree Andemariam, MD
Matthew Heeney, MD; Biree Andemariam, MD
Michelle Petri, MD, MPH; Shivani Garg, MD, PhD
Michelle Petri, MD, MPH; Shivani Garg, MD, PhD
Carl J. Danzig, MD, FASRS
Rahul Gosain, MD, MBA; Rohit Gosain, MD
Charu Aggarwal, MD, MPH, FASCO; Erminia Massarelli, MD, PhD, MS; Ruham Nasany, MD
Jason Kellogg, MD; Gus Alva, MD, DFAPA; Melanie Barrett, MD; Yvette Elpidio, MSN, FNP-C
Gus Alva, MD, DFAPA; Ilan Melnick, MD
Kaynak: Hcplive