Pennsylvania’daki veri merkezi geliştiricileri, her yıl yollara 14 milyon araca eşdeğer sera gazı emisyonu yaratan en az yedi yeni doğal gazla çalışan enerji santraline güvenmeyi planlıyor. Bu durum, yeni bir rapor tarafından ortaya konuldu.
Environmental Integrity Project’in (EIP) raporuna göre, bu santraller yılda yaklaşık 68 milyon ton karbondioksit eşdeğeri emisyonuyla, küresel ısınmayı yavaşlatma çabalarına rağmen sera gazı emisyonlarında önemli bir artışa yol açacak. Bu durum, Pennsylvania’nın 2022 yılındaki emisyonlarını %24 oranında artıracak.
Pennsylvania ve Amerika Birleşik Devletleri’nin diğer bölgelerinde planlanan bu enerji santralleri, genellikle “sayaç arkası” olarak adlandırılır ve doğrudan veri merkezlerine elektrik sağlamak için kullanılır. Bu yaklaşım, veri merkezlerinin evler ve işletmeler gibi diğer kullanıcılarla rekabet etmek zorunda kalmadan enerji almasını sağlar. EIP’nin “Yapay Zekanın Gücü” başlıklı raporu, 100 megawatt veya daha fazla kapasiteye sahip büyük santrallere odaklanmıştır. Pennsylvania’da planlanan santraller toplamda yaklaşık 14 gigawatt elektrik üretecek.
Bu durum, antik Mısır’daki Nil Nehri’nin sulama sistemlerinin gelişimine benzer bir durumu akla getiriyor. Antik Mısırlılar, tarım alanlarını sulamak için karmaşık kanallar ve bentler inşa etmişlerdi. Bu altyapı, verimliliği artırmış ve daha fazla ürün elde edilmesini sağlamıştı. Ancak, bu gelişmiş sistemlerin inşası ve bakımı önemli kaynaklar gerektiriyordu ve bazen beklenmedik sonuçlara yol açabiliyordu. Benzer şekilde, veri merkezlerinin enerji ihtiyaçlarını karşılamak için planlanan yeni santrallerin de çevresel etkileri dikkatle değerlendirilmelidir.
Veri Merkezleri ve Çevresel Etkiler: Yeni Rapor, Endişeleri Artırıyor
Amerika Birleşik Devletleri’nde veri merkezi projelerinin sayısının artmasıyla birlikte, bu gelişmelerin çevreye ve halk sağlığına zarar vereceği yönündeki endişeler de yükseliyor. Bu durumla ilgili olarak yayınlanan yeni bir rapor, ülkenin sera gazı emisyonlarında önemli bir artışa işaret ediyor ve özellikle elektrik tüketimindeki büyük artışın neden olduğu sorunlara dikkat çekiyor.
Doğal gaz açısından zengin olan Pensilvanya eyaleti, teknoloji şirketlerinin ilgisini çekiyor. Bu şirketler, bölgedeki bol miktardaki doğal gaz kaynaklarına yakın veri merkezleri inşa etmeyi planlıyorlar. Ancak, eyaletin fosil yakıt çıkarma geçmişi nedeniyle bazı sakinler bu planlara şüpheyle yaklaşıyor.
Raporun 44 sayfalık bölümünde, “Bu doğal gaz santralleri hem iklimimiz için ciddi riskler oluşturuyor, hem de yakınındaki toplulukların sağlığı ve refahı üzerinde olumsuz etkilere yol açabiliyor” deniliyor. Ayrıca, yapay zeka yatırımlarının, Amerika Birleşik Devletleri’nde büyük bir veri merkezi inşa furyasının ve aynı zamanda “kirli” doğal gaz santrallerinin sayısının artmasına neden olduğu vurgulanıyor.
Veri Merkezi Koalisyonu adlı sektör kuruluşu temsilcisi Aaron Tinjum, Pensilvanya’daki yedi santralin yılda 68 milyon ton sera gazı emisyonuna yol açıp açmayacağını doğrulamadı. Ayrıca, planlanan santrallerin yakınındaki toplulukların sağlığı ve refahı üzerindeki potansiyel olumsuz etkilerle ilgili bir soruya yanıt vermedi. Ancak, sektörün “önemli yatırımlar” yaptığı temiz enerjiye ve “yeni nesil” teknolojilere vurgu yaptı.
Tinjum’un verdiği bilgilere göre, veri merkezleri 2024 yılında sözleşmeli rüzgar ve güneş enerjisi kapasitesinin yarısını oluşturdu. Bu veriler, S&P Global tarafından yapılan araştırmalara dayanıyor. Bu durum, veri merkezlerinin temiz enerjiye olan talebinin giderek arttığını gösteriyor.
Bu gelişmeler ışığında, antik dönemlerde bile doğal kaynakların kullanımı ve bunun çevresel etkileri üzerine düşünmek önemlidir. Örneğin, Roma İmparatorluğu’nun genişlemesi sırasında ormansızlaşma ve madencilik faaliyetleri, toprak erozyonuna ve su kaynaklarının kirlenmesine yol açmıştır. Bu durum, imparatorluğun uzun vadeli sürdürülebilirliği üzerinde ciddi bir baskı yaratmıştır. Günümüzde de benzer sorunlarla karşı karşıyayız ve dikkatli planlama ile sürdürülebilir çözümler bulmak gerekiyor.
Elektrik Şebekesi Planlaması ve Veri Merkezleri: Yeni Bir Raporun Bulguları
“Elektrik şebekesinin planlanması ve yönetimi nihayetinde elektrik şirketlerinin, şebeke operatörlerinin ve düzenleyici kurumların sorumluluğundadır. Ancak bu koalisyon, tüm müşteriler için uygun fiyatlılığı, güvenilirliği ve modern ekonomik büyümeyi destekleyen çözümleri teşvik etmek amacıyla aktif bir ortak olarak yer almıştır” dedi.
Pennsylvania’da, raporda incelenen en büyük “arka taraftaki” enerji santrali, Pittsburgh’un doğusundaki Indiana County’de bulunan eski kömür yakıtlı Homer City Enerji Santrali’dir. Bu tesis, yılda 17,5 milyondan fazla ton CO2 eşdeğerli emisyon üretmektedir. Tamamen doğal gazla çalıştırılırsa, 4,7 GW güce ulaşarak ülkenin en büyük enerji santrallerinden biri haline gelecektir. Kömür yakıtlı olarak faaliyet gösteren Homer City Enerji Santrali, 2023 yılında kapatılmıştır.
Beaver County’deki Shippingport tesisinde ise, Homer City tesisine göre daha fazla sera gazı emisyonu (yılda 21,1 milyon ton) bulunmaktadır. Ancak bu tesisin üretim kapasitesi, 3,6 GW ile Homer City tesisinden düşüktür. Raporda belirtildiği gibi, Pennsylvania’daki bu yedi enerji santrali bir araya geldiğinde, üretilecek sera gazı miktarı, eyaletteki otomobiller ve kamyonetlerin sayısını ikiye katlayacak düzeydedir. Bu durum, 1920’lerde Türkiye’de yaşanan büyük şehirleşme hareketinin neden olduğu trafik yoğunluğu sorununu akla getirmektedir; o dönemde de artan araç sayısı, hava kirliliğini önemli ölçüde etkilemişti.
Pennsylvania’nın veri merkezi geliştiricileri için cazibesi, dünyadaki en büyük doğal gaz rezervlerinden biri olan Marcellus Havzası üzerinde yer almasına bağlanmaktadır. Eyalet, ABD’deki doğalgaz üretiminde Texas’ın ardından ikinci sırada yer almaktadır.
Ülke genelinde, veri merkezi sektörünü beslemek üzere planlanan en az 74 doğal gazla çalışan enerji santrali bulunmaktadır (bunların neredeyse tamamı yenidir). Bu tesisler, yılda 662 milyon ton sera gazı emisyonuna neden olacak ve bu miktar, Avustralya’nın yıllık emisyonlarına eşittir veya yollara ek olarak 140 milyon otomobil ve kamyon getirilmesine denk gelir. Çalışmada tespit edilen enerji santralleri bir araya geldiğinde, üretilecek elektrik miktarı, Kaliforniya’nın kullandığı elektriğin üç katı olacaktır.
Bu haber, sizin gibi okuyucular tarafından desteklenmektedir.
Raporun kapsamındaki bitkilerden yaklaşık yarısı, Teksas’ta bulunacak. Ayrıca, 20 tanesi ise Pensilvanya, Ohio ve Batı Virginia’yı kapsayan Ohio Nehri Vadisi’nde inşa edilecek.
Hem ulusal hem de eyalet düzeyindeki tahminlerin, sorunun boyutunu tam olarak yansıtmadığı belirtiliyor. Çünkü bu anket sadece büyük, özel enerji santrallerini kapsıyordu. Pensilvanya’da, çeşitli aşamalarda (planlama, onay, inşaat vb.) olan 66 veri merkezi projesi bulunuyor. Bu projelerden bazıları, EIP tarafından yapılan ankette yer almayan, daha küçük ölçekli (<100 MW) enerji santrallerini içerebilir.
Pensilvanya merkezli Clean Air Council adlı sivil toplum kuruluşunun yürütücü direktörü Alex Bomstein, önerilen Homer City santralinin, tamamlandığında eyaletteki en büyük kirlilik kaynağı olacağını ifade etti. Bu durum, aslında antik dönemlerde bile benzer bir durumla karşılaşıldığını gösteriyor. Örneğin, Roma İmparatorluğu’nda, özellikle sanayi merkezlerinde (örneğin, madenler veya fırınlar) hava ve su kirliliği önemli bir sorun teşkil ediyordu ve bu da halk sağlığını olumsuz etkiliyordu.
Santenin çalışması için gerekli olan doğal gazın elde edilmesi, yaklaşık her beş yılda bir 250 yeni sondaj kuyusunun açılmasını gerektirecek. Bu durum, yer altı su kaynaklarının kirlenme riskini artırıyor ve halk sağlığına yönelik tehlikeleri de beraberinde getiriyor. Bomstein, “Bu, Pensilvanya, Ohio ve Batı Virginia’daki mahallelerin her birine yapılan 250 yeni zehirli müdahaledir ve santral faaliyet gösterdiği sürece bu durum devam edecektir” dedi.
Bomstein, EIP raporunun tanıtıldığı basın toplantısında yaptığı açıklamada, bu durumun uzun vadeli etkilerini vurguladı. Bu tür büyük ölçekli projelerin çevresel ve sosyal etkileri, dikkatle değerlendirilmesi gereken karmaşık bir konudur.
Yapay Zeka Veri Merkezlerine Karşı Tepkiler Artıyor
Pennsylvania Valisi Josh Shapiro’nun yönetimi ve yapay zeka veri merkezi sektörüne yönelik eleştiriler yükseliyor. Eleştirmenler, bu projelerin toplumun tepkileri göz ardı edilerek ilerletildiğini savunuyor.
Bomstein, “Bu sektörün ve Pennsylvania Valisi Josh Shapiro’nun yönetiminin, toplumsal muhalefete rağmen veri merkezlerini teşvik ettiğini” iddia etti. Shapiro ise, veri merkezi geliştiricilerinin kendi enerji kaynaklarını sağlamaları ve projeleri hakkında kamuoyunu bilgilendirmeleri gerektiğini belirtmişti.
Bomstein, “Bu durumun Indiana County’ye ve Amerika Birleşik Devletleri’ne ne gibi faydalar sağladığını anlamak zor” dedi. Ayrıca, “Kamuoyunun yapay zeka veri merkezlerine talep duymadığını ve bu devasa tesislerin toplumda geniş bir muhalefetle karşılandığını” vurguladı. Bomstein, “Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşanan siyasi kutuplaşmanın hakim olduğu dönemde, ortak paydamızın bu devasa veri merkezlerine yönelik muhalefet olduğunu” ifade etti.
Rapor ayrıca, yapay zeka veri merkezlerinin ve bunlara ait enerji santrallerinin genellikle düşük gelirli topluluklarda inşa edildiğini ortaya koydu. Bu bölgelerde genellikle kamu sağlığı ve çevresel koşullar zaten olumsuz etkilenmiş durumda bulunuyor. EIP’nin yürütme direktörü Jen Duggan, “Bu tesislerden kaynaklanan hava kirliliği ve partikül madde oranlarının artması, mevcut sağlık eşitsizliklerini daha da kötüleştirebilir” uyarısında bulundu. Ayrıca, planlanan enerji santrallerinin yaklaşık %90’ının, ortalama yaşam beklentisinin ülke genelindeki ortalamanın altında olduğu bölgelerde yer aldığı belirtildi.
Jen Duggan, “Toplulukların, bu tesislerin inşa edilip edilmemesi konusunda kendi kararlarını verebilmeleri için izin verilmesi gerekiyor” dedi. Ayrıca, eğer bu tesisler inşa edilecekse, doğal gaz veya kömür yerine rüzgar veya güneş enerjisi ile desteklenmeli ve batarya depolama sistemleri kullanılmalıdır. Bomstein, “Doğal gaz sürekli olarak yüksek maliyetlere yol açar ve kaynakları sınırlıdır, hatta Pennsylvania gibi bölgelerde bile. Sonuçta güneş enerjisine geçilmesi kaçınılmazdır” dedi.
Jen Duggan da bu görüşe katılarak, “Geleceğin teknolojisinin geçmişin kirli fosil yakıtlarıyla çalıştırılması mantıklı değil” şeklinde konuştu. Bu durum, antik Mısır’da kullanılan basit su değirmenlerinin, daha sonraki dönemlerde gelişmiş rüzgar enerjisi sistemlerine dönüşümünü anımsatıyor. Her iki durumda da, enerji ihtiyacını karşılamak için mevcut kaynaklar kullanılıyor, ancak teknolojik gelişmelerle birlikte daha sürdürülebilir çözümler benimseniyor.
Gizemli Uygarlıkların İzinde: Yeni Keşifler Işık Tutuyor
Arkeologlar, son yıllarda gerçekleştirdikleri kazılarda, insanlık tarihine yeni sayfalar açacak önemli bulgulara ulaştılar. Bu keşifler, antik uygarlıkların yaşam biçimleri, inançları ve teknolojik gelişmeleri hakkında daha fazla bilgi edinmemizi sağlıyor.
Örneğin, Mısır’ın batısında bulunan Deir el-Bahri bölgesindeki kazılarda, firavunlar dönemine ait tapınak kalıntıları ve heykeller bulunmuştur. Bu bulgular, antik Mısır uygarlığının sanatsal ve dini yaşamı hakkında önemli ipuçları sunmaktadır. Benzer şekilde, Irak’taki Sümer kentlerinde yapılan kazılarda, çivi yazısıyla yazılmış tabletler ortaya çıkarılmıştır. Bu tabletler, Sümerlilerin günlük yaşamı, ticaret faaliyetleri ve siyasi yapıları hakkında detaylı bilgiler içermektedir.
Ancak, bu keşiflerin yanı sıra, hala çözülememiş birçok gizem de bulunmaktadır. Örneğin, Pasifik Okyanusu’ndaki Paskalya Adası’nda bulunan dev heykellerin (Moai) nasıl taşındığı ve adaya kimler tarafından getirildiği hala tam olarak bilinmemektedir. Bu durum, arkeologların ve araştırmacıların dikkatini çeken ve üzerinde durulan önemli bir konudur.
Arkeoloji dünyasında yapılan bu çalışmalar, geçmişten günümüze uzanan bir köprü görevi görmektedir. Her yeni keşif, insanlık tarihine farklı bir perspektif sunmakta ve bizi daha derinlemesine anlamamızı sağlamaktadır. Bu nedenle, arkeolojik araştırmaların desteklenmesi ve gelecek nesillere aktarılması büyük önem taşımaktadır.
Katkıda Bulunan
Kaynak: Inside Climate News