Son Dakika
Yakın Dünya asteroidi aslında bir asteroit değil.
Bilim

Yakın Dünya asteroidi aslında bir asteroit değil.

21 Temmuz 2026 · 4 dk okuma · 2 görüntülenme · DNA Tamircisi

## Uzayın Gizemleri: Bir Asteroit Sandığımız Nesne Aslında Komettiymiş!

Gök bilimciler, 2025 yılının Ağustos ayında, gökyüzünde bekledikleri 1998 SH2 adlı asteroitin bulunduğu bölgeye ekipmanlarını yönelttiler. Ancak, NASA’nın Deep Space Network (DSN) gezegen radar sistemini kullanarak iki milyon kilometre uzaklıktaki bu kayalı parçasını gözlemlemeye çalıştıklarında, bekledikleri gibi bir şeyle karşılaşmadılar.

Gök bilimciler, asteroitin yörüngesini etkileyen beklenmedik bir kuvvetin olduğunu fark ettiklerinde, nesnenin tam konumunu belirlemek için optik teleskoplara yöneldiler. Ancak, 1998 SH2’yi bulduklarında, durumun farklı olduğunu hemen anladılar.

NASA Jet Propulsion Laboratory’nin (JPL) Yakın Dünya Nesnesi Çalışmaları Merkezi’nde görevli navigasyon mühendisi Davide Farnocchia, yaptığı açıklamada şunları belirtti: “1998 SH2’nin hareketini etkileyen kuvvetleri ölçtüğümüzde ve bu kuvvetlerin asteroitlere özgü olmadığını fark ettiğimizde, nesnenin aslında aktif bir kometi olabileceğini düşündük.”

Asteroitler ve kometler arasındaki farklar ilk bakışta küçük gibi görünse de, aslında çok önemlidir. Asteroitler, metal içeren büyük kayalık cisimlerdir ve Güneş Sistemi’nin en eski dönemlerinden kalma kalıntılardır. Kometler ise, Güneş Sistemi’nin dış kenarlarında oluşur ve toz ile buzdan meydana gelir. Güneş ışınları bu buzu ısıttığında, gaz halinde bir kuyruk oluşturulur.

Son gözlemler 1998 SH2 için 2016 yılında yapılmıştı, yani bu uzay nesnesi o zamandan beri iki kez Güneş’in etrafında dönmüştü. Ancak, Farnocchia ve ekibi mevcut verileri tekrar incelediklerinde, nesnenin uzaya gaz salarak küçük miktarlarda itme kuvveti üretebileceğini belirlediler. Bu tür gaz çıkışları, bir kometin yüzeyindeki tozlu buzun Güneş’in radyasyonu tarafından ısıtılmasıyla oluşur ve genellikle parlak bir kuyruk ve “coma” olarak gözlemlenir. Ancak, küçük kometlerde bu belirtilerin fark edilmesi daha zordur.

Nesnenin yıllar içindeki en yakın yaklaşımının gerçekleşeceğini bilen Farnocchia, Hawaii’deki Mauna Kea Dağı yakınlarındaki Canada-France-Hawaii Teleskopu ile Şili’deki Avrupa Güney Gözlemevi’nin (ESO) La Silla bölgesindeki Danimarka Teleskopu ve aynı zamanda Şili’deki Cerro Paranal Dağı üzerindeki ESO’nun Çok Büyük Teleskopu’ndaki astronomlarla iletişime geçti. Bu ortak çabaların sonuçları, Nature Astronomy dergisinde yayınlanan bir çalışmada, şüphelerin doğru olduğunu kanıtladı.

ESO astronomu ve çalışmanın ortak yazarı Olivier Hainaut, “Bu gözlemlerden elde ettiğimiz görüntülerde zayıf ama belirgin bir kuyruk tespit ettik; bu da 1998 SH2’nin aslında bir kometi olduğunu kesin olarak gösterdi” dedi.

Bu keşif, sadece çok sayıda yanlış sınıflandırmanın düzeltilmesine yardımcı olmakla kalmadı, aynı zamanda “dark comet” olarak bilinen komet alt grubunu daha iyi anlamamızı sağladı. Bu tür nesnelerin yörüngelerinde genellikle büyük düzensizlikler bulunur, ancak kuyruk veya gaz çıkışı gibi belirgin özellikler göstermezler. Astronomlar ilk dark cometi 2016 yılında keşfettiler ve o zamandan beri Güneş Sistemi’nin farklı bölgelerinde yaklaşık bir düzine daha tespit ettiler. Çalışmanın yazarları, diğer zayıf, yakın Dünya nesnelerinin daha güçlü teleskoplarla incelenmesinin, astronomların şu anda asteroit olarak düşündükleri başka nesnelerin de yeniden sınıflandırılmasına yol açabileceğini belirtiyorlar. Bu uzay kayalarının gerçek kimliklerini belirlemek, sadece bilimsel merakı gidermekle kalmıyor, aynı zamanda Dünya’daki herkesin güvenliğini artırabilir.

Farnocchia, “Bu tür düzensizliklerin tespiti, gezegensel savunma için önemli bir araç olabilir ve hangi nesnelerin kometi olabileceğini, yörüngelerinin nasıl değiştiğini ve bunun Dünya ile çarpışma riskini nasıl etkilediğini anlamamıza yardımcı olur” dedi.

Hainaut ise, “Bilim tam olarak böyle işler; bir hipotez oluşturursunuz ve onu test etmeye çalışırsınız. Bu veriler, 1998 SH2’nin bir kometi olduğuna dair hipotezimizi doğrulamak için gereken her şeyi içeriyordu” şeklinde konuştu.

Kaynak: Popular Science

Paylaş