Son Dakika
Giyilebilir cihaz, uyku süresini artırma potansiyeli gösteriyor.
Genel

Giyilebilir cihaz, uyku süresini artırma potansiyeli gösteriyor.

21 Temmuz 2026 · 10 dk okuma · 3 görüntülenme · bekir

Türkiye’nin Enerji Geleceği İçin Dev Yatırım

Türkiye, enerji sektöründe önemli bir döneme giriyor. Özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılan yatırımlar hız kazanırken, fosil yakıtlara olan bağımlılığın azaltılması hedefleniyor. Bu kapsamda, güneş enerjisi santrallerinin (GES) kurulumu ve rüzgar enerjisi projelerinin hayata geçirilmesi öncelikli olarak planlanıyor.

Türkiye’nin bu stratejik hamlesi, sadece enerji arzını güvence altına almakla kalmayacak, aynı zamanda çevresel sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşılmasına da katkı sağlayacak. Bu dönüşüm süreci, yeni iş olanakları yaratırken, teknolojik gelişmeleri de beraberinde getirecek.

Bu bağlamda, Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki reform çabaları akla geliyor. Özellikle Sultan II. Mahmud’un ordunun modernizasyonu ve ekonomik yapıların iyileştirilmesi yönündeki girişimleri, benzer bir dönüşüm sürecinin başlangıcı olarak değerlendirilebilir. Tıpkı o dönemde yaşanan değişim gibi, günümüzdeki enerji dönüşümü de Türkiye’nin geleceği için kritik öneme sahip.

Hükümet tarafından açıklanan bilgilere göre, önümüzdeki yıllarda yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılacak yatırımların miktarı artırılacak. Bu yatırımlar sayesinde, Türkiye’nin enerji bağımsızlığını güçlendirmesi ve karbon emisyonlarını azaltması hedefleniyor.

Bu kapsamda, güneş enerjisi santrallerinin (GES) kurulumu için uygun alanların tespiti çalışmaları devam ediyor. Ayrıca, rüzgar enerjisi projelerinin hayata geçirilmesi için özel teşvikler sağlanacak. Bu sayede, yatırımcıların bu alana yönelimi desteklenecek ve enerji üretim kapasitesi artırılacak.

Enerji dönüşümü sürecinde, kamu ve özel sektör işbirliğinin önemi vurgulanıyor. Hükümet tarafından sağlanan teşvikler ve kolaylaştırıcı politikalar sayesinde, özel sektörün de bu sürece aktif olarak katılımı sağlanacak. Bu sayede, enerji üretim kapasitesinin hızla artırılması ve sürdürülebilir bir enerji geleceğinin inşa edilmesi hedefleniyor.

Yeni yayınlanan araştırmalar, vücuda hafif titreşimler gönderen bir giyilebilir cihazın insanların daha uzun süre uyumasına yardımcı olabileceğini gösteriyor. Bulgular, bu invaziv olmayan teknolojinin toplam uyku süresini önemli ölçüde artırdığına dair kanıtlar sağladığını gösteriyor, özellikle de genellikle yeterince dinlenemeyen kişiler için. Bu yaklaşım, kronik uyku eksikliğini gidermek ve genel sağlığı iyileştirmek için umut vadeden, ilaçsız bir seçenek sunuyor.

Küresel nüfusun önemli bir kısmı her gece yeterli uyku uyumuyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde, yaklaşık 70 milyon yetişkin düzenli olarak altı saat veya daha az uyuyor. Tıp uzmanları bu durumu kronik kısa uyku olarak adlandırıyor. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), yetişkinlerin optimal fiziksel ve zihinsel sağlık için her gece en az yedi saat uyuması gerektiğini öneriyor.

Bu öneriye uymamak, çeşitli olumsuz sağlık sonuçlarıyla ilişkilendiriliyor. Kronik uyku eksikliği, kardiyovasküler hastalık, diyabet, obezite ve ruh hali bozuklukları riskini artırabiliyor. Ayrıca hafıza pekiştirme ve günlük konsantrasyon gibi bilişsel fonksiyonları da olumsuz etkileyebiliyor. Bu önemli sağlık riskleri nedeniyle, birçok kişi geceleyin dinlenme süresini uzatmak için yöntemler arıyor.

Geçmişte insanlar, uyku düzenlerini iyileştirmek için davranışsal değişikliklere, bilişsel davranışçı terapilere veya ilaçlara başvuruyorlardı. Reçeteli uyku ilaçları, uykuya dalmayı sağlamada oldukça etkili olabilirken, genellikle baş dönmesi, ertesi gün uyuşukluk veya hatta garip gece vakti davranışları gibi istenmeyen yan etkilere neden olabiliyorlar. Melatonin gibi reçetesiz satılan takviyeler daha hafif bir alternatif sunsa da, genellikle uyku süresinde yalnızca sınırlı artışlara yol açıyorlar. Bilim insanları, minimum kullanıcı çabası gerektiren ve farmakolojik yan etkilerden tamamen kaçınan alternatif müdahaleleri aktif olarak araştırıyor.

Ortaya çıkan bir teknoloji, transkutanöz titreşimli uyarım (TTUS), bu da ritmik, dokunsal titreşimlerin doğrudan cilde uygulanmasını içeriyor. Bu kavram, nazik, düşük frekanslı ses dalgalarının, rahatlatıcı insan dokunuşunun hissini taklit edebileceği fikrine dayanıyor. Bu tür dokunsal uyarımın otonom sinir sistemi üzerinde etkili olduğu düşünülüyor; bu sistem kalp atış hızı ve sindirim gibi istemsiz vücut fonksiyonlarını kontrol ediyor. Vücudu stres durumundan rahatlama durumuna geçirerek, bu teknoloji sinir sisteminin uyku için hazırlanmasına yardımcı olabiliyor.

Yeni çalışmanın yazarları, bu tür titreşimli uyarımın uyku düzenleri üzerinde nasıl bir etki yarattığını gerçek dünya koşullarında incelemek istediler. Önceki bir çalışma, bu teknolojinin belirli otoimmün hastalıklara sahip hastalarda uyku kalitesini iyileştirdiğini göstermişti. Araştırmacılar, daha önceki çalışmaları temel alarak, cihazın genel popülasyondaki etkisini daha geniş bir zaman diliminde ölçmek istediler. Özellikle, cihazın kullanım süresinin toplam uyku süresi üzerindeki etkisini araştırmaya odaklandılar.

Çalışmayı yürütmek için, araştırmacılar Apollo giyilebilir cihazı ve Oura Ring’i kullanan kişilerden oluşan bir topluluğun verilerini analiz ettiler. Apollo cihazı, bilekte veya ayak bileğinde takılan ve titreşimler yoluyla cilde uyarım gönderen bir tüketici sağlığı ürünüdür. Oura Ring ise parmağa takılan ayrı bir biyometrik izleme cihazıdır; hareket, kalp atış hızı ve sıcaklık sensörlerini kullanarak uyku fazlarını izler. Çalışma, kullanıcıların günlük yaşamlarında bu ticari cihazlarla etkileşimde bulundukları sırada doğal olarak toplanan verilere dayanıyordu (Ocak 2019 ile Mayıs 2022 tarihleri arasında).

Sonuçta 935 kullanıcının verileri analiz edildi; bu da 474.852 gece boyunca gözlemlenebilir geniş bir veri seti sağladı. Katılımcıların çoğu 36 ila 64 yaşları arasındaydı ve örneklemdeki yaklaşık %52’si erkekti. Her kullanıcı için temel bir değer belirlemek amacıyla, araştırmacılar katılımcıların cihazı gece boyunca kullandıklarından önce en az yedi gece boyunca kaydedilmiş uyku verisine sahip olmalarını gerektirdi. Araştırma ekibi daha sonra katılımcıları mevcut uyku alışkanlıklarına göre gruplandırarak, doğal olarak altı saat veya daha az uyuyanlar, 6 ila 7 saat, 7 ila 8 saat ve 8 ila 9 saat uyuyanlar olmak üzere farklı kategoriler oluşturdu.

Araştırmacılar, Apollo cihazının kullanım süresini dakikalar cinsinden ölçtüler ve kullanımı sıfırdan başlayıp 240 dakikanın üzerine çıkana kadar farklı seviyelere ayırdılar. Daha sonra, bireysel farklılıkları kontrol ederek her kullanıcının verilerinin diğerleriyle karşılaştırılmasını engelleyen doğrusal karışık etkiler modelleri gibi gelişmiş istatistiksel yöntemler kullanarak, gece boyunca titreşimli uyarımın toplam uyku süresi üzerindeki etkisini analiz ettiler. Bu tür bir istatistiksel model, araştırmacıların bireysel farklılıkları kontrol etmesini sağlayarak, yüzlerce kaydedilmiş geceye sahip bir kullanıcının verilerinin daha az geceye sahip bir kullanıcıyla yanlışlıkla karşılaştırılmasını engelliyor. Ölçülen birincil sonuç, akıllı yüzük tarafından kaydedilen dakikalar cinsinden toplam uyku süresindeki değişiklikti.

Analizler, gece boyunca titreşimli uyarımın kullanımının toplam uyku süresinde anlamlı bir artışla ilişkili olduğunu gösterdi. Bu etki doza bağlıydı; yani cihazın daha uzun süre kullanılması genellikle uyku süresindeki daha büyük artışlarla ilişkilendiriliyordu. Normalde altı saat veya daha az uyuyan ve cihazı günde 240 dakikadan fazla kullanan grupta, ortalama uyku süresi yaklaşık 46 dakika arttı. Bu kişilerin toplam uyku süresi, 350 dakikadan 381 dakikaya yükseldi.

Daha uzun temel uyku sürelerine sahip olan kişiler de fayda gördü; ancak mutlak artışlar biraz daha küçüktü. Örneğin, normalde 6 ila 7 saat uyuyan kişiler, cihazı 240 dakikadan fazla kullandıklarında ortalama 35 dakika ek uyku kazandılar. 7 ila 8 saat uyuyanların ise yaklaşık 13 dakika ek uyku kazandıkları tahmin edildi. Bu durum, titreşimli uyarımın farklı temel uyku alışkanlıklarına sahip kişilerde de uyku kalitesini artırdığını gösteriyor.

Araştırmacılar ayrıca, ek uyku süresinin farklı uyku fazları (hafif uyku, derin uyku ve REM uykusu gibi) arasındaki dağılımını da incelediler. REM uykusu, hayal görme ve duygusal işleme ile ilişkili bir uyku evresidir. Kısa uyku süresi olan kişilerde, REM uykusu oranında yaklaşık %6’lık bir artış gözlemlendi. Bu REM uykusu artışı, hafif uyku süresinin azalmasıyla dengelendi; bu da ek dinlenmenin genel olarak sağlıklı bir uyku düzenini koruduğunu gösteriyor.

Ek olarak, titreşimli uyarımın, çok kısa bir gece uykusuna sahip olma olasılığını azalttığı bulundu. Araştırmacılar, katılımcının herhangi bir gecede altı saat veya daha az uyuma olasılığını hesapladılar. Cihazı 240 dakikadan fazla kullanan kısa uyku süresi olan kişilerde, çok kısa bir gece uykusuna sahip olma olasılığı %77 oranında azaldı. Cihazın 181 ila 240 dakika arasında kullanılması bile bu tür olayların olasılığını %49 oranında azalttı.

Bu bulguları yorumlarken dikkate alınması gereken bazı sınırlamalar bulunmaktadır. Çalışma, nedensel bir ilişkiyi kesin olarak kanıtlayamayan, geriye dönük veriler üzerine kurulu gözlemsel bir tasarım kullanmıştır. Araştırmacılar mevcut ticari verilere dayanarak analiz yaptıkları için, kafein alımı, alkol tüketimi veya günlük ilaç kullanımı gibi uyku üzerinde etkili olabilecek dış faktörleri kontrol edemediler. Katılımcılarla doğrudan temasın olmaması nedeniyle, araştırma ekibi cihazların her zaman üreticinin belirttiği şekilde kullanılıp kullanılmadığını doğrulayamadı.

Biyometrik giyilebilir cihazlara olan bağımlılık da araştırmacıları bazı açılardan kısıtlamıştır. Akıllı yüzükler geçerli, objektif uyku fazı ölçümleri sağlasa da, çalışma katılımcılardan subjektif geri bildirim almamıştır. Subjektif ölçümler, katılımcının bir sonraki gün ne kadar dinlenmiş hissettiğini anlamaya yardımcı olur. Sadece cihaz verilerine dayanmak, psikolojik olarak uyku kalitesi algısının bilinmemesine neden oluyor.

Gelecekte yapılacak çalışmalar, klinik ortamlarda rastgele kontrollü deneyler yaparak bu boşlukları gidermelidir. Bu tür deneyler, titreşimli uyarım ile uyku uzatması arasındaki doğrudan nedensel ilişkiyi belirlemek için özel protokoller içerecektir. Bilim insanları ayrıca, klinik uyku bozukluklarına veya farklı nörolojik durumlara sahip kişileri de dahil ederek bu teknolojinin çeşitli popülasyonlar üzerindeki etkilerini araştırmayı öneriyorlar. Gelecekteki çalışmalara standartlaştırılmış uyku kalitesi anketlerini dahil etmek, insan sağlığı üzerindeki tam etkiyi anlamak için daha eksiksiz bir resim sağlayacaktır.

Çalışma, “Association Between Duration of Transcutaneous Vibratory Stimulation Delivered by the Apollo Neuro Device and Extension of Total Sleep Time,” Mahender Mandala, Shilpa Krishnan, Nathanial Weathington, Michael Breus ve David Rabin tarafından yazılmıştır.

Kaynak: Psypost

Paylaş