Son Dakika
Bangladeş, gerilimlerin güveni gölgede bırakmasıyla Hindistan ile ilişkilerde yeniden yapılanma planını askıya aldı.
Bilim

Bangladeş, gerilimlerin güveni gölgede bırakmasıyla Hindistan ile ilişkilerde yeniden yapılanma planını askıya aldı.

21 Temmuz 2026 · 10 dk okuma · 4 görüntülenme · DNA Tamircisi

Bangladeş Başbakanı Tarique Rahman’ın Hindistan Ziyareti Ertelendi

Bangladeş’in yeni başbakanı Tarique Rahman, ülkenin iç siyasi dinamiklerinde ve bölgesel dengelerde yaşanan değişimler nedeniyle, bu yıl Şubat ayında elde ettiği büyük zaferle göreve gelen Rahman, Hindistan ile olan en önemli diplomatik temasını içeren planlı ziyaretini şu anda erteleme kararı aldı.

Dışişleri Bakanlığı’ndaki üst düzey yetkililer ve konuya yakın diplomatik kaynaklar, bu stratejik karar hakkında Amar Desh gazetesine bilgi verdi. Bu gazeteci de konuyla ilgili olarak Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle görüşerek bu bilgiyi doğruladı.

Bangladeş’in bir başbakanının Yeni Delhi’ye yapacağı ziyaret her zaman ülkenin Hindistan ile olan en önemli ve aynı zamanda en hassas diplomatik ilişkisi olmuştur. Dhaka, özellikle sınır ötesi su paylaşımı gibi çözülmemiş ve yapısal olarak önemli anlaşmazlıklar nedeniyle, Hindistan ile karmaşık bir ilişki yürütmektedir.

Yeni Delhi, Rahman’ın göreve başlamasıyla birlikte ikili ilişkilerde yeni bir sayfanın açılacağını ilan etmiş olsa da, Bangladeş’teki politika yapıcıların bakış açısından, Hint hükümeti bu kamuoyundaki olumlu beklentiyi henüz somut adımlarla desteklememiştir. Bu durum, iki ülke arasındaki güven inşa sürecini yavaşlatmaktadır.

Bu gerginliklere ek olarak, önemli yapısal zaman dilimleri de bulunmaktadır. Sıkça tartışılan Ganj Su Paylaşımı Anlaşması bu yılın sonunda sona erecek ve Yeni Delhi henüz Dhaka’nın taleplerine yanıt vermeyerek mevcut anlaşmanın kapsamlı bir yeni anlaşma müzakere edilene kadar geçerli tutulmasını sağlamamıştır. Bu durum, iki ülke arasındaki su kaynakları konusunda uzun süredir devam eden gerginlikleri daha da artırmaktadır.

Diplomatik kaynaklar, üst düzey bir başbakan ziyaretinin gerektirdiği karşılıklı güvenin henüz tam olarak sağlanmadığını belirtiyorlar. Dhaka’nın, Rahman’ın yakın zamanda gerçekleştirdiği Pekin ziyretine yönelik Hindistan’ın olumsuz tepkisi ve ayrıca sınır anlaşmazlıklarının tırmandırılması gibi faktörler de bu durumu daha da karmaşık hale getirmektedir.

Bu gelişmeler, 1971 savaşında Pakistan ile olan çatışmanın ardından ortaya çıkan Bangladeş-Hindistan ilişkisinin karmaşıklığını ve hassasiyetini hatırlatmaktadır. O dönemde, Hindistan’ın askeri desteğiyle bağımsızlık kazanan Bangladeş, Pakistan ile olan uzun süren gerginliğin ardından yeni bir başlangıç yapmıştır. Ancak, zamanla ortaya çıkan farklı çıkarlar ve çözülmemiş anlaşmazlıklar, iki ülke arasındaki ilişkide iniş çıkışlara neden olmuştur.

Hormuz Boğazı’ndaki Gerilim ve Diplomatik İlişkilerde Soğuma

Öncelikle belirtmek gerekir ki, Hormuz Boğazı’nda yaşanan blokaj, tüm insanlık için ciddi bir kriz oluşturmaktadır. Bu durumun yanı sıra, Başbakan’ın en yakın politika danışmanlarından biri olan Zahed Ur Rahman, Delhi havaalanında uzun süreli tacize maruz kaldı. Daha da önemlisi, Hindistan’ın, insanlığa karşı suçlardan hüküm giymiş ve Delhi’deki sığınağından yeniden siyasi arenaya girmeye çalışan Sheikh Hasina’yı koruyarak ve destekleyerek Bangladeş’i istikrarsızlaştırmaya çalıştığı görülmektedir.

Bu arka plan ışığında, New Delhi’ye yapılacak bir ziyaretle ilgili tüm görüşmeler askıya alınmıştır. Her iki başkentteki diplomatik kaynaklar, böyle bir ziyareti bu yıl içinde gerçekleştirme olasılığının neredeyse sıfır olduğunu belirtiyor. Bu durum, Soğuk Savaş döneminde yaşanan Küba Füze Krizi gibi, bölgesel ve küresel istikrarı tehdit eden gerginliklerin yaşandığını akla getirmektedir. O dönemde ABD ve Sovyetler Birliği arasındaki doğrudan temasların kopması, krizin tırmanmasını engellemişti. Benzer şekilde, Bangladeş ve Hindistan arasındaki diyalog kanallarının açık tutulması, gelecekteki olası krizlerin önlenmesi açısından kritik önem taşıyor.

Dhaka’daki siyasi analistler, Başbakan’ın bu mesafeli duruşunu desteklemiş ve doğru bir karar verdiğini savunmuştur. Onlara göre, Hindistan tarihsel olarak Bangladeş’teki hiçbir siyasi güce Awami Ligi ve Hasina dışında güvenmemiştir. Yeni hükümetin görevde olduğunun üzerinden henüz altı ay geçmesine rağmen, New Delhi zaten ülkenin içindeki istikrarsızlığı körükleyerek baskı uygulamaya başlamıştır.

Analistler, Hindistan’ın bu küçümseyici yaklaşımını temelden değiştirebilmesi durumunda dahi, Dhaka’nın mesafesini koruması gerektiğini vurgulamaktadır. Ayrıca, hükümetin Bangladeş-Çin ilişkilerindeki stratejik temellerin zayıflatılmaması için gerekli önlemleri alması gerektiğinin altı çizilmektedir. Bu bağlamda, Çin’in Afrika kıtasındaki yatırımları ve etkisini artırdığı dönemde, Bangladeş’in dengeli bir dış politika izlemesi büyük önem taşımaktadır.

Hindistan konusunu bir kenara bırakarak, Dışişleri Bakanlığı şu anda Başbakan Rahman’ın New York’taki yaklaşan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na katılımına ve ayrıca planlanan Japonya ve Suudi Arabistan ziyaretlerine odaklanmaktadır. Bu diplomatik gerginlik, aynı zamanda dikkat çekici bir iç gelişmeyle örtüşmektedir: Yaklaşık iki yıl önce tarihi bir öğrenci ayaklanması sırasında Bangladeş’ten kaçan Hasina, bu aralık ayında Delhi’deki sürgünden ülkesine dönme niyetini açıklamıştır.

Japonya İmparatorluk Hukuku ile dallardan evlat edinmeye izin veriliyor

Odatü’nün Kaderi: Siyasi Manevralar ve Tarihi Paralellikler

Yakın zamanda Reuters ile yaptığı bir röportajda, 78 yaşındaki görevden alınmış başbakan, derhal tutuklanabileceğini, idam edilebileceğini veya suikasta uğrayabileceğini kabul etti. Ancak, ebeveynlerinin gömülü olduğu topraklarda ölmek istediğini belirterek, başka seçeneği olmadığını savundu.

Bu yolculuğun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği hala belirsiz olsa da, bu açıklama, siyasi seçeneklerinin ne kadar daraldığını gözler önüne seriyor. Hindistan’daki sürgünün artık sürdürülebilir görünmediği açık.

Dhaka’dan gelen artan hukuki baskılar, Hindistan’ın karmaşık diplomatik dengesi ve partisi içindeki yapısal çöküş, ona çok az manevra alanı bırakmış durumda. Uluslararası Suçlar Mahkemesi, öğrenci protestolarının acımasız bir şekilde bastırılmasıyla ilgili insanlığa karşı suçlardan dolayı ona ölüm cezası verdi.

Dhaka, defalarca Hindistan’a iade talebi gönderdi, ancak New Delhi herhangi bir kamuoyu açıklaması yapmaktan kaçındı. Ağustos 2024’ten beri onu barındırmasına rağmen, Hindistan hiçbir zaman ona resmi olarak siyasi sığınma hakkı tanımadı, çünkü bu, onu sonsuza dek koruma altına alma anlamına gelirdi.

Bunun yerine, varlığı Bangladeş’in yeni yönetimiyle ilişkileri yeniden kurma çabalarını karmaşık hale getiren son derece hassas bir misafir olarak kalmaya devam ediyor. Hindistan için bu durum derin bir ikilem yaratıyor. 15 yılı aşkın süredir, New Delhi Hasina hükümetine büyük yatırım yaptı ve bu, Güney Asya’daki en yakın stratejik ortakları haline geldi.

Vanadyum geleceğin kritik mineralleri olabilir mi? Kazakistan böyle düşünüyor

Bu müttefiki terk etmek, bölgedeki Hindistan’ın itibarını zedeleyebilir, ancak kitlesel katliamlardan dolayı ölüm cezasına çarptırılmış bir lideri korumaya devam etmek, artan diplomatik maliyetler anlamına geliyor. İki ülke arasındaki ilişkilerdeki her gelişme, New Delhi’nin süresiz erteleme konusundaki elini zayıflatıyor.

Bu durum, tarihte benzer siyasi krizlerin ve liderlik stratejilerinin örneklerini akla getiriyor. Örneğin, 2. Dünya Savaşı sırasında, İngiltere’nin Doğu Avrupa’daki hükümetleriyle ilişkileri karmaşıktı. Bir yandan, Sovyetler Birliği gibi ülkelerle işbirliği yapmak zorundaydılar, ancak diğer yandan da bu ülkelerin liderlerinin insan hakları ihlalleri ve siyasi baskılarıyla yüzleşmek zorunda kalıyorlardı. Benzer şekilde, Soğuk Savaş döneminde, ABD’nin çeşitli diktatörlüklerle olan ilişkileri de benzer ikilemler yaratmıştı.

Bangladeş’in Hindistan ile İlişkilerinde Yeni Dönem

Bangladeş, karşılaştığı bu zorluklar karşısında, son dönemde gerçekleşen diplomatik yeniden yapılanma hamleleriyle, yıllardır süren ve birçok yetkili tarafından “karşılıklı olmayan iyi niyet” olarak tanımlanan politikalardan uzaklaşarak, Hindistan ile ilişkilerini yeniden şekillendirme yolunu seçtiğini açıkça gösteriyor.

New Delhi’deki Yüksek Komiser M Riaz Hamidullah’ın yerine, görev süresi boyunca Dışişleri Bakanlığı’nda önemli görevler üstlenen Asad Alam Siam’ın atanması, diplomatik anlayıştaki önemli bir değişikliği temsil ediyor. Bu değişiklik, Bangladeş’in Hindistan ile ilişkilerinde daha dengeli ve karşılıklı saygıya dayalı bir yaklaşım benimseyeceğinin sinyali olarak değerlendiriliyor.

Bangladeş Dışişleri Bakanlığı’nda görevli üst düzey bir yetkiliye göre, Hamidullah’ın görev süresi boyunca sergilenen aşırı hoşgörülü tutum, kültürel diplomasiye odaklanırken sınır anlaşmazlıklarının birikmesine neden oldu. Bu durum, Bangladeş’in Hindistan ile ilişkilerinde daha pragmatik ve sonuç odaklı bir yaklaşım benimsemesinin gerekliliğini ortaya koydu.

Bu değişimin dönüm noktası, Zahed Ur Rahman’ın Hindistan ziyareti sırasında New Delhi’deki sınır kontrolünde yaşanan talihsiz olaydı. Olayın ardından Bangladeş, Hindistan’ın vekaleten atanan yüksek komiserini çağırdı ve resmi bir protesto eylemi gerçekleştirdi. Bu durum, iki ülke arasındaki ilişkilerde gerginliği artırdı ve daha sonraki gelişmelere zemin hazırladı.

Başbakan Sheikh Hasina’nın Hindistan ziyaretinin iptal edilmesi, New Delhi’deki diplomatik değişiklikler, Hasina’nın geleceğiyle ilgili yaşanan kamuoyu tartışmaları ve Bangladeş’in alternatif stratejik ortaklıklara verdiği önem gibi gelişmeler bir araya geldiğinde, bu durumun geçici bir diplomatik anlaşmazlığın ötesinde, daha geniş kapsamlı bir yeniden yapılanma sürecinin göstergesi olduğu açıkça görülüyor. Tarihsel olarak, Osmanlı İmparatorluğu’nun güçlü devletlerle olan karmaşık ilişkileri de benzer dinamikleri yansıtmaktadır. Örneğin, Osmanlı Devleti’nin Venedik Cumhuriyeti ile olan ticari ve siyasi rekabeti, zaman zaman gerginliğe yol açarken, iki tarafın çıkarları da sürekli olarak etkileşimde bulunmuştur.

Tarafların somut adımlar atarak güvenin yeniden inşa edilmemesi durumunda, bu ilişkinin gelecekte de ihtiyatlı bir yaklaşımla yürütüleceği ve siyasi momentumun kaybedileceği öngörülmektedir. Faisal Mahmud, Dhaka merkezli bir gazeteci

Kaynak: Asia-Times

Paylaş