Son Dakika
Sibirya’nın Gücü 2 projesi çıkmazı, Rusya-Çin “sınırsız ortaklık” iddiasını zayıflatıyor.
Bilim

Sibirya’nın Gücü 2 projesi çıkmazı, Rusya-Çin “sınırsız ortaklık” iddiasını zayıflatıyor.

21 Temmuz 2026 · 11 dk okuma · 3 görüntülenme · Aşı Mimarı

Rusya-Çin Doğalgaz Boru Hattı Projesi “Power of Siberia 2” Çıkmaza Girdi

Rusya ile Çin’i birbirine bağlayacak olan önemli bir doğalgaz boru hattı projesi olan “Power of Siberia 2”, fiyat anlaşmazlığı nedeniyle çıkmaza girdi. Beijing, Moskova’dan konuyu gündeme getirmemesini talep etti. Her iki taraf da resmen projeden çekilmedi, ancak anlaşmaya varılması veya inşaata başlanması için bir zaman çizelgesi bulunmuyor.

Her iki hükümet tarafından geçtiğimiz Eylül ayında prensipte kabul edilen bu proje, Rusya’nın Yamal sahalarından Çin’e yıllık 50 milyar metreküp doğalgaz taşıyacaktı. Bu durum, Sovyet döneminden kalma merkezi planlama anlayışının hala etkisini gösterdiği bir örnek olarak görülebilir; tıpkı Sergei Eisenstein’ın “Strike” filminde işçi sınıfının kolektif gücünün vurgulanması gibi.

The Wall Street Journal bildirdi ki, Çinli yetkililer, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Mayıs ayındaki Beijing ziyareti öncesinde bile, mevcut şartlar altında bir anlaşmanın imkansız olduğunu açıkça belirtmiş ve Rus heyetine konuyu ısrarla gündeme getirmemesini istemişti. Kremlin ise görüşmelerin şirket düzeyinde devam ettiğini açıklıyor.

Anlaşmazlığın temel nedeni doğalgaz fiyatı. Çin, Rusya’daki hane halklarının aldığı sübvanse edilmiş 50 ABD Doları/bin metreküp fiyatıyla ödeme yapmasına izin verilmesini talep ediyor; bu fiyat ticari ihracat şartlarıyla hiçbir şekilde örtüşmüyor. Rusya ise yaklaşık 250 ABD Doları/bin metreküp talep ediyor.

Kamuya açık bilgilere göre, Çin zaten “Power of Siberia 1” boru hattıyla Rusya’dan 240 ila 280 ABD Doları/bin metreküp fiyatla doğalgaz ithal ediyor ve Orta Asya’dan yaklaşık 200 ABD Doları/bin metreküp fiyata doğalgaz alıyor. Şubat 2022’de Ukrayna’daki savaşın başlamasından önce, Rusya Avrupa ve Türkiye’ye 275 ila 340 ABD Doları/bin metreküp fiyatla doğalgaz satıyordu.

Pekin’in Düşük Açılış Teklifi ve Çin-Rusya İlişkileri

Pekin’in sunduğu son derece düşük açılış teklifi, Çin liderlerinin Moskova ile “sınırsız” bir ortaklık vaatleriyle yaptığı açıklamalarla çelişiyor. Bu durum, dikkat çekici bir gerilim yaratıyor.

Ukrayna’nın En Kötü Haftası Mümkün mü?

Çinli yorumculara göre, Rusya çok yönlü baskılar altında bulunuyor:

Reuters bildirdi ki, geçen yılın ardından ilk kez bir Amerikan LNG sevkiyatı geçtiğimiz hafta Çin’deki bir terminale ulaştı. Bu durum, Başkan Xi Jinping ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Mayıs ortasında yaptığı görüşmenin ardından yeniden başlatılan alımların bir sonucu olarak değerlendiriliyor.

Hebei bölgesinde yazan ve Riyue Xhige takma adını kullanan bir köşe yazarının belirttiğine göre: “2025 yılında Çin, Rusya’dan gelen boru hattıyla taşınan doğal gaz için ortalama 258 ABD Doları (yaklaşık 1.7 TL) ödedi. Bu fiyat zaten Avrupa’nın daha önce ödediği fiyattan çok daha düşüktü. Pekin’in yeni talebi, bu indirimleri daha da derinleştirdi. Hatta Belarus bile Rusya’nın iç fiyatlarına bu kadar yakın bir teklif almamıştı.”

Yazar ayrıca şunları ekledi: “Bu artık sıradan ticari pazarlıkların ötesinde bir durum. Bu, müzakere masasının başında kimin daha fazla güce sahip olduğunda temel bir değişimi yansıtıyor.”

Yazara göre, Rusya bir zamanlar Avrupa ile satıcı piyasasına sahipti ve alıcıların çok az seçeneği vardı, ancak şimdi bu dinamik tamamen tersine döndü ve Çin, kesinlikle alıcı piyasasında yer alıyor. Bu durum, Sovyet dönemindeki “Doğu’nun İhracatı” politikalarına benzer bir yapının günümüzde nasıl yeniden canlandırılabileceğine dair önemli soruları gündeme getiriyor.

Çin’in Enerji Stratejisi ve Rusya ile İlişkileri: Dengeli Bir Yaklaşım

Çin’in enerji kaynaklarındaki çeşitliliği, pazarlık gücünün temelini oluşturuyor. 2025 yılında Çin’in yerel doğal gaz üretimi, geçen yıla göre %6,2 artışla 262 milyar metreküpe yükseldi ve bu, 10 milyar metreküpün üzerinde bir büyüme gösteren dokuzuncu yıl oldu.

Merkezi Asya’daki Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan ve Tacikistan’dan geçen dört doğal gaz boru hattının toplam yıllık kapasitesi 85 milyar metreküpten fazla. Ayrıca, planlama aşamasında olan ek rotalar da bulunuyor. Deniz yoluyla ise, Katar, Avustralya ve Malezya’dan gelen LNG tankerleri düzenli olarak Çin terminallerine ulaşıyor. Rusya ise, bu seçeneklerden sadece biri.

Bir yorumcu, “Çin, enerji ithalatını çeşitlendirme stratejisi kapsamında Rusya’dan daha fazla gaz almak istiyor, ancak bu, Rus doğal gazının vazgeçilmez olduğu anlamına gelmiyor,” diyor. “Bu stratejik duruş, Pekin’e daha önce görülmemiş bir pazarlık gücü sağlıyor. Rusya ne kadar konumunu değiştirirse değiştırsin, Çin’in şartlarını kabul etmek zorunda kalacak.”

Jiangsu merkezli bir yorumcu, takma adıyla “New Day Student” olarak yazıyor: “Rusya, Ukrayna’daki savaş nedeniyle gergin bir durumda bulunurken, Çin’de gaz kaynakları konusunda hiçbir sorun yok. Eğer Rusya satmak istemiyorsa, biz sadece Orta Asya, Avustralya ve Katar’dan alım yapmaya devam edeceğiz.”

Hormuz Boğazı’nda bir ambargo, tüm insanlık için bir kriz.

Bir gerçek var: “Rusya’nın bazı destekçileri, Çin’in Moskova’dan gaz satmasını kendi iç fiyatlarıyla yapmasını ve tüm altyapı maliyetlerini karşılamasını istemesinin adil olmadığına inanabilirler. Ancak bu bizimle ne ilgisi var? Kimse Rusya’yı satmaya zorluyor değil. Bu sadece piyasanın işleyiş biçimi.”

Siberia’dan Çin’e Doğalgaz: Yeni Bir Dönemin İşaretleri

Rusya ve Çin arasındaki “Siberia-2” doğalgaz projesiyle ilgili son gelişmeler, enerji piyasalarındaki dengeleri yeniden şekillendiriyor. Projenin başlangıç fiyatı olarak önerilen 50 ABD Doları/bin metreküp, sadece bir pazarlık aracıdır ve kesin bir teklif anlamına gelmemektedir. Ancak, “Siberia-2” projesinin doğalgaz fiyatının, mevcut “Siberia-1” projesinden daha düşük olması bekleniyor.

“Siberia-2” projesi uzun süredir gündemde olan bir girişimdir. Rusya’nın enerji devi Gazprom, 2021 yılında fizibilite çalışmasını onaylamış ve her iki hükümet de geçen Eylül ayında prensipte anlaşmaya varmıştı. Ancak bu noktaya ulaşmak kolay olmadı.

Moskova, projenin alt yapı maliyetlerinin daha düşük olması gerekçesiyle boru hattının Moğolistan üzerinden geçmesini uzun zamandır savunuyordu. Ancak Pekin bu öneriye karşı çıkıyordu. Bu durum, “Çarlık Rusyası’nın Asya’ya açılımı” dönemindeki benzer tartışmaları akla getirmektedir.

Moğolistan’ın Ağustos 2023’te Amerika Birleşik Devletleri ile “açık hava anlaşması” imzalaması ve Washington ile birlikte nadir toprak elementleri ortaklığı önermesi, Pekin’in endişelerini daha da artırdı. Çin, kara parçasına sıkışmış bir ülkenin üzerinden geçen doğalgaz tedarik hattının bir gün bloke edilebileceğinden ve bunun da Çin’in enerji güvenliğini zedeleyebileceğinden korkuyordu.

Çin, sonunda geçen Eylül ayında Moğolistan rotasını kabul etti, ancak bu sadece Rusya’nın doğalgaz fiyatlarını önemli ölçüde düşürmeyi kabul etmesi koşuluyla mümkün oldu. Bu durum, “İpek Yolu”nun yeniden canlandırılması gibi büyük çaplı projelerde karşılaşılan siyasi ve ekonomik engelleri de hatırlatıyor.

Daha geniş kapsamlı enerji tablosu, o zamandan beri Pekin’in lehine değişti. Mayıs ayında Çin, Amerika Birleşik Devletleri’nden sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) alımına yeniden başladı. 21 Haziran’da ise ABD Hazine Bakanlığı, İran’ın petrol ve petrol ürünlerini Amerikan Doları cinsinden üretmesine ve satmasına izin veren 60 günlük bir muafiyet yayınladı. Bu adımlar, Hormuz Boğazı’nın kapanmasıyla azalan Çin’in enerji rezervlerini yeniden doldurmaya yardımcı oldu.

Japonya İmparatorluk Hukuku değişikliği ile dallardan evlat edinme mümkün hale geldi

Putin’in Çin Ziyareti ve Enerji Diplomasisi

Putin, 20 Mayıs’ta Pekin’e yaptığı ziyarette, Çin ile enerji fiyatları konusunda anlaşma sağlayamadı. Daha sonra, 28 Mayıs’ta Kazakistan’a giderek, Rus doğal gazının Çin’e ulaşması için alternatif bir rota keşfetmeye çalıştı; bu rota, Moğolistan’ı tamamen atlayacaktı.

Hebei bölgesinden bir köşe yazarı, “Borulama hattının rotasını değiştirmek hiçbir şeyi çözmeyecektir” diyor. “Bu temelde fiyat ve maliyet meselesidir. Rusya’nın Çin pazarına ihtiyacı olduğu ve Çin’in de istikrarlı bir enerji kaynağına ihtiyaç duyduğu doğrudur. Ancak Çin’in birçok seçeneği var ve acele etmesi için hiçbir nedeni yok. Bizim daha güçlü elimiz var.”

Yazar, “Zamanın tükenen taraf Rusya, çünkü Avrupa Birliği’nin (AB) Rus boru hattı gazına uygulayacağı yasağın 2027 sonbaharında yürürlüğe girecek” diyor. Kazakistan rotasının gerçekten hayata geçirilebilmesi, Rusya’nın Çin’e fiyat ve finansman konusunda iyi niyet göstermesine bağlıdır. Eğer Moskova, enerjisini yüksek fiyata satma ve maliyetleri başkalarına yükleme gibi eski düşünce tarzına hala bağlı kalırsa, bu sapma da hiçbir yere varmayacaktır.” Bu durum, aslında “Çarlık Rusyası’nın (Imperial Russia) son dönemlerinde yaşanan ekonomik zorluklara benzer bir tablo çiziyor; o dönemde de dış politikada güçlü görünürken, iç ekonomide ciddi sorunlar yaşanıyordu.”

Shandong bölgesinden bir köşe yazarı ise, 1991’deki Sovyetler Birliği’nin çöküşünden bu yana Moskova’nın enerjiyi yüksek fiyata satmaya, ihtiyaç duyduğu her şeyi ithal etmeye ve sanayi ekosisteminin gelişimini ihmal etmeye odaklandığını belirtiyor. Bu durum, “o dönemde Batı Avrupa’da yükselen endüstriyel devrimin yarattığı fırsatları kaçırmaya benzer bir yaklaşım sergiliyor.”

Yazar, Rusya’nın ekonomik sistemini reforme etmesi gerektiğini, enerjiyi Çin’e rekabetçi fiyatlarla satması ve Çinli üreticilerin fabrikalar kurabilmesi için kapılarını açması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, bazı Rus bölgelerinin Ukrayna tarafından yapılan drone saldırıları sonucu petrol rafineri tesisleri zarar gördükten sonra, rafine edilmiş petrol ürünlerini Çin’den ithal etmeye başladığını belirtiyor; bu durum, iki ülke arasındaki enerji işbirliğinin kapsamının genişlediğini ve karşılıklı hale geldiğini gösteriyor. Bu durum, “1970’lerde yaşanan petrol krizi sırasında OPEC ülkelerinin uyguladığı politikaların tam tersi bir yaklaşım sergiliyor.”

Çin ve Rusya’nın Enerji İşbirliği: Batı Ülkeleri İçin Yeni Riskler

Çin ile Rusya arasındaki doğal gaz anlaşması, Batılı ülkeler için yeni yaptırım riskleri oluşturuyor. Bu durum, küresel enerji piyasalarında önemli değişimlere yol açabilir ve jeopolitik dengeleri etkileyebilir. Anlaşmanın detayları henüz tam olarak bilinmese de, bunun Avrupa’nın enerji kaynaklarına erişimini etkileyeceği ve Rusya’nın Batı yaptırımlarına karşı daha dirençli hale gelebileceği düşünülüyor.

Bu gelişme, aynı zamanda “Yeni Sinema” akımının yükseliş dönemine paralel olarak yaşanıyor. 1960’ların başlarında, yönetmenler gibi Jean-Luc Godard ve François Truffaut, geleneksel anlatısal yapıları sorgulayan ve daha deneysel yaklaşımlar benimseyen filmler çekerek sinema dünyasında bir devrim başlatmışlardı. Benzer şekilde, Çin ve Rusya arasındaki bu enerji anlaşması da küresel siyaset sahnesinde yeni dinamiklerin oluşmasına zemin hazırlıyor.

Anlaşmanın ekonomik boyutları da dikkate değer. Örneğin, 22 milyar Kenya Şilini (yaklaşık 170 milyon Dolar / 5.6 milyar TL) tutarında bir yatırımın yapılması planlanıyor. Bu tür büyük ölçekli projeler, ilgili ülkelerin ekonomilerini canlandırabilir ve yeni iş olanakları yaratabilir. Ancak, aynı zamanda çevresel etkileri de göz önünde bulundurulması gereken önemli bir konu.

Bu anlaşmanın uzun vadeli sonuçları henüz tam olarak öngörülemez. Ancak, küresel enerji piyasalarındaki bu tür gelişmelerin, hem ekonomik hem de politik açıdan önemli sonuçlar doğurabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle, ilgili tarafların dikkatli bir şekilde hareket etmesi ve olası riskleri minimize etmeye çalışması gerekmektedir.

Read: China-Russia gas pact heightens Western sanctions risks

Follow Jeff Pao on X at @jeffpao3

Kaynak: Asia-Times

Paylaş