Eğitim politikaları yazarı ve bilişsel bilimci Benjamin Riley, Alpha School adlı yapay zeka tabanlı eğitim platformının öğrencilere yönelik uyguladığı yöntemlerin ne kadar çarpık olduğunu ve bu sistemin çocukları deney fareleri gibi kullanıp kullanmadığını ortaya koydu. Öğrencilerin sıradan bir eğitim sürecinde değil, bir distopik girişimin teknolojiyle desteklenen denetimi altında tutulduğu, okullarındaki laptop kameraları üzerinden deniz dışı çağrı merkezlerinde çalışan kişilere izinsiz izlendiği ve ders çalışırken kalp ritmi takibi yapılması istendiği iddiaları gündeme geldi. Riley, yeni raporlamaya göre çocukların birbirleriyle ezber temelli görevlerde yarıştırıldığı, günlük standartlaştırılmış matematik sınavlarında hata yaptıkları her soruda normalde Hindistan’dan rastgele seçilen bir kişiyle Zoom üzerinden görüşüp yanlışlarını tek tek açıklamak zorunda bırakıldıklarını aktardı.
İddiaların boyutu ilk duyduğundan daha ağır. Riley’in kapsamlı araştırmaları, çocukların okullarındaki bilgisayar kameraları aracılığıyla deniz dışı çağrı merkezlerinde çalışan kişilere izlendiğini, ders çalışırken kalp ritmi takibi yapılması istendiğini ve çalışmalarının sınıf içinde eleştirildiğini gösteriyor. Bir öğrenci, Riley’e anlattığında durumu şöyle betimledi: “Bana ve birkaç arkadaşımıza neredeyse her gün standartlaştırılmış matematik sınavı yaptırırlardı. Herhangi bir soruda hata yaptığımızda, normalde Hindistan’dan gelen rastgele bir adamla Zoom görüşmesi yapmamız ve ona yaptığımız her tek hata ile bunun nedenini açıklamamız gerekiyordu. Ve bunu çok sevmiyordum.”
Yapay Zeka Aslında İnsan Emek
Bu ifşa, yapay zekanın “Mekanik Türk” sorunu olarak bilinen bir gerçekliği daha da netleştirdi. Elmira Koleji medya çalışmalarları müdürü Matt Seybold, konuyla ilgili paylaştığı açıklamada, “yapay zeka”nın aslında Kuzey Küre’nin güneyindeki insanların bilişsel emeği olduğunu vurguladı. Bu durum, teknoloji şirketlerinin yapay zeka araçlarının insanları deniz dışı merkezlerde çalıştırarak yerine getirdiği iddialarına da yankı buluyor. Bu hafta Meta‘nın, kullanıcıların adlarına işletmeleri arayan yapay zeka aracını Muse olarak tanıttığı ancak aramaları aslında çağrı merkezlerindeki insanların gerçekleştirdiği ortaya kondu.
“Yapay zeka”nın aslında Kuzey Küre’nin güneyindeki insanların bilişsel emeği olduğu gerçeği, bu sistemlerin ne kadar insan gücüne dayandığını gözler önüne seriyor.
Elmira Koleji Medya Çalışmaları Müdürü Matt Seybold
Alpha School yazılımı, öğrencilerin yüz ifadelerini bile takip edip duygusal durumlarını sürekli izliyor. Bu durum, öğrencilerde endişe ve rahatsızlık yaratması beklenen bir durum. Bir öğrencinin anlattığına göre, bilgisayarında belirli bir eşiği aşamadığında tüm bilgisayarının kapatıldığı, yalnızca özel öğrenme uygulamasının çalıştığı bir “nukleer” (atom bombası) durumu söz konusu olabiliyor. Ekranın köşesinde bir mantar bulutu görüntüsü beliriyor ve “nukelendiniz” uyarısı çıkıyor; hatta takip yazılımı bunu yanlış algılasa bile bu durum öğrencilere yansıtılıyor.
Kontrol ve Korku: Öğrencileri Sınırlayan Sistem
Riley’in raporlamasına göre gençler, “İç Programlar” adı verilen çeşitli gruplara ayrılıyor. Bunların arasında eski bir öğrencinin “temel olarak zeki çocuklar kulübü” olarak tanımladığı “Rocket Ship” (Roket Gemisi) bulunuyor. Bu program, öğrencilerin “istedikleri her şeyi yapabildiklerini” öne sürüyor. “Çok kuralları yoktu, istedikleri her şeyi yapabiliyorlardı. Hatta okul saatleri içinde bile okula gerçekten gelmek zorunda değillerdi” diyen eski öğrenci, sistemin öğrencileri dışarıda tutmak için bilinçli olarak nasıl bir tuzağa dönüştürdüğünü anlattı.
“Dokuzuncu sınıftayken beni dokuzuncu sınıf matematiğine indirgediler. Kredi puanlarımı bozdular. İnsanların çıkamaması için bunu bilinçli yapıyorlar. Kredi puanlarınız bozuksa ve başka bir yere gitmeyi denerseniz, mezun olamayabilirsiniz.”
Eski Alpha School Öğrencisi
Programın bir diğer adı “Pirate Ship” (Korsan Gemisi) olarak biliniyor ve bu programın, yeterince iyi performans göstermeyen çocukları bir araya getirmek amacıyla tasarlandığı öne sürüldü. Bir öğrenci, sistemin altında nasıl hissettiklerini betimlerken “Sadece robotlardık” ifadelerini kullandı.
Şeffaflık Eksikliği ve Sessizlik
Okul yöneticileri, okullarının yazılım ekibiyle iletişim kurmak zorunda bırakılıyor. Bu ekip büyük ölçüde başka ülkelere dışarıdan taşırılıyor ve süreç, günler sürebilecek kadar karmaşık bir biçimde işliyor. Alpha School, Riley’in en son sorularına hâlâ yanıt vermemiş durumda. Riley, paylaşılan öğrenci seslerinin, Alpha School’un distopik korkularını daha güçlü bir şekilde anlatamayacağını belirterek, “Alpha School’un kamuoyundaki anlatısı artık geri döndürülemez biçimde parçalandı. Çocuklara yönelik pedagojik ve psikolojik ihmalin tam boyutu ortaya konana kadar dinlenmeyeceğim” ifadelerini kullandı.
Yeni nesil eğitim platformlarının, öğrencileri denetimin ve teknolojinin merkezine alırken, bu denetimin aslında insan emeğine ve çocukların psikolojik sağlığına nasıl müdahale ettiğine dair ciddi soru işaretleri ortaya çıkıyor. Alpha School’un bu iddialara verdiği yanıt, sistemin geleceğini belirleyecek.
Bu Gelişmeyi Toplulukta Değerlendirin
Haber hakkındaki düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi ve teknik sorularınızı topluluk üyeleriyle anlık olarak tartışın.





Söz sizde.
Deneyiminizi, sorularınızı ve katkılarınızı paylaşın. E-posta adresiniz yayımlanmaz.