Son Dakika
Robotaxi düzenlemeleri için mücadele kızışıyor.
Teknoloji

Robotaxi düzenlemeleri için mücadele kızışıyor.

21 Temmuz 2026 · 10 dk okuma · 3 görüntülenme · Gökyüzü Mühendisi

Uber ve Waymo Arasındaki Gerilim: Robotaxi Politikası Tartışmaları

Geçtiğimiz hafta, Uber ve Waymo arasındaki ortaklığın zayıfladığına dair bir yazı kaleme almıştım. Tahminlerimde, bu iki şirketin otonom araç politikaları konusunda farklı cephelerde yer alacağını belirtmiştim.

Son haftalarda, Washington D.C. Konseyi’nin değerlendirdiği ve otonom araçların şehirde faaliyet göstermesine izin verecek bir yasa tasarısını inceleyen kaynaklarla görüşmeler yaptım ve Uber’in Konsey’e gönderdiği yazışmaları inceledim.

Bulgularım, Uber ve Waymo’nun zaten bu yasa tasarısı konusunda karşı cephelerde olduğunu gösteriyor. İki şirket, hem perde arkasında hem de açıkça tartışmalar yürütüyor. Uber, otonom araçları yöneten kuralları şekillendirme çabalarında özellikle ilginç argümanlar öne sürüyor.

D.C. yasasını desteklemeyen Uber, bu yasanın insan sürücülere hizmet veren taşımacılığı olumsuz etkileyeceğini ve Waymo’ya fiili bir tekel oluşturacağını savunuyor. Bunun yerine, robotaxi’lerin insan sürücülerle birlikte faaliyet gösterecek bir platformda çalışmasını öngören bir sistemin benimsenmesi gerektiğini belirtiyor.

İçeriden bilgi alan kaynaklar, bu “melez” yaklaşımın yasal hale gelmesinin pek olası olmadığını söylüyor. Ancak böyle bir durum gerçekleşse bile, Waymo gibi otonom araç geliştiricilerinin iki seçenekle karşı karşıya kalacağı belirtiliyor: ya robotaxi’lerini Uber gibi platformlarda kullanmak ya da yıllarca süren ve yüz milyonlarca dolarlık yatırımlarla geliştirilen robotaxi filolarına insan sürücüleri dahil etmek.

Pazartesi günü, D.C. Konseyi’nde yapılan bir dinleme toplantısında, Lyft, Tesla, Uber ve Waymo temsilcilerinin yanı sıra, engelli hakları savunucuları, yerel işletmeler, endüstri grupları, trafik güvenliği kuruluşları, hükümet yetkilileri, işçi sendikaları ve düşünce kuruluşlarından katılımcılar hazır bulundu.

Bu tartışmalar, otonom araç teknolojisinin erken dönemlerine, özellikle de 1980’lerdeki robotik sistemlerin gelişimine ve 1990’lardaki ilk sürücüsüz araba projelerine bir gönderme yapıyor. O dönemde, benzer şekilde farklı şirketler ve kurumlar, bu yeni teknolojinin nasıl uygulanacağına dair farklı vizyonlara sahipti.

How Apple’s big lawsuit could disrupt OpenAI’s IPO plans | Equity Podcast
Press shift question mark to access a list of keyboard shortcuts

Keyboard Shortcuts
Shortcuts Open/Close/ or ?
Play/PauseSPACE
Increase Volume
Decrease Volume
Seek Forward
Seek Backward
Captions On/Offc
Fullscreen/Exit Fullscreenf
Mute/Unmutem
Decrease Caption Size
Increase Caption Size+ or =
Seek %0-9

Elde edilen bilgilere göre, Waymo gibi bazı şirketler bu düzenlemeyi genel olarak desteklerken, sektörün büyük bir kısmı ise endişelerini dile getiriyor. Bu durum, otonom sürüş teknolojilerinin gelişiminde önemli bir dönüm noktası olabilir.

Tesla’nın kıdemli politika danışmanı India Herdman, duyduğum diğer otonom araç geliştiricilerin endişelerini yansıtarak, 180 günlük ve 250.000 kilometrelik zorunlu test gerekliliği, 1 milyon dolarlık başvuru ücreti, 5 milyon dolarlık izin ücreti ve kilometre başına 0,15 dolarlık vergi gibi konulara dikkat çekti. Tesla ve diğer şirketler, farklı bölgelerde biriktirilen test kilometrelerinin, toplam kilometre eşiğine dahil edilmesi gerektiğini savundu.

Bu tartışma, aslında oyun sektöründe de benzer dinamiklerin yaşandığını akla getiriyor. Örneğin, 1990’ların ortalarında çıkan ve büyük başarı yakalayan “Doom” oyunu, daha sonra birçok klonun ortaya çıkmasına neden olmuştu. Bu durum, o dönemde oyun geliştiriciler arasında rekabetin yoğun olduğunu ve aynı fikirlerin farklı şekillerde uygulanabileceğini gösteriyordu.

Waymo, otonom araçlarını (AV) insan operatörler eşliğinde Washington D.C.’de test eden bir şirket. Şirket, yasal düzenlemenin gerektirdiği 180 günlük süre ve 250.000 mil (yaklaşık 402.000 kilometre) sınavını zaten aşmış durumda. Bu durum, eğer bu yasa mevcut haliyle kabul edilirse, Waymo’nun pazara en az altı aylık bir avantajla giriş yapabileceği anlamına geliyor.

Anlaşmalar!

Uber, özellikle son yıllarda büyük bir büyüme kaydettiği taksi ve yemek dağıtım sektörlerinde öne çıkan bir şirket. Uber’in bu konumunu daha da sağlamlaştırmak için Almanya merkezli Delivery Hero‘yu $14.8 milyar değerinde satın alma anlaşması imzaladı. Bu anlaşma, Uber’in Avrupa, Orta Doğu, Latin Amerika ve Asya’daki yaklaşık 100 pazarda faaliyet göstermesini sağlayacak. Bu durum, Uber’in dağıtım hizmetlerinin kapsamını neredeyse ikiye katlayacak.

Delivery Hero da ayrıca, Uber Eats’in zaten faal olduğu 14 pazardaki işini, New York merkezli yatırım şirketi SSW Partners’a $1.6 milyar karşılığında satma anlaşması yaptı.

Dikkatimi çeken diğer gelişmeler…

Self Inspection adındaki, araç kontrol süreçlerini değiştirmeyi hedefleyen bir girişim şirketi, Sheryl Sandberg’in ailesine ait ofis tarafından yönetilen bir yatırımla $10 milyon tutarında finansman sağladı. Ayrıca, lastik dağıtım firması U.S. AutoForce ve otomotiv finansmanı şirketi Westlake Financial da bu girişime stratejik yatırım yaptı. Costanoa Ventures, Rebellion Ventures ve BrightCap Ventures gibi erken aşama fonları da bu turda yer aldı.

Senra adlı, tel kablo üretim süreçlerini modernleştirmeye odaklanan bir girişim, Lowercarbon ve Interlagos’un ortak liderliğinde gerçekleştirilen 65 milyon dolarlık (yaklaşık 2 milyar TL) Serisi B finansman turunda yatırım aldı. Bu tura General Catalyst, Sequoia Capital, Andreessen Horowitz ve Founders Fund gibi önemli yatırımcılar da katıldı.

Zepto, Hindistan merkezli hızlı teslimat şirketi, Bloomberg’in haberine göre, halka arzda 7 milyar dolarlık (yaklaşık 230 milyar TL) zirve değerini aşmakta zorlanıyor. Bu durum, özellikle e-ticaretin yükselişiyle birlikte rekabetin arttığı hızlı teslimat sektöründe yaşanan değişimleri yansıtıyor.

Önemli Haberler ve Gelişmeler

Chip Motors, Miami merkezli bir girişim olarak, kısa mesafelerde kullanım için tasarlanmış, bazı otomatik sürüş özelliklerine sahip küçük bir elektrikli araç (EV) tanıttı. Bu tür araçlar, özellikle şehir içi ulaşımda ve çevre dostu çözümlere olan talebin artmasıyla birlikte daha popüler hale geliyor. Elektrikli araç teknolojisi, ilk olarak 1900’lerin başlarında ortaya çıkmış olsa da, son yıllarda batarya teknolojilerindeki gelişmeler sayesinde daha erişilebilir ve kullanışlı hale geldi.

Los Angeles Polis Departmanı (LAPD), teknoloji şirketi Flock Safety ile olan sözleşmesini yenilemiyor. Bu sözleşme, LAPD’nin binlerce kamera aracılığıyla araçları takip etmesine olanak sağlıyordu. Bu karar, özellikle kişisel verilerin korunması ve sivil özgürlükler konusunda artan endişeleri yansıtıyor.

Lucid Motors, İflas İddialarına Sert Tepki Gösterdi

Lucid Motors, şirketin iflas başvurusunda bulunmayı değerlendirdiği yönündeki bir habere sert bir şekilde yanıt verdi. Şirketin iletişim ekibi, CEO’su ve ABD Menkul Kıymetler Komisyonu’na yapılan bir başvuruda aynı mesajı iletti: İddialar asılsızdır. İlk haber, şirketin hisse senedinin Salı günü %50’den fazla düşmesine neden olmuştu; bu, şirketin tarihindeki en büyük günlük düşüşüydü. Hisse senedi o zamandan beri toparlandı ve şu anda büyük düşüşten önce olduğu değerin yaklaşık %28 daha yüksek seviyelerde işlem görüyor.

Oyun dünyasında, manuel şanzımanlı araçlar giderek daha nadir bir tür haline geliyor. Bu durum, 1970’lerde popüler olan ve sürüş deneyimini benzersiz kılan bu sistemin artık modern otomotiv endüstrisinde yer bulmakta zorlandığını gösteriyor. Manuel şanzımanın cazibesi, sürücüye aracın kontrolünü doğrudan eline verme imkanı sunmasıydı; ancak otomatik şanzımanların sunduğu kolaylık ve verimlilik, manuel şanzımanı büyük ölçüde geride bıraktı.

Lyft CEO’su David Risher, şirketin “İyi Uber” olduğunu belirtiyor Wired’a göre.

Manuel, veya standart, şanzımanlı araçlar, hükümetin ön verilerine göre, 2025 yılında ABD’de üretilen yeni araçların sadece %0,6’sında bulunuyordu. Bu durum, Washington Post’un haberine göre, manuel şanzımanın neredeyse yok oluşuna işaret ediyor. Ben iki adet manuel araç sahibiyim. Bu beni bir “sürüş tekboynuzu” yapar mı?

Ulusal Ulaşım Güvenliği Kurulu, Haziran ayında bir eve çarpan Tesla‘nın sürücüsünün, şirketin Full Self-Driving (Supervised) yazılımını devre dışı bırakarak, gaz pedalına %100 basarak kaza yaptığına dair bir rapor yayınladı.

San Francisco Belediye Başkanı Daniel Lurie, Waymo’nun otonom araçlarının 4 Temmuz trafiğinde hareket edemez hale gelmesi, enerji kaynaklarını tüketmesi ve ana yolları tıkaması üzerine, eyalet düzenleyicilerine otonom araçlar için daha sıkı kurallar getirmeleri yönünde çağrıda bulundu. Başkan Lurie’nin konuyla ilgili olarak yazdığı mektupta (mevcut metinde bazı bölümlerine yer verilmiştir), robotaxi şirketlerinin “olağanüstü durumlarda güvenilir bir şekilde çalışmasını” sağlayacak dört temel gerekliliği sıraladı.

Otonom araç teknolojisi, özellikle de robotaxi’ler, son yıllarda büyük ilgi görmekte. Ancak bu alandaki gelişmelerin getirdiği zorluklar da göz ardı edilemez. Örneğin, Waymo’nun yaşadığı sorunlar, otonom sistemlerin beklenmedik durumlara nasıl tepki verebileceğini açıkça gösteriyor. Bu durum, aslında oyun dünyasında da benzer bir paralelliğe sahip. Erken dönem strateji oyunlarında, yapay zekanın (AI) sınırlamaları oyunculara sıklıkla zorluklar yaşatıyordu ve oyunun dinamiklerini önemli ölçüde etkiliyordu. Günümüzde ise, daha gelişmiş AI sistemleri sayesinde bu tür sorunların önüne geçilmeye çalışılıyor.

SpaceX, Güney Teksas’taki kompleksinde, yükseltilmiş Starship roket sistemi için yapılan ikinci fırlatma denemesini Perşembe günü, itici yakıtın ateşlenmesinden sadece birkaç dakika sonra durdurmak zorunda kaldı.

Zoox, Haziran ayında bir robotaxi’sinin yangın nedeniyle oluşan yoğun dumandan etkilenmesi üzerine, yazılım geri çağırma işlemi başlattı.

Ek Bilgiler

Uber’in Ürün Stratejileri ve Robotaxi Yarışı Hakkında

Uber‘in ürün şefi Sachin Kansal, TechCrunch yayın yönetmeni Connie Loizos ile seyahat, yapay zeka ajanları ve robotaxi yarışı gibi konuları ele alan bir röportaj gerçekleştirdi. Bu söyleşi, Strictly VC podcast’inin son bölümünde yer alıyor. Eğer röportajı okumayı tercih ediyorsanız, soru-cevap formatındaki yazıyı inceleyebilirsiniz.

Uber’in bu yaklaşımı, oyun dünyasındaki erken dönemlere bir gönderme yapıyor. Örneğin, 1980’lerin arcade salonlarında rekabet eden Pac-Man ve Ms. Pac-Man gibi oyunlar da farklı kitlelere hitap etmeye çalışıyordu. Ya da daha yakın zamanlarda, farklı oyun türlerine odaklanan ancak aynı evrende geçen Destiny serisi de benzer bir strateji izliyor. Uber’in robotaxi teknolojisine hem yatırım yapması hem de diğer ulaşım çözümlerini geliştirmeye devam etmesi, bu çeşitlendirme yaklaşımının bir örneği olarak değerlendirilebilir.

Kansal’ın TechCrunch ile yaptığı bu samimi sohbette, Uber’in geleceğe yönelik vizyonunu ve ürün stratejilerini daha yakından anlamak mümkün. Özellikle yapay zeka destekli seyahat deneyimlerinin nasıl şekilleneceği konusunda önemli ipuçları içeriyor.

Kaynak: Techcrunch

Paylaş