## Denizdeki Mikroplastik Kirliliği, Balıkların Üreme Dönemlerinde Daha Tehlikeli Hale Geliyor
Okyanuslardaki mikroplastik kirliliği sorunu sadece okyanusta ne kadar plastik bulunduğuna bağlı değil, aynı zamanda bunun ne zaman gerçekleştiğiyle de ilgili. Yeni araştırmalar, balıkların üreme dönemlerinin sıklıkla kirlilik yoğunluğunun yüksek olduğu bölgelerle örtüştüğünü gösteriyor. Bu durum, zaten savunmasız olan balıkları daha da risk altına alıyor.
Çalışma, Çin’deki Key Laboratory of Pollution Processes and Environmental Criteria/Carbon Neutrality Interdisciplinary Science Centre ile Fujian Ocean Innovation Center tarafından ortak yürütüldü. Araştırmacılar, farklı türlerdeki balıkların karşılaştığı sorunları anlamak için üreme zamanlaması, kimyasal kirleticiler, su sıcaklığı ve oksijen seviyesi gibi faktörlerin nasıl bir araya gelerek deniz canlılarına zarar verdiğini incelediler.
### Kirlilik Takip Sistemlerinin Sınırları
Mikroplastikler, beş milimetreden küçük plastik parçacıklarıdır ve sulak ekosistemlerde büyük sorunlara yol açmaktadır. Balıklar bunları yiyor, üreme süreçleri olumsuz etkileniyor ve bu parçacıklar diğer zararlı kimyasalların taşınmasına yardımcı oluyor. Ancak çoğu kirlilik risk değerlendirmesi, kontaminasyonun yıl boyunca sabit olduğunu varsayar. Bu, balıkların kıyı bölgelerindeki üreme alanlarına toplandığı ve aynı zamanda nehirlerden gelen akıntılar, gemi trafiği ve mevsimsel değişikliklerin yoğunlaştığı yerlerdeki duruma göz ardı eder.
Bazı balık türleri sadece belirli dönemlerde ürerken, bazıları zaten kirli olan kıyı bölgelerindeki üreme alanlarına giderler. Bu durum, özellikle nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan türler için daha da büyük bir sorun teşkil etmektedir. Çünkü bu türlerin sınırlı yaşam alanı ve düşük popülasyon sayıları, ek strese dayanma kapasitelerini azaltmaktadır.
### Üreme Dönemlerinde Risk Artıyor
Araştırmacılar, üreme zamanlamasının kirliliğe maruz kalmayı nasıl etkilediğini anlamak için kapsamlı bir veri seti oluşturdular. Bu veri setinde 6.327 deniz suyu mikroplastik ölçümü, 3.959 balık örneklerindeki mikroplastik miktarı, 528 poliaromatik hidrokarbon (PAH) kaydı ve 1.891 perfloroalkil madde (PFAS) kaydı yer alıyordu. Bu veriler, 65 büyük deniz ekosistemindeki 992 balık türünün üreme verileriyle birleştirildi. Gelişmiş istatistiksel yöntemler ve makine öğrenimi kullanılarak, hangi bölgelerde üreyen balıkların mikroplastiklere maruz kalma olasılığının en yüksek olduğu belirlendi.
### Üreme Alanları Tehlike Altında
Analizler, dünya genelindeki kritik üreme alanlarının yaklaşık %7,8’inin güvenli ekolojik eşikleri aştığını gösterdi. Özellikle Baltık Denizi ve Tayland Körfezi’nde, üreme alanlarındaki mikroplastik yoğunluğu küresel ortalamanın 7,8 katından daha yüksekti. Ayrıca, 1998 ile 2023 yılları arasında küresel ortalama mikroplastik yoğunluğunun 0,2’den 0,3 öğe/metreküp’e yükseldiği ve aynı dönemde iki önemli tehlike eşiğini aşan balık habitatlarının %72,4 ve %184 oranında arttığı tespit edildi.
### Üreyen Balıklarda Mikroplastik Yükü Daha Fazla
Üreme halindeki balıklarda, üremeyen aynı türdeki balıklara göre belirgin şekilde daha yüksek mikroplastik yükleri tespit edildi. Ayrıca, incelenen deniz ekosistemlerinin %45,5’inde mikroplastiklerin özellikle üreme döneminde daha verimli bir şekilde transfer olduğu gözlemlendi. Bu durum, sadece yıllık ortalamalara bakıldığında görünmeyen gerçek tehlikeleri ortaya çıkarıyor.
### Mevsimsel Risk Haritaları ve Koruma Önlemleri
Bu çalışma, mevsimsel risk haritalarının balıkların en çok maruz kaldığı aylarda ve bölgelerde izleme, kısıtlamalar ve habitat koruma çalışmalarına odaklanmaya yardımcı olabileceğini gösteriyor. Nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan türler için, üreme dönemlerinde maruz kalma riskinin dikkate alınması gerekiyor. Mevcut durumda, nesli tükenme tehlikesi altındaki türlerde mikroplastik-PAH ilişkili risk seviyeleri, en az etkilenen türlere göre 9 kat daha yüksek ve PFAS ile ilgili riskler ise 13,3 kat daha yüksektir. Bu durum, zaten hayatta kalma mücadelesi veren popülasyonlar için gerçek ve hedefe yönelik koruma önlemlerinin alınmasını gerektirmektedir.
### Tarihten Bir Paralel: Anadolu’da Kuraklık ve Tarım
Bu durum, aslında Anadolu coğrafyasında yüzyıllardır yaşanan kuraklıkların tarımsal faaliyetleri nasıl etkilediğiyle paralellik gösteriyor. Geçmişte yaşanan kuraklıklarda, çiftçiler sadece o yılki yağış miktarına değil, aynı zamanda mevsimsel değişikliklere ve toprak nemine de dikkat etmek zorundaydılar. Aksi takdirde, ekim zamanlaması yanlış olabilir veya ürünlerin sulanması için yeterli su bulunmayabilirdi. Tıpkı balıklarda olduğu gibi, çiftçiler de mevsimsel değişiklikleri dikkate alarak en uygun zamanda ekin dikmeli ve sulama yapmalıydılar.
### Okyanus Yönetimi İçin Öneriler
Bu çalışma, okyanus yönetiminin daha sürdürülebilir hale getirilmesi için önemli ipuçları sunmaktadır. Mevsimsel risk haritaları kullanılarak, balıkların en çok maruz kaldığı aylarda ve bölgelerde izleme çalışmaları yoğunlaştırılabilir, kısıtlamalar getirilebilir ve habitatlar korunabilir. Ayrıca, nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan türler için, üreme dönemlerinde maruz kalma riskinin dikkate alınması gerekiyor. Mevcut durumda, nesli tükenme tehlikesi altındaki türlerde mikroplastik-PAH ilişkili risk seviyeleri, en az etkilenen türlere göre 9 kat daha yüksek ve PFAS ile ilgili riskler ise 13,3 kat daha yüksektir. Bu durum, zaten hayatta kalma mücadelesi veren popülasyonlar için gerçek ve hedefe yönelik koruma önlemlerinin alınmasını gerektirmektedir.

Kaynak: Earth