## Maymunlar da Geometriyi Anlıyor: İnsan ve Hayvan Arasındaki Fark Azalıyor
Uzun zamandır, geometri yeteneği insanlara özgü bir özellik olarak kabul ediliyordu. Paralel çizgileri, doğru açıları ve simetreyi kolaylıkla fark etme becerimiz, türümüzü diğer canlılardan ayıran önemli bir özellik gibi görünüyordu. Bu durumun temelinde, insanların şekilleri algılama konusunda özel bir “mental kod”a sahip olduğu düşüncesi vardı; bu, başka hiçbir canlının sahip olmadığı ayrıntılı kurallar bütünüydü.
Ancak yeni araştırmalar, bu görüşe meydan okuyor ve en yakın akrabalarımızın da geometrik ilişkileri insanlarla benzer şekilde algıladığını gösteriyor. Bu durum, türler arasındaki farkın sanıldığından çok daha küçük olduğunu ortaya koyuyor.
## Maymunlar Üzerine Geometri Deneyleri
Carnegie Mellon Üniversitesi’nden bir ekip tarafından yürütülen bu çalışma, geometriyi en temel unsurlarına indirgeyen bir görev tasarladı. Jessica Cantlon liderliğindeki ekip, dokunmatik ekranlı bir eşleştirme oyunu geliştirdi. Bu oyunda, bir şekil ekrana geliyor ve ardından iki daha küçük seçenek sunuluyordu. Bu seçenekler kasıtlı olarak küçültülmüştü, böylece katılımcılar piksel sayısını sayarak hile yapamıyordu.
Cantlon, “Bu oyun görünüşte kolay olabilir, ancak aslında oldukça zorlayıcıdır çünkü nesneler arasında belirgin özellikler bulunmaz; renk, boyut veya form gibi önemli farklılıklar yoktur” diye belirtiyor.
## Bir Hayvanat Bahçesi Laboratuvarına Dönüştü
Deneylere katılanlardan bazıları, Rochester, New York’taki hayvanat bahçesindeki (Primate Portal) yaşayan zeytin maymunlarıydı. Bu maymunlar, “Primate Portal” adı verilen bir sergi kapsamında dokunmatik ekrana istedikleri zaman erişebiliyorlardı. Bu proje, Rochester Institute of Technology ile yapılan bir ortaklığın ürünüydü ve öğrencilere hayvanların bilişsel problemleri çözme süreçlerini içeren verilere, kodlara ve videolara açık erişim sağlıyordu.
Ekipteki ikinci yıl doktora öğrencisi Jialin Li, “Kalamata adındaki maymunlardan biri, şimdiye kadar gördüğüm en çalışkan katılımcıydı” diyor. “Sabahları gelip ekranın önünde beni bilgisayarı açmam için beklerdi ve sonra saatlerce matematiksel görevleri çözerek geçirirdi.”
## Maymun Zekasının Anatomisi
Maymunlara ek olarak, deneylere rhesus makakları da katıldı ve tüm katılımcılara meyve ödülleri veriliyordu. İnsanlar arasında ise 3 ila 6 yaş arasındaki 58 çocuk, Bolivya’daki Tsimane halkından 79 yetişkin ve 21 Amerikalı yetişkin yer aldı. Bu çeşitlilik, araştırmacıların türler, yaş ve kültür arasındaki etkileşimleri aynı anda değerlendirmelerine olanak sağladı.
Cantlon, “Bize sürpriz olan sadece maymunların görevi tamamlayabilmesi değildi” diyor. “Çocukların, yetişkinlerin ve maymunların geometrik ilişkileri temelde aynı şekilde düşündüğünü görmekti. Bu, bu içgüdülerin temel olarak primat zekasının bir parçası olduğunu gösteriyor.”
## Tüm Primatlarda Ortak Bir Zeka Yapısı
Araştırmacılar, her grubun düşünce süreçlerini anlamak için, yaptıkları seçimleri üç farklı bilgisayar modeliyle karşılaştırdı. Bu modellerden biri ham görsel detayları, diğeri algılanan yüksek seviyeli formu ve üçüncüsü ise “dört eşit kenar” gibi sembolik kuralları yakaladı.
Ham görsel detay modelinin başarısız olduğu ortaya çıktı. Yüksek seviyeli görsel form modeli ise maymunlardan yetişkinlere kadar her grupta davranışları iyi bir şekilde öngörüyor. Ayrıca, maymunların da sembolik düşünce tarzını kullandığı ve bu özelliğin uzun zamandır sadece insanlara atfedildiği tespit edildi.
Sembolik sinyal, yetişkinlerdeki kadar güçlü olmasa da, çocuklarda da gerçek ve belirgin olduğu görüldü. Bu durum, türler arasındaki farkın niteliksel değil, niceliksel olduğunu gösteriyor.
## Şekillerin Dönüşümü
“Sembolik” sinyalin ne anlama geldiğini anlamak için, araştırmacılar şekilleri döndürdü ve sonuçları gözlemledi. Döndürülen şekillerle karşılaştığında, maymunların sembolik skorunun yaklaşık üç kat arttığı görüldü. Çocuklarda da benzer bir durum yaşandı ve döndürülen şekiller üzerinde daha güçlü bir sembolik eğilim gözlendi.
Döndürülmüş bir şeklin orijinalinden farklı görünmesi, onu aynı şekilde değerlendirmenin gerçek bir soyutlama gerektirdiği anlamına gelir. Şeklin yönünü tamamen görmezden gelen bir modelin, sembolik modeli neredeyse tam olarak eşleştirdiği görüldü (0.71 korelasyon). Bu durum, daha önce “özel” bir kurallar bütünü olarak kabul edilen özelliğin aslında şekillerin dönüşümüne karşı duyarlılıkla ilgili olabileceğini ortaya koydu.
## Eğitim ve Yaşam Deneyimi Arasındaki Fark
Çocuklar, yetişkinler gibi davranıyordu ve en güçlü sembolik eğilim sadece yetişkinlerde görülüyordu. Bu durum, bu özelliğin doğuştan gelmediğini, deneyimlerle kazanıldığını düşündürüyor. Ayrıca, Tsimane halkının yaşam tarzı (tarım ve avcılık) ve resmi eğitime erişim olmaması, araştırmacıların yaş ve kültürel deneyim arasındaki etkileşimi anlamalarına yardımcı oldu.
Cantlon, “Bu durum, çocuklardaki yeteneklerin gelişimsel mi yoksa eğitim veya deneyim yoluyla mı kazanıldığı sorusunu yanıtlamamıza yardımcı oldu” diyor.
## Taş Üzerine Yazılan Geometri Tarihi
İnsanlar, geometrik kalıpları tanımak ve kaydetmek için binlerce yıldır çaba gösteriyor. Arkeologlar, 70.000 yıl önce yapılmış, paralel çizgilerle çizilmiş bir taş ve 35.000 yıl önce yapılmış, düzenli sıralanmış 88 oluk içeren bir mamut dişi bulgusu sunuyor.
Cantlon’ın odaklandığı temel soru şu: “İnsanlar neden bu şekilde düşünmeye başladı?” “Bu, insanların ilk kaydettiği şeylerden biriydi ve bu tür içgüdüler bize çok otomatik geliyor çünkü bunları çok derinlere kodladık” diyor. “Ancak iki boyutlu bir şekli anlamak ve başka bir nesneyle paylaştığı özellikleri anlamak, gerçekten soyut bir bilişsel süreçtir.”
## Sınıflardaki Yeri
Cantlon, geometrik içgüdülerin insanların matematik ve bilim alanlarında kullandığı temel yetenekler olduğunu belirtiyor. “Bu nedenle, çocuklar geometriyi nasıl öğreniyorlarsa, formal eğitim başlamadan önce ne gibi özelliklere sahip olduklarını anlamamız gerekiyor” diyor.
“Bu çalışma, çocukların derin, evrimsel kökenli şekil ve uzamsal içgüdülerle doğduklarını gösteriyor” diyor. “Eğitim, bu içgüdüler üzerine inşa edilebilir, sıfırdan bir şeyler öğretmek zorunda kalınmaz.”
Çalışma, adlı dergide yayınlanmıştır.

Kaynak: Earth