ABD Denizcilik Yönetimi (MARAD), Çin’in küresel ticari gemi inşa pazarındaki hakimiyetine karşı koymak amacıyla, 2028 gibi erken bir tarihte inşaatına başlanabilecek, ABD bandralı nükleer enerjili 50 adet ticaret gemisi filosunu planlıyor.

Çin, her yıl üretilen konteyner gemileri, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tankeri ve dökme yük gemilerinin yarısından fazlasını üreterek ticari denizcilik pazarında baskın bir konumda bulunuyor. Bu başarıların büyük bir kısmı, aynı zamanda Çin Halk Kurtuluş Ordusu için savaş gemileri inşa eden devlet destekli bir denizcilik şirketi tarafından sağlanmış durumda.
Asya devi, yakıt ikmali gerektirmeyen ve geleneksel gemilere göre daha fazla yük taşıyabilen nükleer enerjili gemiler inşa ederek konumunu daha da güçlendirmeye çalışıyor.
MARAD, ABD’nin nükleer teknoloji konusundaki uzmanlığını ve denizcilik alanındaki güçlü ortaklıklarını kullanarak, yeni nesil gemiler inşa ederek ve aynı zamanda kendi kıyılarında daha fazla gemi inşa etmeyi hedefliyor.
Planların bir parçası olarak, MARAD, LNG tankeri ve konteyner gemilerinin karışımından oluşan 50 adet nükleer enerjili gemi filosu inşa etmeyi hedefliyor. Geçtiğimiz hafta, federal kurum, bu gemilerin ve ilgili altyapının inşası için hükümet ile özel sektör arasındaki işbirliğini sağlayacak bir İş Birliği Anlaşması (MOC) imzaladı.
ABD Ulaştırma Bakanı Sean Duffy, sosyal medya paylaşımında, nükleer enerjili bir filonun, atmosfere karbon emisyonu yapmadan yaklaşık yüzde 75 daha hızlı geçişlere olanak sağlayacağını ve ABD’nin bu gemilerin inşasını hızlandırmak için çalıştığını belirtti.
İngiltere merkezli Core Power, İş Birliği Anlaşması’nın diğer tarafı olarak, ilk geminin inşaatına 2028 gibi erken bir tarihte başlama konusunda iddialı planlara sahip. Bu gemilerin gövdeleri potansiyel olarak ABD müttefikleri Japonya veya Güney Kore ile işbirliği içinde inşa edilebilirken, nükleer parçalar ise ABD kıyılarındaki bir tersanede monte edilebilir.
Tahminlere göre, tek bir nükleer enerjili geminin maliyeti 700 milyon doları aşabilirken, bu geleneksel olarak çalışan bir geminin neredeyse üç katı daha yüksek bir fiyat anlamına geliyor. Ancak, bu fikrin savunucuları, yakıt maliyetlerindeki tasarruflara, daha yüksek hızlara ve daha uzun deniz operasyonlarına olanak tanıdığı için bu yüksek fiyata değdiğini savunuyorlar.
Core Power, aynı miktarda yükü taşımak için geleneksel olarak çalışan bir geminin, nükleer enerjili bir gemiden yüzde 66 daha büyük olması gerektiğini vurgulayarak, maliyet etkinliğini de gösteriyor.
Şirket, ABD kıyılarındaki ticari denizciliğin yanı sıra, nükleer enerji konusunda başka alanlara da yöneliyor. ABD Savaş Bakanlığı ile işbirliği içinde, Core Power aynı zamanda askeri bir limanda konuşlandırılacak yüzer bir nükleer santral inşa etmeyi ve bu santrali bir veri merkezini çalıştırmak için kullanmayı planlıyor.
Interesting Engineering daha önce, Rusya’da yerel şebekeye bağlanarak geniş alanlara enerji sağlayan yüzer nükleer santraller hakkında haber yapmıştı. Core Power, BWX Technologies’ten bir reaktör kullanarak benzer bir şeyi başarmayı planlıyor. Ancak, geminin askeri bir limanda konuşlandırılması fikri, nükleer güç santrallerinin askeri limanlardaki operasyonları için daha basit düzenlemelerden yararlanmayı amaçlıyor.
Şebekeye bağlanmanın maliyetli olabileceği ve geminin önemli bir süre boyunca limanda demirli kalmasını gerektirebileceği belirtiliyor. Ancak, nükleer tesislerin uzun ömürleri göz önüne alındığında, sözleşme süresi dolduktan sonra yeni bir konuma taşınabilir.
Bu Gelişmeyi Toplulukta Değerlendirin
Haber hakkındaki düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi ve teknik sorularınızı topluluk üyeleriyle anlık olarak tartışın.
Bir yanıt yazın