Amerika Birleşik Devletleri’nde yapay zekanın çevresel etkilerinden duyulan endişe son bir yılda belirgin şekilde arttı; Associated Press-NORC Center for Public Affairs Research ve Chicago Üniversitesi’ndeki Energy Policy Institute’in ortaklaşa yürüttüğü yeni bir ankete göre yaklaşık yarıya, %53’üne Amerikalı, yapay zekanın çevresel etkilerinden “çok” ya da “aşırı” düzeyde endişeli. Anket, 3.424 yetişkin üzerinde 6-24 Temmuz 2026 tarihleri arasında NORC’nin ulusal temsili AmeriSpeak panelinden ve opt-in çevrimiçi panellerden elde edilen görüşmelerle gerçekleştirildi; tüm katılımcılar için örneklem hatası ise artı-eksi 2,2 puan olarak belirlendi.
Endişenin çoğunluğu Demokratların itici gücüyle şekilleniyor, ancak ankete yansıyan kaygılar yalnızca yapay zeka ile sınırlı kalmıyor; yapay zekayı ve bulut bilişimi güçlendiren veri merkezlerinin yerel etkileri de gündemin merkezinde yer alıyor. Anket, Amerikalıların veri merkezlerinin elektrik fiyatlarına ve kurdukları toplulukların su kaynaklarına yönelik etkisi konusunda da “çok” ya da “aşırı” düzeyde endişeli olduklarını gösteriyor. Bu kaygılar, veri merkezlerinin yalnızca teknolojik ilerleme ve istihdam açısından değil, aynı zamanda elektrik tedariki ve su kullanımı açısından da tartışmalı bir konu olarak algılandığını ortaya koyuyor.
Endişenin Siyasi ve Coğrafi Boyutu
Partiye göre kaygı düzeyinde belirgin farklar gözleniyor. Anket, Demokratların yaklaşık üçte ikisinin yapay zekanın çevreye etkisinden “çok” ya da “aşırı” endişeli olduğunu, buna karşın bağımsızların yaklaşık yarısı ve Cumhuriyetçilerin ise ondan dörde biri yüksek düzeyde endişeli olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, Demokratların endişe artışının çoğunu sürüklediğini, ancakRepublicanların da konuya duyduğu kaygıyı tamamen reddetmediğini gösteriyor.
Bu endişelerin arka planında, veri merkezlerinin hızla büyüyen fizik izi yatıyor. Birleşmiş Milletler Üniversitesi’nin hazırladığı son bir rapor, veri merkezlerinin çevresel ayak izinin dünyadaki bazı en büyük ülkelerinkinden bile rekabet ettiğini ve yapay zekanın daha yaygın benimsenmesiyle bu izin hızla artacağını öngörüyor. ABD’de binlerce veri merkezi bulunuyor ve bunların yanı sıra daha fazlasının inşası planlanıyor. Mevcut tesislerin çoğu, Virginia ve Texas’ta faaliyet gösteriyor; diğer güçlü adaylar arasında Kaliforniya, Ohio ve New York yer alıyor.
Biz gerçek zamanlı olarak devasa bir deneyim yapıyoruz ve bence sütü şişeye geri koymak mümkün olmayacak. Değişim korkutucu ve bence bu endişelerin bir kısmı burada da yansıyor.
Michael Greenstone, Chicago Üniversitesi’ndeki Energy Policy Institute’in yöneticisi
Coğrafi açıdan dikkat çeken bir ayrıntı daha var: mevcut veri merkezlerinin %87’si şehir içi alanlarda yer alsa da, yeni planlanan merkezlerin çoğu kırsal bölgelere konuluyor. Bu durum, kararların ağırlıklı olarak şirketi değil, tesisin kurulduğu toplulukları göz önünde bulundurmadan alındığı yönündeki eleştirilerin temelini oluşturuyor. Massachusetts’ten emekli Demokrat Nancy Antunes, “Bence bu kararlar şirket için değil, tesisin kurulduğu topluluk için alınmıyor” diyerek bu endişeyi özetliyor.
Su, Elektrik ve Altyapı Kaygıları
Veri merkezlerinin su kullanımı, konunun en çetrefilli yönlerinden biri olarak öne çıkıyor. Cornell Üniversitesi’nden enerji sistemleri mühendisi Fengqi You, e-postasında veri merkezlerinin yapay zeka çiplerini ve bilgisayarları soğutmak için kullandığı suyun “ulusal ölçekte mütevazı ama yerel ölçekte potansiyel olarak belirleyici” olduğunu vurguluyor. You, veri merkezlerinin ABD’nin en büyük su tüketicileri olmamasına rağmen, tek başına büyük bir kampüsün daha küçük bir belediyeye baskı yaratabileceğini belirtiyor.
Elektrik tüketimi konusunda kaygılar ise daha somut sayılarla dile dökülüyor. Lawrence Berkeley Ulusal Laboratuvarı’nın hazırladığı bir rapora göre, veri merkezlerinin 2030’a kadar ABD elektrik tüketiminin %11,8’ine ulaşabileceği öngörülüyor. Michigan State Üniversitesi’ndeki Institute of Public Utilities’in yöneticisi Erik Nordman, “Bir veri merkezini beslemek için tüm bir şehre, hatta bazı durumlarda tüm bir eyale kadar ölçekli elektrik altyapısı kuruyoruz” diyerek bu büyümenin altyapı üzerindeki etkisini anlatıyor.
Yapay zeka veri merkezlerinin su kullanımı, tarıma ve çiftçilere gerçekten ihtiyaç duyulan kaynaklardan pay alınıyor; gerçekten ihtiyaç duyan insanlar da bu kayıptan etkileniyor.
Gedeon Kebede, 21 yaşında bilgisayar mühendisliği öğrencisi, Cincinnati, Ohio
Elektrik tedarikine yönelik çözüm arayışında da kamuoyu bir görüşe yakın. Anket, Amerikalı yetişkinlerin yaklaşık üçte ikisinin veri merkezlerinin elektrik ihtiyaçlarını rüzgâr veya güneş gibi temiz enerji kaynaklarından karşılamasını desteklediğini gösteriyor. Bu destek, Demokratların yaklaşık üçte ikisi arasında daha yüksekken, Cumhuriyetçilerin %56’sında da mevcut.
Fayda ve Uzaklık Hissi Arasında İki Uç
Endişelerin yanı sıra, veri merkezlerinin faydaları konusunda da farklı görüşler var. Anket, Amerikalı yetişkinlerin yaklaşık çeyreğinin veri merkezlerini teknolojik ilerleme açısından “çok” ya da “aşırı” faydalı bulduğunu, ancak teknolojik ilerleme için fayda konusunda yaklaşık çeyrek kadarının “az” ya da hiç fayda görmediğini, istihdam için fayda konusunda ise üçte birinin böyle düşündüğünü ortaya koyuyor.
Virginia’dan 30 yaşındaki Cumhuriyetçi Eriech Tapia, veri merkezlerinin ABD’nin diğer ülkelerle rekabetinde değerli hesaplama gücü sağladığını ancak aynı zamanda ne kadar elektrik kullandıklarından endişe ettiğini söylüyor. Tapia, “Bölgeye gelen geçici inşaat işçilerinin sayısındaki büyük artış, ABD ekonomisi için hayati önem taşıyor” diyerek ekonomik faydayı vurgularken, Cumhuriyetçilerin bu faydaları Demokratlara göre daha olumlu görme eğiliminde olduğunu da anket gösteriyor.
Yine de bazı Amerikalılar için bu kaygılar soyut kalıyor. Jacksonville, Florida’daki mahallesinde herhangi bir veri merkezi görmediğini belirten 68 yaşındaki emekli Cumhuriyetçi Mary Fisher, “Bana, endişe etmem gereken bir konu olarak gelmedi” diyerek konunun kendisi için uzak bir mesele olduğunu ifade ediyor.
Ohio’dan bilgisayar mühendisliği öğrencisi Kebede ise teknolojiye duyduğu endişelere rağmen geleceğin işlerine rekabetçi bir aday olmak istediğini söylüyor. Kebede, “Bence birçok insan bunu büyük ölçüde bir balon olarak görüyor. Sonunda patladığında, yapay zeka hype’ına inanıp inanmadığınızdan bağımsız olarak herkes için çok zararlı olacağı” diyerek teknolojinin geleceğine dair belirsizliğini dile getiriyor.
Anket, veri merkezlerinin hem teknolojik ilerleme hem de istihdam açısından tartışmalı bir konu olduğunu gösteriyor. Amerikalılar, veri merkezlerini diğer büyük çevresel ayak izine sahip sektörlerden daha fazla endişeyle karşılıyor; yalnızca yaklaşık üçte bir Amerikalı, et üretiminin ya da hava yolculuğunun etkisinden yüksek düzeyde endişeli. Bu durum, veri merkezlerinin yalnızca ekonomik faydası değil, aynı zamanda çevresel ve toplumsal maliyetleri de göz önünde bulundurarak değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.
Bu Gelişmeyi Toplulukta Değerlendirin
Haber hakkındaki düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi ve teknik sorularınızı topluluk üyeleriyle anlık olarak tartışın.
[…] Çekebilir: Amerikalılar Yapay Zekanın Çevresel Etkisinden Endişeli: Yeni Anket Verileri Ortaya Çıktı → Kaynak: Fastcompany ↗ 🚀 SayarBilgi […]