


Vezüv’ün Külleri Arasında Saklı Kalmış Bir Ses: Herculaneum Parşömenleri Yapay Zeka ile Yeniden Okunuyor
MS 79 yılında Vezüv yanardağının patlamasıyla antik dünyayı etkisi altına alan lav ve küller, aslında tarihin en önemli belgelerinden bazılarını koruma altına almıştı. Bugün, bu kül yığınlarının altında yüzyıllardır sessizce bekleyen bir parşömenin nihayet “açılması” ve içindeki kadim seslerin gün yüzüne çıkarılması mümkün oldu. İtalya’nın Napoli kentinde yürütülen çalışmalar kapsamında, 18. yüzyılda antik Herculaneum şehrindeki bir villada bulunan ve PHerc. 1667 koduyla bilinen kömürleşmiş parşömenin, modern teknolojinin yardımıyla çözüldüğü açıklandı.
Bu parşömen, sadece fiziksel bir nesne değil; antik dünyanın kütüphanesinden kalan nadide bir parçadır. Ancak onu okumak, tarih boyunca araştırmacılar için büyük bir meydan okuma teşkil etti. Parşömenin karbonize olmuş yapısı nedeniyle 1980’li yıllarda yapılan fiziksel açma denemeleri başarısızlıkla sonuçlanmış ve metin uzun süre “okunamaz” kabul edilmişti. Bu durum, arkeoloji dünyasında benzer bir çıkmazı hatırlatıyor; tıpkı geçmişte sadece fiziksel olarak parçalanarak okunabileceği korkusuyla dokunulmaktan çekinilen diğer antik metinler gibi, Herculaneum parşömenleri de uzun süre sessizliğini korudu. Ancak günümüzde kullanılan görüntüleme teknikleri, bu tür “sessiz” belgeleri tahrip etmeden içeriğine ulaşmamızı sağlıyor.

Sürecin başarısında CT taramaları ve gelişmiş yapay zeka algoritmalarının sentezi kritik bir rol oynadı. Kentucky Üniversitesi’nden Brent Seales liderliğindeki ekip, parşömen üzerindeki mürekkebi tespit etmek üzere eğitilmiş özel bir yapay zeka modeli kullanarak yaklaşık 1,5 metre uzunluğundaki bu metnin üzerinde yer alan 20 sütunluk yazıyı başarıyla ayırt etti. 2023 yılında başlatılan ve “Vezüv Meydan Okuması” (The Vesuvius Challenge) olarak adlandırılan bu disiplinler arası girişim, sadece bir teknoloji başarısı değil, aynı zamanda akademik araştırmanın ve yenilikçi yarışmaların birleştiği bir başarı hikayesidir.
Napoli Federico II Üniversitesi’nden Frederica Nicolardi, parşömenin geçmişteki hatalı müdahaleler nedeniyle hasar gördüğünü ancak modern analizlerin metnin kökenine ışık tuttuğunu belirtiyor. Yazım tarzı ve içerdiği referanslar, bu eserin MÖ 2. veya 3. yüzyılın sonlarına ait olduğunu gösteriyor. Bilinmeyen bir yazar tarafından kaleme alınan metin; etik, sanat ve insan davranışı üzerine derinlemesine tartışmalar içeren, muhtemelen Stoacı düşünceleri yansıtan bir içeriğe sahip.
Bu keşif, arkeolojide yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Artık mesele sadece görüntüleme veya makine öğrenimi değil; bu metinleri okuyacak, düzenleyecek ve içindeki felsefi derinliği kavrayacak uzmanların devreye girdiği bir aşamaya geçildi. Herculaneum’un yanmış kütüphanesinden gelen bu sesler, teknoloji ve tarihin el ele vererek geçmişi yeniden inşa etmesinin en somut kanıtı olarak karşımızda duruyor.
Daha fazla bilgi için şu adresi ziyaret edebilirsiniz: The Charred Scrolls of Herculaneum.

Kaynak: Archaeology