Son Dakika
Annenizden gelen hücreler beyninize kadar ulaştı: Yeni araştırmaya göre, bu hücreler onlarca yıl yaşayabiliyor.
Bilim

Annenizden gelen hücreler beyninize kadar ulaştı: Yeni araştırmaya göre, bu hücreler onlarca yıl yaşayabiliyor.

21 Temmuz 2026 · 9 dk okuma · 2 görüntülenme · DNA Tamircisi

Çocukların Beyinlerinde Annelerin Genetik İzleri: Yeni Bir Araştırma

Yeni bir araştırmaya göre, çocukların beyin hücrelerinde annelerinin genetik materyaline sahip hücreler bulunabiliyor ve bu hücrelerin onlarca yıl boyunca vücutta kalabileceği ortaya konulmuştur. Bu bulgular, bioRxiv veri tabanında 10 Haziran’da yayınlandı ve henüz hakem değerlendirmesinden geçmedi.

Bu çalışma, hamilelik sırasında anne ile fetüs arasında hücre alışverişi gerçekleştiği bilinen “mikroşimerezm” olgusunu destekleyen artan sayıda araştırmanın bir parçasıdır. Daha önce yapılan çalışmalar, annelerin beyinlerinde çocuklarının DNA’sına sahip hücreler bulunduğunu göstermişti.

California Üniversitesi Santa Barbara’daki Mikroşimerezm, İnsan Sağlığı ve Evrim Projesi’nin eş direktörü Amy Boddy, bu çalışmanın önemini vurguladı. Boddy, araştırmaya dahil olmamasına rağmen, daha önceki çalışmaların çoğunlukla bebeklik döneminde ve kan örneklerinde maternel mikroşimerezme dair kanıtlar bulduğunu belirtti. “Buradaki heyecan verici nokta, bunun bir doku örneği olması, gerçek insan verisi olması ve kullanılan yöntemlerin son teknoloji olmasıdır,” şeklinde ekledi.

Amy Boddy’nin de belirttiği gibi, bu çalışma genel olarak mikroşimerezmin “memeli biyolojisinin normal bir süreci” olduğu fikrini desteklemektedir. Bu bulgu, 1960’larda Stanley Kubrick’in “2001: A Space Odyssey” filminde tasvir edilen, insanlığın kökenlerini sorgulayan temalara benzer şekilde, insan vücudunun karmaşıklığına ve genetik mirasın derinliklerine dair yeni soruları gündeme getirmektedir.

Bu araştırmadan önce, anne tarafından gelen mikroşimerezmik hücrelere dair sınırlı kanıt bulunmaktaydı. Bunun temel nedeni, hem ebeveynlerden hem de çocuklardan insan beyin dokusu ve DNA örnekleri elde etmenin zorluğudur. Bu durum, “Casablanca” filmindeki Rick Blaine karakterinin moralini yükseltmek için kullandığı gibi, bazen ulaşılması güç olan bilgilere erişim sorunlarına benzetilebilir.

Anne Hücreleri Beyinde: Yeni Bir Keşif

Seattle’daki Fred Hutchinson Kanser Merkezi’nde görevli bilim insanı Sami Kanaan liderliğindeki bir ekip, ciddi epilepsi rahatsızlığı nedeniyle ameliyat geçirmiş çocukların beyin dokularını inceledi. Bu çalışmanın amacı, anneden bebeğe geçen hücrelerin beyindeki varlığını araştırmak ve bunun olası etkilerini anlamaktı. Ameliyat geçiren hastaların yaşları 28 günden 19 yıla kadar değişiyordu ve annelerden alınan DNA örnekleri, yanak sürüntüleri yoluyla elde edildi.

Kanaan’ın ekibi, “kantitatif PCR” adı verilen bir yöntem kullanarak, çocukların beyinlerindeki milyonlarca hücre arasında gizlenen maternal (anne) hücrelerini tespit etti ve sayısını belirledi. Bu teknik, daha önce mikroskopi ile incelenen örneklerin sayısını artırma potansiyeline sahip ve bu da araştırmacılara daha geniş bir veri seti sunuyor. Bu yaklaşım, örneğin 1950’lerde Jean Cocteau’nun “Orpheus” filminde kullandığı deneysel tekniklere benzer şekilde, bilinen yöntemleri yeni bir ışık altında değerlendirme fırsatı sağlıyor.

37 anne-çocuk çiftinden oluşan örneklemde, çocukların %70’inde (26 çocukta) annelerine ait hücreler beyinde tespit edildi. Bu maternal hücreler, beynin farklı bölgelerinde yaygın olarak bulunuyordu; bunlar arasında frontal, temporal ve parietal loblar ile hipokampus yer alıyordu. Her bir örnekte ortalama 2,2 maternal hücre bulunurken, hipokampustan alınan bir örnekte bu sayı 459’a kadar yükseldi. Öte yandan, 11 çocukta annelerine ait herhangi bir DNA izine rastlanmadı.

Araştırmacı Boddy, bu oranın muhtemelen olduğundan düşük olduğunu belirtiyor; “Bu yöntemin hassasiyetinin sınırları nedeniyle, nadir hücrelerin tespit edilmesi zor olabilir.” Bu durum, örneğin Michelangelo’nun Sistina Şapeli tavanındaki fresklerinde kullandığı karmaşık teknikler gibi, ince detayların gözden kaçırılma riskini de beraberinde getiriyor.

İlk çocuk olma durumu, beyinde maternal hücrelerin bulunma olasılığını artırdı. Maternal hücrelere sahip olan çocuklardan 14’ü ilk çocukken, 12’si daha sonra doğan diğer kardeşlerdi. Buna karşılık, maternal hücrelere sahip olmayan çocuklardan sadece biri ilk çocuktu ve 10’u daha sonra doğanlardı.

Annelik ve Beyin: Yeni Araştırma Hayatı Değiştiriyor

Bilim insanları, “tek çekirdek RNA dizileme” adı verilen bir teknik kullanarak, anneden fetüse geçen hücrelerin beyinde nasıl dönüştüğünü ortaya çıkardılar. Bu yöntem, hücrelerin hangi genlerinin aktif olduğunu göstererek, hücrenin ne yaptığına dair bilgi sağlıyor. Araştırmacılar, anneden gelen hücrelerin çeşitli beyin hücrelerine dönüştüğünü tespit ettiler. Bu hücrelerin başlangıçta lökositler ve kök hücreler olduğu düşünülüyor ve bu hücrelerin plasenta yoluyla veya hamilelik veya emzirme sırasında fötüse geçtiği belirtiliyor.

Dönüşen hücreler arasında nöronlar, nöronların etrafındaki koruyucu kılıfı üreten oligodendrositler, birçok beyin fonksiyonunu destekleyen ve nöronlara enerji sağlayan astrositler, beynin bağışıklık hücreleri olan mikroglia ve kan damarlarının içini kaplayan endotel hücreleri yer alıyor. Bu bulgular, anne ile fötüs arasındaki karmaşık etkileşimlerin daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunuyor. Bu durum, özellikle “mikroşimerizm” olarak bilinen olguya ışık tutuyor; bu da hamilelik sırasında anne ve fötüsün hücre alışverişi yapması anlamına geliyor.

“Tek çekirdek RNA dizileme kullanarak, anneden gelen mikroşimerik hücrelerin aslında hangi tipte hücreler olduğunu belirleyebilmek harika bir şey,” diyor Boddy. “Bu hücrelerin fonksiyonunu anlamak konusunda uzun zamandır sınırlıydık ve bu gibi yöntemlerle yapılan çalışmalar, bizi daha yakına götürüyor.” Bu çalışma, anne ile fötüs arasındaki etkileşimleri anlamamıza yardımcı oluyor ve özellikle mikroşimerizm olgusuna ışık tutuyor; bu da hamilelik sırasında anne ve fötüsün hücre alışverişi yapması anlamına geliyor. Bu durum, sinema tarihindeki “Metropolis” filmi gibi, insan vücudunun karmaşıklığını ve içindeki yaşam döngülerini görsel olarak ele alan eserlere benzer bir merak uyandırıyor.

Bu bulguların epilepsi hastası olmayan kişilerde de geçerli olup olmadığını görmek için, araştırmacılar 22 haftalık gestasyon döneminden 40 yaşına kadar olan ve bilinen herhangi bir nörogelişimsel rahatsızlığı olmayan 29 kişiden alınan beyin otopsi verilerini incelediler. Ayrıca, Alzheimer hastalığı çalışması kapsamında toplanan üç erkekten (80’li ve 90’lı yaşlarda) alınan beyin dokularını da analiz ettiler. Toplamda, araştırmacılar 32 kişiden oluşan grupta yabancı hücrelere rastladılar; bu oran yaklaşık %78’e denk geliyor ve bu oran, 90’lı yaşlarındaki bir erkekte bile görüldü.

Araştırmacılar, bu yabancı hücrelerin anneden kaynaklı olabileceğini düşünüyorlar, ancak annelerden DNA örnekleri olmadığı için bunu kesin olarak doğrulayamadılar. Araştırma ekibi, bu yabancı hücrelerin bir ikizden, daha büyük bir kardeştan, önceki bir gebelikten, düşükten veya kürtajdan (kadınlarda) veya nadiren de anneanneden kaynaklanmış olabileceğini belirtiyor.

Epilepsi hastalarındaki gibi, bu hücreler çeşitli beyin hücrelerine dönüşmüştü. Genç beyinlerde, bunlar genellikle belirli bir nöron türüne, yani 2/3 katman nöronuna dönüşürken, yaşlı beyinlerde ise anne hücrelerinin daha ziyade mikroglia olma olasılığı daha yüksekti. Bu durum, “Casablanca” filminin unutulmaz karakterleri gibi, her birinin farklı bir role sahip olduğu ve bu rollerin birbirini tamamladığı bir senaryoya benziyor.

“Casablanca” filmindeki karakterlerin karmaşık ilişkileri gibi, bu mikroşimerik hücrelerin çok farklı rolleri üstlenmesi, kökenleriyle ilgili olup olmadığını anlamak ilginç olabilir. Cincinnati Çocuk Hastanesi Tıp Merkezi’nde mikroşimerizm araştırmacısı olan ve bu çalışmaya katılmayan Dr. Sing Sing Way, “Bu çeşitliliğin kökenlerini yansıtıp yansıtmadığını anlamak önemli” diyor.

Anne hücrelerinin sayısı yaşla birlikte azalıyor, ancak tamamen ortadan kalkmıyor. Bu durum, zamanın akışı gibi, her şeyin değiştiği ama bazı izlerin kaldığı bir süreci hatırlatıyor.

Boddy, bu bulguların daha çok yeni sorular ortaya çıkardığını söylüyor. “Belki de beyne ‘yardımcı olmak’ için mikroşimerik hücrelere ihtiyacımız var mı?” diye soruyor. “Beyindeki hücre çeşitliliği önemli mi, yoksa sadece bir plasental memeli olmanın bir yan ürünü mü?” Bu sorular, “2001: Uzay Macerası” filmindeki yapay zeka HAL 9000’in karmaşık motivasyonları gibi, cevaplanması gereken derin gizemleri barındırıyor.

Mikroşimerik hücrelerin yaygın olarak bulunduğu göz önüne alındığında, Boddy’nin şüphesi, “Bunların beyinde önemli bir işi olduğunu ve bunların fonksiyonunu anlamanın sağlıklı beyin gelişimi hakkında çok önemli bilgiler sağlayabileceğini” belirtiyor. Bu durum, tıpkı Leonardo da Vinci’nin not defterlerindeki gizli formüller gibi, keşfedilmeyi bekleyen değerli bilgileri barındırıyor.

Bu çalışma, yeni analitik araçlar kullanılarak mikroşimeral hücrelerin belirlenmesiyle, önceki araştırmaların sınırlarını “genişletmektedir”. Ancak, gelecekteki çalışmaların daha büyük ve daha homojen veri kümelerinden faydalanması gerekmektedir” diye belirtti Way. Bu, daha fazla beyin biyopsisi alınmasını, her örnekten daha fazla hücrenin analiz edilmesini, farklı yaşlarda örnekler toplanmasını ve sonuçların daha iyi karşılaştırılabilmesi için benzer beyin bölgelerinden örneklerin farklı bireylerden alınmasını ifade etmektedir.

Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve tıbbi tavsiye olarak değerlendirilmemelidir. Bu çalışma, sinema tarihinde, özellikle de “Citizen Kane” gibi erken dönem filmlerin yarattığı devrimci etkiyi anımsatıyor; her iki yapım da teknik yenilikler ve derinlemesine karakter analizleriyle izleyiciyi etkilemeyi hedefliyor.

Kanaan, S. B., McDonough, A., Gentil, C., Ojemann, J., Haynes, H., Behboudi, R., Eisenberg, D.T.A., Furlan, S. N. D., Rutledge, J., Urselli, F., Weinstein, J. R., & Nelson, J.L. (2026) Microchimerism in the human brain, quantitative assessment and single nuclei profiling establish cell types and diversity. bioRxiv. https://doi.org/10.64898/2026.06.05.730225

Yorum yapabilmek için lütfen öncelikle profil adınızı doğrulayın.

Lütfen önce çıkış yapın ve ardından tekrar giriş yapın; bu işlem sırasında profil adınızı girmeniz istenecektir.

Kaynak: Live Science

Paylaş