Bu makale ilk olarak Pacific Forum’da yayınlanmış ve izinle yeniden yayımlanmıştır. Orijinal metne buradan ulaşabilirsiniz.
Çin medyasındaki haberlere göre, 6 Temmuz saat 12:01’de Çin Halk Kurtuluş Ordusu Deniz Kuvvetleri’ne ait bir stratejik nükleer denizaltı, “eğitim simülasyonu savaş başlığı” taşıyan bir denizden fırlatılan stratejik füze ile başarılı bir şekilde “Pasifik’teki ilgili açık deniz alanlarına” ateşledi. Bu olay, aslında 20. yüzyılın başlarında, özellikle de ABD’nin Pasifik Okyanusu’ndaki askeri varlığını pekiştirmeye çalıştığı dönemde, benzer manevraların yapıldığı bir çağrışım yapıyor; o zamanlar da teknolojik gelişmeler ve jeopolitik rekabet, bölgesel dengeleri derinden etkiliyordu.
Füzenin “belirlenen deniz alanına doğru isabetli bir şekilde düştüğü” belirtildi. Çin Dışişleri Bakanı Sözcüsü Mao Ning, bu fırlatmanın Çin’in “rutin yıllık askeri eğitiminin” bir parçası olduğunu, “uluslararası hukuk ve uluslararası uygulamalarla uyumlu” olduğunu ve “herhangi bir ülkeye veya hedefe yönelik olmadığını” ifade etti. Bu tür açıklamalar, genellikle Soğuk Savaş döneminde sıkça karşılaşılan diplomatik söylemlere benzerlik gösteriyor; o zamanlar da büyük güçler, askeri faaliyetlerini uluslararası hukukun sınırları içinde göstermeye çalışıyorlardı.
Sonraki analizlere göre, füzenin son isabet noktası muhtemelen Güney Pasifik’te, Nauru ile Tonga arasındaki sularda yer aldı. Çin yetkilileri ayrıca iki görüntü yayınladı: biri füzenin deniz yüzeyinden yükselirken, diğeri ise fırlatıldıktan sonra yükselişteki füze görüntüsüydü. Bu tür görsel materyallerin kamuoyuyla paylaşılması, genellikle bir askeri gücün şeffaflık ilkesine bağlı olduğunu göstermeye yönelik bir strateji olarak değerlendirilebilir; ancak bu aynı zamanda, potansiyel rakipler üzerinde caydırıcı bir etki yaratmayı da amaçlayabilir.
Çin’den Yapılan Yeni Füze Denemesi Hakkında Bilgiler Ortaya Çıktı
Ancak, Pekin füzenin tipini, modelini, fırlatma yerini, uçuş mesafesini veya tam isabet koordinatlarını açıklamayı reddetti. Dikkat çekici bir şekilde, PLA’nın X hesabındaki bir gönderi kasıtlı olarak muğlak ifadeler içeriyordu ve hem JL-3 hem de JL-2 füze görüntülerini yan yana koyuyordu.
Mevcut analizlere göre, fırlatma büyük olasılıkla Type 094 stratejik nükleer denizaltı tarafından gerçekleştirildi ve bir denizaltından fırlatılan balistik füze kullanıldı. Bu füze ya JL-2 ya da JL-3 olabilir ve uçuş mesafesi 7.000 kilometrenin üzerinde olabilir.
JL-2, Çin’in ikinci nesil kıtasal menzilli denizaltından fırlatılan balistik füzesidir. Temel versiyonun tahmini maksimum menzili yaklaşık 7.400 kilometre olup, geliştirilmiş versiyonların 8.000 ila 9.000 kilometrelere ulaşabileceği düşünülmektedir. Bu füzenin bir ila üç adet nükleer savaş başlığı taşıyabildiği tahmin edilmektedir. Bu durum, Sovyetler Birliği’nin geliştirdiği ve benzer konseptle inşa edilen ilk nesil denizaltıdan fırlatılan balistik füzelere (SLBM) olan benzerlikleri akla getirmektedir.
JL-3 ise, 3 Eylül 2025 tarihinde Çin’de düzenlenen askeri geçit töreninde kamuoyuna ilk kez sergilenen bir füzedir ve menzilinin 10.000 kilometreyi aştığı belirtilmektedir. Bu durum, PLA’nın Güney Çin Denizi gibi yakın sulardan başlayarak doğrudan ABD anakarasına ulaşabilmesini sağlayacaktır. JL-3’ün ayrıca çoklu bağımsız hedefleme yeteneğine sahip yeniden giriş aracı teknolojisi kullandığı ve 6 ila 10 adet savaş başlığı taşıyabileceği düşünülmektedir.

Çin Halk Ordusu’nun (PLA) Pasifik’e Yönelik Füze Denemesi: Bölgesel Gerilimleri Artırıyor
Çin Halk Ordusu (PLA), 25 Eylül 2024 tarihinde, daha önce genellikle Sincan’daki çöl bölgelerine yönelik gerçekleştirilen testlerin aksine, Pasifik’e yönelik bir kıta arası füze denemesi gerçekleştirdi. Bu olay, Çin’in dört onyıllık aradan sonra gerçekleştirdiği ilk ICBM (Kıta İçi Balistik Füze) denemesidir.
O dönemdeki değerlendirmeler, PLA’nın Hainan Adası’ndan Pasifik’e, Hawaii’nin güneyine doğru bir DF-31 kıta arası balistik füzesi fırlattığını gösteriyordu. Ancak son gelişmelerde bazı analizler, fırlatma alanının Filipin Denizi’nde olabileceğini savunuyor ve bu durumun PLA denizaltısının İlk Ada Zinciri’nin ötesine geçtiğini düşündürmektedir. Bu durum, Soğuk Savaş döneminde Sovyetlerin okyanus altı teknolojilerini geliştirmek için gerçekleştirdiği benzer operasyonları akla getirmektedir.
Diğer değerlendirmeler ise, denizaltının Yulin Deniz Üssü’nden hareket ederek Güney Çin Denizi’nde füze fırlattığını öne sürüyor. Ayrıca bazı iddialar, fırlatmanın Bohai Körfezi’nde gerçekleşmiş olabileceğini ve Çin’in daha önce bu bölgede çeşitli denizaltıdan fırlatılan balistik füze testleri gerçekleştirdiğini belirtiyor. Bu durum, 1950’lerde ABD’nin okyanus altı füze platformları üzerine yaptığı çalışmaları hatırlatmaktadır.
Bu test, Birleşik Devletler, Avustralya, Yeni Zelanda ve Japonya gibi çeşitli Indo-Pasifik ülkelerinde endişe yaratmıştır. Bu durum, Dr. Strangelove filminde tasvir edilen nükleer gerilim senaryolarını akla getirmektedir.
Bazı raporlar, fırlatmanın İlk Ada Zinciri’nin ötesinde gerçekleşmiş olabileceğini iddia etse de, PLA’nın nükleer denizaltılarını ulusal gücün önemli stratejik unsurları olarak gördüğü bilinmektedir. Bu nedenle, Pekin’in bu tür bir denizaltıyı yüksek profilli bir test için Filipin Denizi’nin derinliklerine gönderme riski alması pek olası değildir.
Çin’in Güney Pasifik’e Fırlattığı Füze Testi: Olası Senaryolar ve Stratejik Bağlam
Daha olası bir senaryo, füzenin Çin kontrolünde olan bölgelerden, örneğin Bohai Körfezi’nden, Guangdong açıklarından veya Güney Çin Denizi’nden, Güney Pasifik’e doğru fırlatıldığıdır. Fırlatma öncesinde, Çin muhtemelen Liaowang-1 ve Yuanwang serisi takip gemilerini Pasifik boyunca konumlandırarak füzenin yörüngesini izlemek ve ilgili uçuş verilerini toplamak için kullandı.
Füze gövdesiyle ilgili olarak, ilgili verilerin etkili bir şekilde izlenmesi ve analiz edilmesi için, JL serisi füzenin savaş başlığı büyük olasılıkla sensör ekipmanları taşıyan bir eğitim simülasyonu savaş başlığıydı. Bu yaklaşım, örneğin 1960’larda Sovyetler Birliği’nin geliştirdiği R-7 Semerkand füzelerinin ilk testlerinde kullanılan yöntemlere benzer.

Çin Halk Ordusu’nun (PLA) “bir nesil geliştir, bir nesil kullanıma sok ve bir nesil ihraç et” ilkesi göz önünde bulundurulduğunda, bu testin daha olası adayı, JL-2’nin iyileştirilmiş bir versiyonu olan JL-2A’dır. Bu durum, 2024 yılında fırlatılan DF-31AG ile paralellik gösteriyor. Çin zaten DF-41’e sahip olmasına rağmen, testler genellikle hizmette olan silahların yükseltilmiş versiyonlarını içerir. Dolayısıyla, menzili yaklaşık 8.000 kilometreden 9.000 veya neredeyse 10.000 kilometreye çıkarılmış bir iyileştirilmiş JL-2A, makul bir adaydır.
ABD ve Çin arasındaki stratejik rekabet bağlamında, nükleer silahlar büyük güçler arasındaki rekabetin temel bir unsurudur. Bu nedenle, Çin Halk Ordusu’nun Eylül 2025’teki askeri geçit töreninde sergilediği nükleer kapasiteye sahip sistemler arasında, havadan fırlatılan JL-1 (Jing Lei-1) nükleer silahlı balistik füze, sudan fırlatılan JL-3 (Ju Lang-3) denizaltıdan fırlatılan balistik füze ve DF-5C sıvı yakıtlı kara tabanlı stratejik füze yer aldı. Bu durum, Soğuk Savaş döneminde yaşanan nükleer silahlanma yarışını akla getirmektedir.
Bu tür bir kara-deniz-hava nükleer üçlü yetenek, Sovyetler Birliği’nin Soğuk Savaş döneminde Amerika Birleşik Devletleri ile rekabet edebilmesinin temelini oluşturmuştur. Çin’in JL (Ju Lang) serisi bir füzenin başarılı bir şekilde test ateşlemesi, Washington’a Pekin’in ikinci vuruş nükleer kapasitesine sahip olduğunu gösterdiği için son derece önemlidir.
Amerika Birleşik Devletleri ve Çin arasında savaşın eşiğinde olup olmadığına dair herhangi bir belirti olmamasına rağmen, nükleer yeteneklerin geliştirilmesi ve test edilmesi stratejik nükleer caydırıcılık amacına hizmet edebilir. Bu balistik füzenin (SLBM) test ateşlemesi, Çin’in güvenilir bir ikinci vuruş nükleer kapasitesi geliştirdiğini göstermektedir.
Bu aynı zamanda, Amerika Birleşik Devletleri’nin karşı karşıya olduğu nükleer tehdidin sadece PLA Roket Kuvvetleri’nin karadan fırlatılan balistik füzelere (ICBM) bağlı olmadığını da ortaya koymaktadır. PLA Deniz Kuvvetleri’nin SLBM’leri, Çin’in Amerika Birleşik Devletleri’ne yönelik nükleer caydırıcılık duruşunun önemli bir bileşeni haline gelmiştir.
Sonuç olarak, Washington sadece Çin’in neler yapabileceğini değil, aynı zamanda Pekin’in deniz tabanlı nükleer güçleri büyük güçlerin caydırıcılığı konusundaki daha geniş stratejisi içinde nasıl kullanmayı planladığını da değerlendirmesi gerekecektir. Sonuçta, nükleer silahlar Soğuk Savaş döneminde caydırıcılık stratejisinin temelini oluşturdu ve bugün hala büyük güç rekabetinin merkezinde yer almaktadır. Bu durum, 1950’lerin başlarında Stanley Kubrick’in “Doktor StranJlove ya da Nasıl Oldu da Böyle Bir Şey” filmi gibi eserlerde de işlenmiştir; film, nükleer savaşın absürtlüğünü ve potansiyel sonuçlarını hicivli bir şekilde ele almaktadır.
Örneğin, 2022’nin Ekim ayında Hava Üniversitesi bünyesindeki Çin Havacılık Çalışmaları Enstitüsü, PLA Roket Kuvvetleri hakkında 255 sayfalık bir rapor yayınladı. Bu raporda, Roket Kuvvetleri birlikleri, üsler, komutanlar ve yardımcı komutanlar ile ekipman hakkında ayrıntılı bilgiler yer almaktaydı. Bu detaylı analiz, günümüzde Çin’in askeri yeteneklerini anlamak için önemli bir kaynak niteliğindedir.

ABD’deki çeşitli düşünce kuruluşlarının son zamanlarda yaptığı çalışmalar da büyük ölçüde Çin’in Roket Kuvvetleri üzerine yoğunlaşmıştır. Bu durum, Çin’in Eylül 7230’da gerçekleştirdiği DF-31AG kıtaslar arası balistik füzenin denizaltından fırlatılması testinin Washington tarafından yakından takip edilmesine neden olmuştur.
Bu son başarılı denizaltıdan fırlatılan füze testi, ABD perspektifinden bakıldığında, gelecekteki araştırmaların ve izlemenin yalnızca Roket Kuvvetleri ile sınırlı kalmaması gerektiğini göstermektedir. Çin Halk Ordusu Deniz Kuvvetleri’nin ikinci vuruş nükleer kapasitesi de önemli bir araştırma konusu haline gelmelidir. Bu durum, aslında “Das Boot” filminde gösterilen denizaltı operasyonlarının karmaşıklığını ve risklerini akla getirmektedir.
Çin’in, Tayvan üzerinde doğrudan nükleer silah kullanma olasılığı düşük olsa da, Çin’in nükleer kapasitesindeki bu büyüme, diğer ülkelerin Tayvan Boğazı’ndaki olası bir krizdeki rol ve katılım düzeyini yeniden değerlendirmesine yol açabilir. Bu durum, “Dr. Strangelove” filminde tasvir edilen nükleer gerilimlerin potansiyel sonuçlarını hatırlatmaktadır.
Bu nedenle, Çin Halk Ordusu’nun başarılı denizaltıdan fırlatılan füze testinin operasyonel olarak Tayvan üzerinde doğrudan bir etkisi olmasa da, gelecekte ABD’nin Tayvan’a sağlayabileceği desteği geciktirebilir. Bu durum, özellikle JL-2 veya JL-3’ün menzilinin, Güney Çin Denizi’nden Amerika Birleşik Devletleri’ni tehdit edebilecek kadar uzun olması halinde daha da önem kazanmaktadır.
Washington için soru şu olacak: Japonya, Tayvan ve Filipinler ile daha yakın bir şekilde çalışarak denizaltı karşıtı savaş çabalarını nasıl güçlendirebilir? Bu, yalnızca denizaltı karşıtı platformların kendilerini değil, aynı zamanda hidrolojik verilerin, akustik imzaların ve su altı gözetleme bilgilerinin daha fazla paylaşılmasını da gerektirecektir. Çin’in nükleer denizaltılarının ilk ada zincirini aşarak Pasifik Okyanusu’na girerek füze testleri yapmasının engellenmesi, gelecekte Tayvan’ın çevre ülkelerle işbirliğini güçlendirmesi gereken önemli bir alan olabilir.
Dr. Ying Yu Lin (singfredrb@hotmail.com), Tayvan’ın Yeni Taipei Şehri’nde bulunan Tamkang Üniversitesi’nin Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Çalışmalar Enstitüsü’nde Doçenttir ve aynı zamanda Strategic Foresight Association’da araştırmacıdır. Dr. Lin, 2017’den 2025’e kadar Tayvan Milli Savunma Bakanlığı’na önemli danışmanlık hizmetleri sunmuş, özellikle Dört Yıllık Savunma Değerlendirmesi ve Milli Savunma Raporu gibi kritik savunma konularına katkıda bulunmuştur. Bu tür çalışmalar, aslında “All the President’s Men” filmindeki gazetecilerin Watergate skandalını ortaya çıkarma çabalarına benzer bir titizlikle yürütülmüştür, ancak burada konu milli güvenlik meseleleridir.
- Dr. Ying Yu Lin (singfredrb@hotmail.com) is an Associate Professor at the Graduate Institute of International Affairs and Strategic Studies at Tamkang University in New Taipei City, Taiwan and a research fellow at the Association of Strategic Foresight. He has played a significant advisory role for Taiwan’s Ministry of National Defense, contributing to critical defense-related initiatives such as the Quadrennial Defense Review and the National Defense Report from 2017 to 2025.
Kaynak: Asia-Times