Son Dakika
Trump, Çin’in müdahalesine ilişkin istihbarat raporunu kullanarak seçimleri kontrol altına alma girişimini savunuyor.
Bilim

Trump, Çin’in müdahalesine ilişkin istihbarat raporunu kullanarak seçimleri kontrol altına alma girişimini savunuyor.

21 Temmuz 2026 · 9 dk okuma · 2 görüntülenme · Aşı Mimarı

Trump, Seçimlere Yönelik Yeni İddialarla Dikkatleri Üzerine Çekti

Kasım ayındaki kritik ara seçimlere dört ay kala, Başkan Donald Trump, Perşembe akşamı (16 Temmuz) ulusa hitaben bir konuşma yaparak, ABD seçimlerinin güvenilirliği konusunda şüphe uyandırmaya çalıştı. Trump, kaybettiği 2020 seçimleriyle ilgili eski söylemlerini tekrarlarken, aynı zamanda Çin’in oy verme sürecine müdahale etmeye yönelik geniş çaplı bir plan ortaya çıkardığını iddia etti.

Yönetiminin ABD seçimlerini “devralması” gerektiğini söyleyen Trump, yaptığı konuşmasında, Amerikan oy verme sisteminin siyasi rakipleri tarafından “manipüle edilmeye ve çalınmaya bırakıldığı”nı savundu. Ayrıca Çin’in 220 milyon ABD seçmen dosyasını “gizli yollarla elde ettiği” ve kendisini baltalamak amacıyla bu bilgileri kullandığı suçlamasında bulundu.

Trump’ın konuşması, Çin’in ABD seçimlerini bozmaya yönelik “korkunç” planını ortaya koyduğu iddia edilen istihbarat belgelerinin deşifre edilmesiyle aynı zamana denk geldi. Ayrıca, “Derin Devlet” üyelerinin bu planı “bastırmaya ve önemini azaltmaya” çalıştığı da ileri sürüldü.

Bu tür seçimlere yönelik iddialar, tarihte benzer dönemlerde sıkça görülmüştür. Örneğin, Roma İmparatorluğu’nun son dönemlerinde, siyasi rakipler arasındaki güç mücadeleleri sırasında, seçimlerin meşruiyeti konusunda sürekli şüpheler ortaya atılıyordu. Benzer şekilde, bazı Latin Amerika ülkelerinde de, siyasi istikrarsızlık dönemlerinde, seçim sonuçlarına yönelik manipülasyon iddiaları sıklıkla gündeme gelmiştir.

Seçim Güvenliği İddiaları: Tartışmalar ve Eleştiriler

Uzmanlar ve Başkan’a eleştirel yaklaşan isimler, yaptığı konuşmada istihbarat kurumlarının bulgularını seçerek, ABD seçimlerinin savunmasızlığına dair yanıltıcı bir anlatı oluşturduğunu ve SAVE America Yasası gibi düzenlemelerin gerekliliğini vurguladığını belirtiyorlar. Bu yasa, oy kullanma haklarını kısıtlayan bir düzenleme olarak kabul ediliyor ve Trump’ın Kongre’de çıkarmak için büyük çaba sarf ettiği bir tasarı.

Ukrayna’nın En Kötü Haftası, Aynı zamanda Bir Fırsat Olabilir mi?

Temsilci Raja Krishnamoorthi (D-Ill.), Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi’nin kıdemli bir üyesi olarak yaptığı açıklamada, Trump’ın “seçimlerin tarihini yeniden yazmaya çalışmak için seçici bir şekilde istihbarat belgelerini deşifre ettiğini” ifade etti.

Krishnamoorthi, “Hatta kendi tarafından yayınlanan belgeler bile, 2020 seçimlerinin çalındığı iddiasını desteklememektedir. Aksine, uzun zamandır bildiğimiz bir şeyi doğrulamaktadır: Yabancı güçler demokrasimizi hedef aldı, ancak tek bir oyunun değiştirildiğine veya oy verme veya sayma işlemlerinin manipüle edildiğine dair hiçbir kanıt bulunmamaktadır.”

“Başkan Trump, 2020 seçimlerini adil ve şeffaf bir şekilde kaybetti. Eğer gerçekten seçim güvenliğinden endişe duyuyorsa, istihbarat kurumlarına niteliksiz siyasi yandaşları atamak yerine, bu kurumların yabancı tehditlere karşı seçimleri koruma sorumluluğunu zayıflatmamalıydı.”

“Bunun yerine,” Krishnamoorthi ekledi, “posta yoluyla oy verme konusundaki komplo teorilerini yeniden canlandırıyor, oy kullanma haklarını kısıtlamaya çalışıyor ve Amerikan ailelerinin karşılaştığı gerçek sorunları görmezden gelerek, seçimler üzerinde eşi benzeri görülmemiş bir federal kontrol sağlamak için zemin hazırlıyor.”

Bu durum, 1960’ların ortalarındaki Medgar Evers suikastıyla başlayan ve daha sonra Martin Luther King Jr.’ın öldürülmesiyle doruğa ulaşan siyasi istikrarsızlığa benzer bir tablo çizmektedir. O dönemde de, bazı politik liderler şiddeti körüklemiş ve toplumsal huzursuzluğu derinleştirmiştir. Ancak, bu tür krizlerin ardından genellikle reformlar yapılmış ve daha adil bir toplum inşa edilmeye çalışılmıştır.

Trump’ın Konuşması ve Tartışmalar

Konuşması sırasında Trump, konuşmasını canlı olarak yayınlamayı reddeden büyük televizyon haber ağlarına sert bir şekilde saldırdı ve medya kuruluşlarını “komplonun bir parçası” olmakla suçladı. Ayrıca NBC ve ABC’nin yayın lisanslarının “iptal edilmesi” çağrısında bulundu.

Senatör Bernie Sanders (Vermont), Trump’ın tehdidini “akıl dışı” olarak nitelendirdi.

Hormuz’daki abluka, tüm insanlık için bir kriz

“Hepimiz, siyasi görüşlerimizden bağımsız olarak, Anayasamızı ve temel özgürlüklerimizi baltalamaya çalışan bu tehlikeli başkana karşı birlikte durmalıyız” dedi Sanders.

Trump’ın konuşmasında, eski Başkan Joe Biden için “yasadışı oy pusulaları üretmeye” çalışan bir girişim olduğunu iddia eden “ham istihbarat”dan bahsedildi. Başkan, bu istihbaratın “kötü niyetli bürokratlar tarafından kasıtlı olarak gizlendiğini” ve kanıt olmadan ileri sürdü.

Ancak, Washington Post‘un belirttiği gibi, “ham istihbarat raporları genellikle yanlıştır, eksiktir veya çelişkilidir ve istihbarat kurumları, uzman analistlerin değerlendirmelerine dayanarak bilgileri doğrulamak ve farklı güven düzeyleriyle sonuçlara ulaşmak için bu bilgileri bir araya getirir.”

“2020’de yetkililer, Çin’in Trump’ın kaybetmesini isteyip istemediği ve Pekin’in onu baltalamak için herhangi bir adım atıp atmadığı konusunda fikir ayrılığına düşmüştü; bu konu, deşifre edilmiş 2021 tarihli bir raporda belirtilmiştir. Bu rapor, Çin veya başka herhangi bir yabancı aktörün herhangi bir oy pusulasına müdahale etmediği sonucuna varıldığı konusunda genel bir mutabakat olduğunu ortaya koymaktadır” diye ekledi Post.

Bu durum, tarihte benzer şekilde liderlerin kendi çıkarları için istihbarat bilgilerini manipüle etmeye çalıştığı örnekleri akla getirmektedir. Örneğin, Soğuk Savaş döneminde, her iki taraf da dezenformasyon kampanyaları yürütmüş ve birbirlerinin eylemlerini yanlış göstermeye çalışmıştır. Bu tür manipülasyonlar, genellikle uluslararası ilişkilerde güvensizlik ortamı yaratır ve krizlere yol açabilir.

Çin’in Seçimlere Müdahalesi İddiaları ve Tepkiler

“Beyaz Saray” tarafından yayınlanan yüzlerce sayfalık belgede, Trump’ın Çin’in 2020 seçimlerine müdahale ettiği ve kendisini yenmek için çalıştığı iddiasını destekleyen bir bilgi bulunmamaktadır. Ayrıca, ABD istihbarat yetkililerinin Pekin’in niyetleri hakkında bilgileri kasıtlı olarak sakladığına dair de herhangi bir kanıt yer almamaktadır.

Japon İmparatorluk Yasası ile Kadet Branşından Evlat Edinme İzin Veriliyor

Savunuculuk grubu “Public Citizen”in eş başkanı Robert Weissman, Trump’ın konuşmasını, yönetimi tarafından yapılan “felaket düzeyindeki politika hatalarını” ve “düşen onay oranlarını” kamuoyunun dikkatinden uzaklaştırma girişimi olarak nitelendirdi. Weissman, “Trump, Amerikan ve İranlıların hayatlarını tehlikeye atan ve benzin fiyatlarını artıran yasa dışı, anayasalara aykırı ve tamamen anlamsız bir savaşı sürdürmektedir. Şirketler, ücretleri çok düşük olan insanlara yönelik fiyatları belirlemektedir,” şeklinde konuştu.

“Trump, milyonlarca insanın sağlık hizmetlerine ve gıda yardımına erişimini keserek finanse edilen ‘vergi indirimlerini’ zenginlere sundu. Kontrolden çıkmış bir paramiliter güç, insanları sokaklardan kaçırıyor ve şok edici oranlarda öldürüyor. Trump’ın bu geceki gerçek dışı söylemleri, bu gerçekliklerden dikkat dağıtma çabasının açık bir örneğidir,” dedi Weissman.

“Arizona’da Değişim İçin Birleşmiş Yaşam” adlı demokrasi yanlısı kuruluş, “Trump, demokrasimizi gözümüzün önünde yok etmeye çalışıyor” uyarısında bulundu. Bu grup, “Bu gece Donald Trump, ulusa hitap ederken tarihin yeniden yazılmasına, seçmenlerin iradesinin silinmesine ve ülkenin bir sonraki demokrasi saldırısına hazırlanmasına yönelik girişimlerde bulundu,” şeklinde bir açıklama yaptı.

Tarihsel bağlam olarak, benzer şekilde liderler tarafından kullanılan stratejilere bakıldığında, örneğin Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşunda Osman Gazi’nin Bizans İmparatorluğu ile olan karmaşık ilişkileri ve siyasi entrikalar, günümüzdeki bazı uluslararası gerilimlerin kökenlerini anlamamıza yardımcı olabilir. Her iki durumda da, güçlü bir liderin stratejik hamleleri, bölgesel dengeleri önemli ölçüde etkileyebilir.

ABD’de Seçimlere Müdahale İddiaları: Trump’ın Stratejileri ve Tarihi Paralellikler

Donald Trump’ın seçimlere müdahale girişimleri, Amerikan demokrasisi için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Trump, “Seçimlerin güvenilirliğini sarsmak, sonuçları tersine çevirmek, halkın iradesini yok etmek ve her türlü yolla iktidarda kalmak” gibi söylemlerle seçim sistemini baltalamaya çalıştığına dair endişeleri artırıyor.

“Bu durumun ne olduğunu açıkça belirtmeliyiz. Donald Trump, seçimlerimizi ortadan kaldırmak, kendisine uymayan sonuçları tersine çevirmek, halkın iradesini yok etmek ve her türlü yolla iktidarda kalmak için zemin hazırlıyor.” Bu sözler, Trump’ın eylemlerinin Amerikan demokrasisi üzerindeki potansiyel etkilerini vurguluyor.

Bu durum, tarihte benzer siyasi krizlerin yaşandığı dönemleri akla getiriyor. Örneğin, Roma İmparatorluğu’nun son dönemlerinde yaşanan iç savaşlar ve siyasi istikrarsızlıklar, imparatorluğun çöküşüne zemin hazırlamıştı. Benzer şekilde, bazı Latin Amerika ülkelerinde de darbelerle iktidara gelen liderler, demokratik süreçleri sabote ederek uzun süreli siyasi sorunlara yol açmışlardır.

Trump’ın bu tür söylemleri ve eylemleri, sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde değil, dünya genelinde de yankı uyandırıyor. Demokratik kurumların korunması ve hukukun üstünlüğünün sağlanması, tüm ülkeler için hayati önem taşıyor.

Kaynak: Asia-Times

Paylaş