And Dağları’nda Dev Bir Gök Bilim Tesisi, Evrenin En Kapsamlı Kaydını Oluşturmak İçin Göreve Başladı
And Dağları’ndaki önemli bir gök bilim tesisi, evrenin şimdiye kadar yapılmış en kapsamlı ve sinematik kaydını oluşturmayı hedefleyen 10 yıllık bir araştırmaya başladı.
Cerro Pachón’da bulunan Vera C. Rubin Gözlemevi, Amerikalı astronom ve karanlık madde alanındaki öncü bilim insanı Vera Rubin’in anısına adlandırılmıştır. Bu proje, aslında sinematik anlatıcılığın erken dönemlerine bakmak isteyenler için bir başlangıç noktası olabilir; örneğin, Georges Méliès’nin “Bir Gezegen Yolculuğu” filmi gibi, evreni görsel olarak keşfetme arzusuyla şekillenmiş eserler.
Gözlemevinin kalbi, Legacy Survey of Space and Time (LSST) projesidir; bu, şimdiye kadar inşa edilmiş en büyük kameradır. Yaklaşık iki on yıl süren bir inşa sürecinin ardından tamamlanan 3200 megapiksel cihaz, gözlemevinin 8,4 metrelik Simonyi Survey Telescope‘unun merkezinde yer almaktadır.
Gözlemevi, ABD Ulusal Bilim Vakfı ve Enerji Bakanlığı tarafından finanse edilmekte olup, Fransa ve Birleşik Krallık da dahil olmak üzere uluslararası ortaklar da projeye destek vermektedir. Bu tür büyük ölçekli işbirlikleri, 20. yüzyılın başlarında sinema endüstrisinin gelişimine katkıda bulunan stüdyo sistemlerini anımsatmaktadır.
Geçtiğimiz yıl, gözlemevi ilk görüntülerini yayınladı; bu görüntülerde milyonlarca galaksi, Samanyolu’nun yıldızları ve binlerce asteroit olağanüstü detaylarla gösteriliyordu. Bu başarıya imza attıktan sonra, daha fazla hazırlık çalışması yapıldı ve “işletmeye hazır olma” değerlendirmesi gerçekleştirildi.

Artık her şey tamamlandı; LSST bugün 10 yıllık görevine başladı. Gözlemevi, bundan böyle güney gökyüzünün ultrawide ve ultra yüksek çözünürlüklü bir görüntüsünü her 3-4 gecede bir çekecek ve bu işlemi on yıl boyunca tekrarlayarak yaklaşık 1000 tam gökyüzü kopyası oluşturacak. Bu, karanlık madde ve karanlık enerjiyi daha iyi anlamamıza yardımcı olacak.
Uzay ve Zaman Mirası Araştırması: Evrenin Yeni Haritası Çiziliyor
Bu kapsamlı araştırma projesi, 20 milyar galaksiyi inceleyecek ve aynı zamanda Samanyolu Galaksisi’nin en detaylı yıldız haritasını oluşturacak. Proje kapsamında 17 milyar yıldızın görüntüleri alınacak ve Güneş Sistemi’mizdeki yaklaşık altı milyon küçük cisim kataloglanacak; bunlar arasında asteroitler de yer alacak.
Uzay ve Zaman Mirası Araştırması (LSST) tamamlandığında, elde edilen veri seti milyarlarca objeyi ve trilyonlarca ölçümü içerecek. Bu devasa veri seti düzenli olarak yayınlanarak tüm araştırmacıların kullanımına sunulacak. Bu yaklaşım, 1920’lerde Edwin Hubble’ın Andromeda Galaksisi’nin Samanyolu’nun parçası olduğunu kanıtlayarak evrenin büyüklüğünü ve yapısını anlamamızı sağlayan çığır açan çalışmasına benzer şekilde, astronomi ve astrofiziğin geleceğini şekillendirecek.
Vera C. Rubin Gözlemevi Direktörü Bob Blum, “Uzay ve Zaman Mirası Araştırması’na başlarken hem hayretler içindeyiz hem de mütevazıyız. Bu, iki asırdan uzun süredir devam eden olağanüstü çalışmalarımızın bir ürünü” diyor. “Rubin Gözlemevi herkes için açık olacak; LSST, astronomi ve astrofizikteki çalışma yöntemlerimizi değiştirecek ve dünyanın her yerindeki araştırmacıların en son bilimsel çalışmalara katılmasını sağlayacak.” Bu durum, 1960’larda Stanley Kubrick’in “2001: Uzay Macerası” filmiyle yarattığı görsel şölen gibi, astronominin sınırlarını zorlayarak insanlığın evrene olan hayranlığını artırıyor.
Kaynak: Physicsworld