And Dağları’nda Yaşayan Fareler: Yüksek Rakımda Daha Fazla Isı Üretiyor
And Dağları’nda yaşayan yaprak kulaklı farelerin, deniz seviyesindeki türlere göre daha fazla ısı ürettiği tespit edildi. Bu adaptasyon, yüksek rakımlarda yaşamaya yardımcı oluyor.
Bu haber, yapay zeka tarafından oluşturulmuş bir metindir ve insan tarafından düzenlenmiştir. Geri bildiriminiz bizim için değerli! Ankete katılın. (Yapay zeka politikamızı buradan inceleyebilirsiniz.)
Yüksek rakımda yaşamak kolay değil. And Dağları’nda yaşayan yaprak kulaklı farelerden öğrenebilirsiniz; bu tür, Dünyanın en yüksek rakımlarda yaşayan memelisi olarak bilinir.
Araştırmacılar, 9 Temmuz tarihli Science dergisinde yayınlanan araştırmalarında, bu farelerin, uyuyan volkanik zirvelerdeki dondurucu sıcaklıklara dayanmak için, daha düşük rakımlardaki türlere göre daha fazla vücut ısısı ürettiğini belirtiyor. Ayrıca, hücrenin enerji üreticileri olan mitokondrilerinin de, düşük oksijen koşullarında oksijene bağımlı süreçleri destekleyecek şekilde adapte olduğu bulundu.
And yaprak kulaklı fareleri (Phyllotis vaccarum), deniz seviyesinden zirvelere kadar geniş bir coğrafyada yaşar; Şili’nin kurak kıyı şeridinden, And Dağları’nın tepelerine kadar farklı habitatlarda bulunurlar. 6.700 metreden daha yüksek rakımlarda yaşayanların karşılaştığı dondurucu sıcaklıklar -60°C’ye kadar düşebilir ve oksijen seviyesi deniz seviyesinin yaklaşık %44’üdür. Bu koşullarda bu kemirgenlerin nasıl hayatta kaldığı uzun zamandır bir merak konusuydu.
Nebraska Üniversitesi-Lincoln’den evrimsel biyolog Jay Storz ve çalışma arkadaşları, küçük memelileri bulmak için birçok And zirvesine tırmandılar; 2020’deki bir seferde de And yaprak kulaklı faresinin dünya rekoru sahibi olduğunu keşfettiler. Storz’a göre, ekibin yüksekliğe uyum sağlaması ve yaban hayatı araştırmaları yapmak için haftalar süren geziler düzenliyorlar. Ancak, dağcılık yapan insanların aksine, “fareler Gore-Tex ceket giyemez.”
Storz ve meslektaşları, farklı rakımlarda yakalanan And yaprak kulaklı farelerinin, dondurucu ve düşük oksijenli dağ ortamını simüle eden küçük odalardaki performanslarını karşılaştırdılar. Yüksek irtifadaki fareler, daha düşük irtifadaki hayvanlara göre daha yüksek bir oranda oksijen tüketiyordu; bu durum, yüksek irtifada yaşayan farelerin soğukta daha aktif olabileceğine işaret ediyordu.
Yüksek Rakımda Yaşayan Farelerin Adaptasyonları: Metabolizma ve Genetik Analizler
Metabolik ve genetik analizler, titreme eyleminin yüksek rakımlı farelerin daha fazla ısı üretmesine yardımcı olduğunu gösteriyor. Ayrıca, bu hayvanların kan hücreleri, yüksek rakımın incelmiş havasında hızlı nefes almanın neden olabileceği hiperventilasyonu önlemek için ek karbondioksit depolayabilir. Bu durum, vücut ısısını sabit tutmak amacıyla tüm metabolik sistemlerinin seferber edildiğini gösteriyor.
Storz’a göre, “Temel olarak, tüm metabolik makinelerini, vücut sıcaklığını sabit tutma hedefi doğrultusunda kullanıyorlar.”
Genetik analizler ayrıca, hem alçak rakımlı hem de yüksek rakımlı farelerin, zehirli bir diyetten kaynaklanan bileşikleri detoksifiye edebildiğini ortaya koydu. Çöl hayvanları, sınırlı besin kaynaklarıyla karşılaştıkları için genellikle toksik bitkilerle beslenmek zorunda kalır. Hem zorlu bir çevreye hem de zehirli bir diyete uyum sağlamanın nasıl ilişkili olabileceği belirsizliğini koruyor, ancak bu iki faktörün birlikte ele alınması daha karmaşık olabilir.
Storz’un belirttiğine göre, “Bu fareler için, her yerde gerçekten zorlu koşullarla karşılaşıyorlar.” Bu durum, hayvanların hayatta kalmak için geliştirdiği karmaşık adaptasyon mekanizmalarının bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Örneğin, 19. yüzyılda Justus von Liebig’in bitki besinleri üzerine yaptığı çalışmalar, bitkilerin sınırlı kaynaklarla nasıl başa çıktığını anlamamıza yardımcı olmuştur. Benzer şekilde, bu farelerin metabolik adaptasyonları da benzer bir zorunluluğun sonucu olabilir.
Kaynak: Science News Topics