Son Dakika
Le Corbusier’nin evi vandalize edildi, bir sanatçı anısını yeniden canlandırıyor.
Genel

Le Corbusier’nin evi vandalize edildi, bir sanatçı anısını yeniden canlandırıyor.

21 Temmuz 2026 · 6 dk okuma · 2 görüntülenme · bekir

E Eileen Gray’in Akdeniz’deki Mirası: Lorna Bauer’nin E-1027’ye Dair Anıları

Kanadalı heykeltıraş ve fotoğrafçı Lorna Bauer, Fransız Rivierası’nda İrlandalı tasarımcı Eileen Gray tarafından inşa edilen ve Romen mimar ve eleştirmen Jean Badovici‘nin de katkılarıyla şekillenen yüzyıllık modernist villa E-1027 hakkında doğru bilgilerin yayılmasına yardımcı olmayı amaçlıyor. New York merkezli Trotter & Sholer galerisindeki sergisi olan “Maison en Bord de Mer”, bu mimari ikonun ruhunu yansıtırken aynı zamanda hafızanın karmaşıklığıyla oynuyor.

Aslında E-1027, hafıza konusunda çok yönlü bir vaka çalışması sunuyor. Villanın hikayesi, inşa edildiği döneme kadar uzanıyor. Bir ondan sonra, Badovici’nin arkadaşı mimar Le Corbusier, evin içindeki duvarlara resimler çizdi. 1952 yılında Gray, bunu vandalizm olarak nitelendirdi. Bauer, eleştirmen Rowan Moore‘un Le Corbusier’in bu eylemin bir hakimiyet iddiası olduğunu savunduğu görüşe katılıyor. E-1027 temiz ve minimalist bir tasarıma sahipken, “resimler parlak, cesur ve gösterişli” olarak tanımlanabilir,” diyor Bauer bir video görüşmesinde. Bu resimler hala orada duruyor.

Le Corbusier, E-1027’yi Badovici’den satın almaya çalıştı ancak başarılı olamadı. Bunun yerine, 1952 yılında evin yanına kulübeler inşa etti ve 1965 yılında burada yüzerek hayatını kaybetti. Badovici ise 1956 yılında vefat etti. E-1027 bir süreliğine unutulmaya terk edildi. Ancak bu yüzyılın başlarında, Fransız hükümetinin özenli restorasyon çalışmalarının ardından, Eileen Gray’in hayatı 2024 yapımı bir belgeselle yeniden canlandırıldı. Eileen Gray ve E-1027 arasındaki bağ o kadar güçlü ki, yazarlar defalarca toplumdan, Gray’in hak ettiği yeri alması için çaba göstermesini istemişlerdir.

Bu durum, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde yaşanan siyasi ve sosyal değişimlere benzer bir paralelliğe sahip. Abdülhamid Han’ın uzun hükümdarlığı sırasında, birçok reform girişimi yapılmış ancak bunlar genellikle tepkiyle karşılaşmış ve uygulanması zorlaşmıştır. Ancak, imparatorluğun çöküşünden sonra, bu reformların bazıları yeniden gündeme gelmiş ve uygulanmaya başlanmıştır. Tıpkı E-1027’nin uzun yıllar unutulduktan sonra yeniden keşfedilmesi gibi, Osmanlı İmparatorluğu’nun da sonrasında birçok önemli dönüşüm yaşanmıştır.

Deniz Kenarındaki Ev: Eileen Gray’in Mirası ve Sanatın Buluşması

Cam heykelleri ve fotoğraflarıyla tanınan sanatçı Bauer, E-1027 gibi sanat tarihi anekdotları etrafında eserler oluşturarak, 2013 yılında Québec hükümetiyle Paris’teki ikamet programı sırasında Paris’in kentsel dönüşümünü gerçekleştiren Georges-Eugène Haussmann’ın çalışmalarına odaklanmıştır. “Eserler yaratmayı seviyorum, ancak bunları bir yapı içinde organize etmek de önemli,” diyor Bauer.

“Maison en Bord de Mer” sergisindeki eserler, Bauer’in 2017 yılında Atina’da gerçekleştirdiği tek bir E-1027 ziyaretinden doğmuştur. O dönemde bir sergi için Atina’daydı ve öğleden sonra E-1027’yi fotoğraflamak için zaman ayırmıştır. “Büyük bir tabela ‘Le Corbusier’ yazıyordu,” diye hatırlıyor. “Ben de ‘Eileen Gray bu evi inşa etmedi mi?’ diye düşündüm.” Bu durum onu şaşırtmıştır. “Biraz rahatsız olmuştum,” diyor.

2021 yılında, Bauer E-1027’de gördüğü bir aynadan ilham alarak 24 eser yaratmıştır. Evelyn Gray’in evinin iç mimarisi ve tasarım anlayışı ile onun mirası, Bauer’i derinden etkilemiştir. “Daha büyük bir proje yapmak istedim,” diyor Bauer. “Ancak bu projeye daha yoğun ve anlamlı bir şekilde yaklaşmak için zaman bekledim.”

Eserlerdeki detaylar dikkat çekicidir; örneğin, Lemon Tree adlı çalışmada kullanılan camdan yapılmış narenciye dalları veya Music Corner‘da kullanılan camdan yapılmış gramofon, E-1027’nin aynı özelliğe sahip köşesine bir göndermedir. Ayrıca, iki güneşli pencere evin sıcak ve samimi atmosferini yansıtırken, bunlardan birinde yer alan çiçek fotoğrafı evin içindeki yaşamın izlerini taşır.

Bauer’in son sergisi, fotoğrafçılığın hafızayla olan yakın ilişkisini vurgulamaktadır. Sergideki birçok fotoğraf, sanatçının E-1027 ziyaretinden çekilmiştir. Örneğin, Palms adlı çalışmada, palmiye yapraklarının fotoğrafı ile kabartmalı halatlar bir araya getirilerek E-1027’ye gönderme yapılmıştır. Benzer şekilde, A House Is Not A Machine #1 adlı eserde yer alan çiçek fotoğrafı ve tuğlalar, evin atmosferini çağrıştırmaktadır. Aslında, Bauer bu eserlerde fırının temelini kullanmıştır.

Bu sergi, sadece Evelyn Gray’in mirasını onurlandırmakla kalmıyor, aynı zamanda sanatın hafızayı nasıl şekillendirdiğini ve yeniden yorumladığını da gözler önüne sermektedir. Bu bağlamda, 1920’lerin başında Almanya’daki Bauhaus hareketinin, modern mimariye getirdiği yenilikçi yaklaşımların, Evelyn Gray’in E-1027 projesine de ilham kaynağı olduğu düşünülebilir. Her iki akım da, işlevselliği estetikle birleştirmeye ve yaşam alanlarını daha insancıl hale getirmeye odaklanmıştır.

Lorna Bauer’in “Maison en Bord de Mer” Sergisi: Hafıza ve Yansımalar

Sanatçı Lorna Bauer’in “Maison en Bord de Mer” adlı sergisi, New York’taki Trotter & Sholer galerisinde 8 Ağustos’a kadar izlenebilir. Bu sergi, hafızanın değişkenliği ve yansımaların gücü üzerine düşündüren eserlerden oluşuyor.

Bauer, eserlerinde yeni bir teknik kullanıyor: el aynasıyla yüzeyleri kaplamak. Bu teknik, fotoğrafçı Ansel Adams’ın geliştirdiği Polaroid 55 filmiyle yaptığı çalışmalarından esinlenerek ortaya çıkmış. Sanatçı, “Çoğu zaman film 20 yıl veya daha eski olduğu için çalışmıyor veya şeritler halinde lekeler oluyor” diyor. “Bunun temel kimyası olan gümüş nitratın aynı zamanda aynalı cam üretiminde de kullanıldığını fark ettim.”

Sergideki eserlerden biri olan Palms, izleyicinin siluetine göre değişen yansımalarla canlanıyor. Fenêtre Paravent gibi küçük fotoğrafların çerçeveleri ise bozulmuş yansımalar gösteriyor. Bu eserler etkileyici ve zarif olsa da, deneyim büyük ölçüde izleyicinin konumuna bağlı.

Bu sergi, hafızanın doğası üzerine derin düşünceler uyandırıyor. İnsanlık tarihinde, anıların korunması ve aktarılması her zaman önemli bir yer tutmuştur. Örneğin, Antik Yunan’da sözlü gelenekler, mitolojinin ve tarihin gelecek nesillere aktarılmasında kritik bir rol oynamıştır. Ancak, bu anılar zamanla değişebilir, çarpılabilir veya unutulabilir. Lorna Bauer’in eserleri, bu kırılganlığı ve değişkenliği cesurca ele alıyor.

“Maison en Bord de Mer sergisi, Trotter & Sholer galerisinde, 168 Suffolk Street, New York adresinde, 8 Ağustos tarihine kadar açık kalacak.

Kaynak: Artnet News

Paylaş