Son Dakika
Nari Ward, Deste Vakfı’nın etkinliğinde göçmenlik deneyimini konu alıyor.
Genel

Nari Ward, Deste Vakfı’nın etkinliğinde göçmenlik deneyimini konu alıyor.

21 Temmuz 2026 · 4 dk okuma · 2 görüntülenme · bekir

Haziran ayının sonlarına gelindi ve sanatseverler, tercih ettikleri yaz tatili destinasyonlarına doğru yola koyulmuş durumda. Benim için bu yer, Saronik adalarından biri olan Hydra; burada güneşin yoğunluğu, suyun berraklığı birleşiyor ve koleksiyoner Dakis Ioannou’nun her yıl düzenlediği Deste Foundation etkinliği, yaz gündönümünü şık bir şekilde kutlamaya vesile oluyor.

23 Haziran’da, kalabalıklar Deste Vakfı’nın, kökeni kesimhane olan ve bu nedenle “Kesimhane” olarak adlandırılan, kayalık bir alanda yer alan proje alanına akın etti. Burada Nari Ward, göç ve hafıza temalarını, özellikle de Afro-Yunan topluluğu arasında işleyen 10 yeni eserden oluşan “Until That Day” serisini tanıttı (Sergi 31 Ekim’e kadar açık). Ege Denizi’nin parıldayan suları, gösteriye keskin bir coğrafi vurgu katıyordu; elbette herkes yeni kıyılara yatlarla ulaşmıyor.

Jamaika doğumlu, New York merkezli sanatçı Nari Ward için göç teması, eserlerinde sıkça yer alan önemli bir konu. Sanatçı, genellikle kentsel atıklardan oluşan büyük ölçekli yapılarla tanınıyor. Sergideki merkezi heykel olan “Fire Hose Man”, eski valizlerin yangın hortumlarıyla birbirine bağlanmasıyla oluşturulmuş, sanatçının eserlerinde sıkça kullandığı ve hem kriz hem de rahatlama çağrışımları taşıyan bir sembol. Bu durum, 1969’da Apollo 11 göreviyle Ay’a ayak basan Neil Armstrong’un o tarihi anını hatırlatıyor; insanlığın sınırlarını zorladığı ve yeni keşiflere yelken açtığı bir dönem.

Darbe almayan taş odada, heykelin tamamına hakim olmak zordu. Heykelin etrafında dolaşırken diğer izleyicilerle ve dar duvarlarla sıkışık kalıyordum; hepimiz, kayalık yoldaki tırmanıştan ter içinde kalmıştık. Heykelin büyüklüğü önemli bir unsurdu. Ward, göçü modern dünyanın belirleyici bir gerçeği olarak görüyor: rahatsız edici ama her yerde mevcut. Günümüzün siyasi söyleminde sıkça karşılaşılan ve genellikle olumsuz yönde olan göçmenlik söylemi, bütün resmin eksiksiz bir şekilde görülmesini engelleyerek tek taraflı bir bakış açısı dayatmaktadır.

Venüs Adası’ndaki Sanat ve Topluluk Köprüsü

Venüs Adası’nda kurulan sanat kurulumu, sadece görsel bir şölen sunmakla kalmıyor, aynı zamanda topluluğu ve paylaşımı teşvik eden bir platform görevi görüyor. Kurulumun etrafındaki alanlar, ziyaretçilerin bir araya gelip etkileşimde bulunabileceği çeşitli aktivitelere ev sahipliği yapıyor. Örneğin, ziyaretçiler arasında domino oyunları oynanırken, aynı zamanda dayanıklılık ve yeniden doğuşla ilişkilendirilen kavak ağaçlarından yapılmış masalar kullanılıyor.

Sanat küratörleri Cecilia Alemani, Ann Temkin ve Larry Ossei-Mensah’ın yanı sıra sanatçılar Raúl de Nieves ve Maurizio Cattelan (ki kendisi adanın sık ziyaretçilerinden), yerel halkla bir araya geldi. Gün batımında, Atina merkezli şarkıcı Aggelos Aggelou, Jeff Koons’un büyük, gülümseyen güneş heykelinin rüzgarda döndüğü kesimhanenin çatısında performans sergiledi. Bu atmosfer, 1969’daki Apollo 11 görevi sırasında Neil Armstrong’un Ay yüzeyine ayak basarak insanlığın uzay keşfindeki dönüm noktalarından birini yaşattığı anı akla getiriyor; tıpkı Venüs Adası kurulumunun da sanat ve topluluk aracılığıyla yeni bir çağ başlatma potansiyeline sahip olması gibi.

Aggelou, performansında Yunan rebetika müziği ve Afrika diasporası geleneklerinden esinlenerek, Etiyopya İmparatoru Haile Selassie I’in 1963’teki BM konuşmasından alıntılar yaptı: “Irka bakılmaksızın tüm insanlara eşit temel haklar güvence altına alınana kadar; o güne kadar, kalıcı barış ve dünya vatandaşlığının hayali ile uluslararası ahlakın hüküm süreceği bir gelecek sadece geçici bir yanılsama olarak kalacaktır.” Bu sözler, sanatın ve topluluğun insanlığı daha adil ve huzurlu bir geleceğe taşıyabileceğine dair umudu canlı tutuyor.

Venüs Adası’na, önümüzdeki yıla kadar hoşça kalın.

Kaynak: Artnet News

Paylaş