Son Dakika
Ticari hayvan yetiştiriciliğiyle bağlantılı yetkili, ABD’yi küresel yaban hayatı ticaretinde temsil edecek.
Genel

Ticari hayvan yetiştiriciliğiyle bağlantılı yetkili, ABD’yi küresel yaban hayatı ticaretinde temsil edecek.

21 Temmuz 2026 · 18 dk okuma · 2 görüntülenme · bekir

ABD İçişleri Bakanlığı’nda üst düzey bir görevde bulunan ve https://www.nytimes.com/2026/07/01/climate/interior-department-ethics-chatfield.html adresinde belirtildiği gibi ailesinin vahşi hayvanları kâr amacıyla yetiştirdiği Jenifer Chatfield, kaynaklar tarafından İsviçre’nin Cenevre kentindeki yaklaşan CITES toplantısına ülkenin heyetini yöneteceğini belirtti.

Balık ve Vahşi Yaşam ile Parklar için ABD İçişleri Bakanlığı Yardımcısı olan Chatfield’ın, 13-17 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek olan CITES Animals Committee’nin 34. toplantısına katılmasının bekleniyor.

Bu durum, özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki vahşi yaşam kaynaklarının sürdürülebilirliği konusunda endişeleri artırıyor. Örneğin, Kenya’da son yıllarda yaşanan kuraklıklar nedeniyle birçok hayvan türünün yaşam alanı daralmış ve bu da yasa dışı avcılığı teşvik etmiştir. Kenya Şilini (yaklaşık 170 milyon Dolar / 5.6 milyar TL) değerinde yatırımlarla desteklenen koruma projeleri, bu sorunun çözümü için önemli bir adım olsa da, uzun vadeli sürdürülebilirlik için uluslararası işbirliğinin ve yerel toplulukların katılımının kritik olduğu unutulmamalıdır.

.

ABD’nin CITES Delegasyonunda Beklenmedik Değişiklik

ABD’deki gergin siyasi ortam nedeniyle isimlerini açıklamak istemeyen kaynaklar, Mongabay’e Chatfield’in, Animals Committee ve Plants Committee toplantılarına katılacak altı kişilik ABD heyetinde yer alacağını bildirdi. Bu iki bilimsel danışma kurulu, çeşitli hayvan ve bitki türleri hakkında biyolojik ve taksonomik bilgileri değerlendirerek CITES’ın (Yarasa Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme) nesli tükenmekte olan türlerin uluslararası ticaretini düzenlemesine yardımcı olmaktadır. Bu komiteler, üç yılda bir toplanan ve tüm CITES imzacılarının teklifler üzerine oy kullanmak için bir araya geldiği Taraflar Konferansı arasında iki kez toplantı yapmaktadır.

Mongabay’in edindiği bilgilere göre, Mayıs 2025’te ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci döneminde görevlendirilmiş olan ve uzman veteriner hekim unvanına sahip olan Chatfield, beş bilim insanından oluşan bir heyeti ve ayrıca ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan bir personeli yönetecektir. Bu, ilk kez böyle bir delegasyonun, koruma ve taksonomi konularında bilgili bir biyolog yerine siyasi bir görevlendirme ile yönetileceğidir.

ABD merkezli sivil toplum kuruluşu Wildlife Conservation Society‘nin uluslararası politika bölümünün başkan yardımcısı Susan Lieberman, “Genellikle ABD CITES Bilimsel Otoritesi’nin başı, delegasyonun lideridir,” dedi. Lieberman, 1990’ların başından 2001 yılına kadar ABD Balık ve Vahşi Yaşam Servisi’ndeki en üst düzey görevlerden biri olan CITES Bilimsel Otoritesi’nin başında yer almıştır; bu kurum, bir türün ticaretinin vahşi doğadaki hayatta kalmasını olumsuz etkileyip etkilemediğini belirlemektedir.

Delegasyonda ayrıca tipik olarak ABD CITES Yönetmelikleri Otoritesi’nden de personel bulunur. Bu otorite, CITES kurallarının nasıl uygulandığını denetler ve bitki ve hayvan türleri için ithalat ve ihracat izinleri düzenler. Bu yapı, 19. yüzyılın sonlarında Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş döneminde, imparatorluğun farklı bölgelerindeki yönetimlerin merkezi otoriteden bağımsız hareket etmeye başlamasıyla benzer bir dinamik sergilemektedir. Her ne kadar merkezi hükümetin genel politikaları devam etse de, yerel yönetimler kendi kaynaklarını ve yetkilerini kullanarak daha otonom hale gelmişlerdir; bu da merkezi otoritenin kontrolünü zayıflatmıştır.

Hayvan Komitesi’ne Politika Adamlarının Katılımı ve Çıkar Çatışması Endişeleri

“Hatırladığım kadarıyla, Hayvan Komitesi’nin siyasi görevliler tarafından katıldığı bir toplantı hiç görmedim,” dedi Lieberman. “Komitenin yapısı gereği üyelerin siyasi olmaması gerekiyor. Bilim insanları ve kendi alanlarında uzman kişiler olması bekleniyor. Daimi Komite ise daha çok politika odaklı ve genellikle siyasi oluyor.” Daimi Komite, anlaşma yönetmeliklerinin uygulanması konusunda Sekreterliğe politika rehberliği sağlıyor.

Mongabay’a konuşan kaynaklar, mevcut heyetin Chatfield ile birlikte sadece üç bilim insanını Hayvan Komitesi toplantısına gönderdiğini belirtti: Bilimsel Otorite’den Monica Horton, Yönetim Otoritesi’nden Michelle Turton ve ABD Balık ve Vahşi Yaşam Servisi (USFWS) Konservasyon ve Bilim Politikası Bölümü Başkanı Thomas Leuteritz. Leuteritz aynı zamanda Hayvan Komitesi başkan yardımcısı olarak görev yapacağı için, toplantıda ABD adına konuşma yapamayacak.

Mongabay, heyet üyeleri hakkında bilgi almak üzere USFWS ve İçişleri Bakanlığı ile iletişime geçti, ancak yayın saati itibarıyla bir yanıt alamadı.

Lieberman’a göre, geçmişte ABD’nin Hayvan Komitesi toplantılarına gönderdiği heyetler genellikle beş veya altı kişiden oluşuyordu.

Küresel yaban hayat ticareti son derece karlı bir sektör. Yasal ticaretin değeri yılda en az 220 milyar dolar, dünya çapında yaklaşık 70.000 türün satıldığı belirtiliyor (CITES verileri). Yasadışı ticaretin ise INTERPOL’e göre 20 milyar dolara kadar çıkabileceği tahmin ediliyor, ancak her türlü suç faaliyetinin kesin bir tahmini elde etmek imkansız.

Chatfield’ın Yönetimi Altındaki Durumda Çıkar Çatışması Endişeleri

Bu durum, Osmanlı İmparatorluğu döneminde yaşanan bazı siyasi krizlere benzer bir yapıya sahip. Örneğin, 18. yüzyılda Rusya ile yapılan savaşlar sırasında, devletin önemli kararlarının askeri kaygılar yerine siyasi çıkarlarla yönlendirildiği zamanlar yaşanmıştı. Bu durum, bazen beklenmedik sonuçlara yol açabiliyordu ve imparatorluğun uzun vadeli stratejilerini olumsuz etkileyebiliyordu. Benzer şekilde, günümüzde de bazı ülkelerde ekonomik politikaların sadece belirli çıkar gruplarının menfaatine yönelik olarak belirlenmesi, toplumun genel refahını olumsuz etkileyebilir.

Vahşi Yaşam Düzenlemelerinde Potansiyel Çıkar Çatışması Endişesi

Chatfield’ın, tutsak vahşi yaşam yetiştiriciliği sektöründe doğrudan çıkar sahibi olması nedeniyle, yaklaşan CITES toplantısında koruma çabalarını baltalayabileceği yönündeki endişeler artıyor. Kaynaklar, Mongabay’e yaptığı açıklamada, Chatfield’ın, vahşi hayvan endüstrisinden elde edilecek kârları ön planda tutarak, daha gevşek düzenlemeleri destekleyebileceği ihtimali üzerinde duruluyor.

Yaklaşan toplantının gündem maddelerinden biri, tutsak vahşi yaşam yetiştiriciliği konusudur. Chatfield, ailesinin Florida merkezli 4J Conservation Center adlı ticari tesisinde veteriner olarak bu sektörde çalışmıştır. Bu tesis, kritik tehlike altında olan kırmızı tüylü lemurlar (Varecia rubra) ve siyah-beyaz tüylü lemurlar (Varecia variegata) olmak üzere, Madagaskar’ın yağmur ormanlarına özgü iki türün yetiştirilmesiyle uğraşmaktadır.

Chatfield hakkında, vahşi yaşam düzenleyicisi olarak görevini kullanarak, kendisinin ve müttefiklerinin faaliyet gösterdiği tesislerin lehine kararlar almaya müdahale ettiği iddiaları bulunmaktadır. Bu durum, özellikle Afrika’daki koruma projelerine önemli miktarda kaynak ayrılan bir dönemde, etik açıdan ciddi soru işaretleri yaratmaktadır. Örneğin, Kenya’da 2025 yılında başlatılan ve yıllık yaklaşık 1 milyar ABD Doları (yaklaşık 36 milyar TL) maliyetle finanse edilen “Yaşamın Korunması” projesi, yerel halkın katılımını artırmayı ve yaban hayatının korunmasını sağlamayı amaçlamaktadır. Ancak, bu tür projelerin başarısı, ilgili kurumların şeffaflığına ve etik ilkelerine bağlıdır.

10 Nisan 2026 tarihli bir mektupta, ABD Temsilciler Meclisi Doğal Kaynaklar Komitesi üyeleri, İçişleri Bakanlığı’na bağlı Denetleme Genel Müdürlüğü‘ne başvurarak, Chatfield’ın “federal etik kurallarını ve/veya federal yasaları ihlal edip etmediğini” belirlemek için bir soruşturma başlatılmasını talep etmişlerdir. Mehkubda, Chatfield’ın “doğrudan ailesi tarafından işletilen işe ve müttefiklerinin işlerine fayda sağlayacak kararlara dahil olduğu” belirtilmiştir. Bu ofis, İçişleri Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren bağımsız bir denetleme kuruluşudur.

Gizli Atamalar ve Tartışmalı İlişkiler: Yeni Yönetimin Çevre Politikalarına Eleştiriler

Chatfield, ikinci Trump yönetimi döneminde İçişleri Bakanlığı’nda kıdemli danışman olarak görevlendirildi ve aynı yıl içinde ABD Balık ve Vahşi Yaşam Servisi (USFWS) ile Milli Parklar Servisi’ni denetleyen mevcut pozisyonuna yükseltildi. Bu atamalar kamuoyuna duyurulmadı, bu durum mektupta belirtiliyor.

Chatfield’in Trump yönetimiyle olan ilişkisi 2018 yılına kadar uzanıyor. O dönemde tartışmalı, vergi destekli Uluslararası Vahşi Yaşam Koruma Konseyi’ne (International Wildlife Conservation Council) atandı. Bu konsey, avcılar, safari rehberleri, reality TV yıldızları ve silah endüstrisinden üyelerle dolu olması nedeniyle eleştirilmişti. 2020 yılında, bu konseye yönelik açılan davada, “uluslararası büyük oyun avcılığını teşvik eden bir grup” olarak nitelendirilmesi üzerine lağvedildi.

4J Conservation Center kamuya açık değil. Bu tesis, ABD Tarım Bakanlığı tarafından lisanslı bir hayvan barınma tesisi ve uzun zamandır yetersiz denetimlerle suçlanıyor. Hayvan Refahı Enstitüsü’ne göre (Animal Welfare Institute), Trump yönetimi döneminde inceleme süreçleri ve güvenlik standartları önemli ölçüde düşmüş durumda. Mongabay’in elde ettiği bir ABD Tarım Bakanlığı inceleme raporuna göre, tesis 2015 yılında bazı lemurlarının barındırıldığı alanların yaralanma riski taşıdığı gerekçesiyle uyarı almış.

Bu gelişmeler, yeni yönetimin çevre politikalarına yönelik eleştirilerin odağında yer alıyor. Tarihsel olarak, benzer dönemlerdeki liderler de benzer şekilde tartışmalı atamalar yapmış ve bu durum kamuoyunda tepkilere yol açmıştır. Örneğin, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde yapılan bazı atamalar da benzer şekilde muhalefet tarafından eleştirilmiş ve imparatorluğun iç politikalarına zarar vermiştir.

Aile Bağlantıları ve Çıkar Çatışması İddiaları

Florida’nın Dade City kentinde bulunan 4J adlı kuruluşun 2025 yılına ait yıllık raporları, şirketin başkanı olarak Jenifer Chatfield’in babası John, başkan yardımcısı olarak annesi Jeri ve muhasebecisi olarak ikiz kardeşi Jason’ın adlarını taşımaktadır. Aynı raporda, Jenifer Chatfield’ın sekreter olarak görev yaptığı belirtilmektedir. Ancak, daha sonra 2025 yılında yapılan bir düzeltme raporunda, Jenifer Chatfield’ın adı listeden çıkarılmıştır. Bununla birlikte, kamuya açık belgelerden elde edilen bilgilere göre, Jenifer Chatfield bu kurumda veteriner hekim olarak çalışmaya devam etmiştir.

Jenifer Chatfield, 2025 yılına kadar ailesinin sahip olduğu hayvan üretimi tesisinde görev yapmıştır. Elde edilen belgelere göre, canlı lemurların ihracatına uygun olduğunu belirten sertifikalarda “veteriner hekim-sorumlu” olarak imzalamıştır. Ayrıca, lemurların Mozambik’e ihracatı için gerekli izinleri almak amacıyla sunulan belgelerde “danışman veteriner hekim” olarak geçmektedir.

Geçtiğimiz günlerde yayınlanan New York Times soruşturması, Jenifer Chatfield’ın ABD İçişleri Bakanlığı bünyesindeki yüksek görevinden yararlanarak ailesinin hayvan üretimi iznini hızla almasını sağladığı iddialarını ortaya koymuştur. Soruşturmada yer alan bilgilere göre, “4J için gerekli bildirimin onaylanması sadece bir gün sürdü”, bu süreçte normalde bu tür başvuruların işleme alınması ortalama 12 iş günü sürmektedir. Bu durum, çıkar çatışması iddialarını güçlendirmektedir.

Bu olay, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde yaşanan benzerlikler taşımaktadır. Özellikle, imparatorluğun çöküş sürecinde, devletin önemli görevlerinde bulunan bazı kişilerin kendi ailelerinin çıkarlarını gözeterek karar aldığı ve bu durumun devlete zarar verdiği bilinmektedir. Örneğin, bazı valilerin kendi bölgelerindeki topraklarını ele geçirmek veya ticari anlaşmalarda kendi akrabalarına avantaj sağlamak için yetkilerini kötüye kullandıkları örnekler mevcuttur. Bu tür uygulamalar, devletin itibarını zedelemiş ve imparatorluğun çöküş sürecini hızlandırmıştır.

ABD’deki Nesli Tehlike Altında Olan Türlerin Korunmasıyla İlgili Sorşturma Sürüyor

Soruşturmanın bir diğer önemli bulgusu, Chatfield’ın ABD Çevre Koruma Ajansı (USFWS) tarafından uygulanan ücretlerde önemli bir indirim önerisi sunmuş olmasıdır. Bu öneri, ABD’de nesli tehlike altında olan türlerin kontrollü olarak yetiştirilmesi için geçerli olan ücretleri, her yenileme için 100 dolardan, tek seferlik 100 dolarlık bir ücrete düşürmeyi hedefliyordu. Chatfield, bu değişikliğin “düzenlemelere tabi tutulan kuruluşlar (özellikle küçük çiftçiler, hayvanat bahçeleri ve koruma programları) için bürokrasiyi ve maliyetleri azaltacağını” savunmuştur.

Temsilciler Meclisi Doğal Kaynaklar Komitesi Demokratlarının bir sözcüsü, Mongabay’e gönderdiği e-postada, ABD İç Denetim Ofisi’nin soruşturmasının devam ettiğini doğruladı. Bu durum, kurum içindeki şeffaflık ve hesap verebilirliğin önemini vurgulamaktadır.

4J Koruma Merkezi ile İlişkili Yaban Hayatı Ticareti: Geçmişten Günümüze

4J Koruma Merkezi’nin, uluslararası hayvanat bahçelerine lemur ihracatı yaptığı bilinmektedir. Kaynaklar, bu gönderilerin Filipinler, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mozambik gibi ülkelere yapıldığına dair bilgilere sahip olduklarını belirtmiştir.

Mongabay tarafından incelenen ve 4J Koruma Merkezi’nin izin yenileme başvurusunun bir parçası olarak sunulan kamuya açık belgeler, Mart 2025’te merkezin, Dubai, BAE’deki KHA Breeding Farm’a dört adet dişi ve dört adet erkek kırmızı tüylü lemur ile üç adet dişi ve üç adet erkek siyah-beyaz tüylü lemurun “satışı” olarak kaydedildiğini göstermektedir. Ayrıca, 2023 yılında merkezin, Filipinler’deki Avilon Zoo’ya her türden altı adet lemurun “ihracatı” olarak bildirildiği görülmektedir.

Her iki lemur türü de kritik tehlike altında olup, tüm lemurlar için CITES’in (Yaban Hayvanları ve Bitkileri Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme) en yüksek koruma seviyesi olan Ek I sınıflandırması geçerlidir. Bu durum, uluslararası ticareti yasaklamaktadır. Ancak, Mongabay tarafından elde edilen ve BAE’ye yapılan ihracatlar için verilen CITES izinlerinde, hayvanların “koruma amaçlı” olarak, yani kontrollü ortamlarda yetiştirilmek üzere gönderildiği belirtilmiştir (kod ‘B’). Bu durum, uluslararası anlaşmaların ihlal edilip edilmediği sorusunu gündeme getirmektedir. Tarihsel açıdan bakıldığında, 1980’lerde Afrika fili ngorongoro koruma alanı ve Kenya’daki Masai Mara rezervinde yaşanan aşırı avlanma olayları da benzer şekilde, türlerin korunması adına alınan önlemlerin nasıl istismar edilebileceğine dair bir örnektir. Bu örnekler, yaban hayatının korunması için alınacak kararların dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi ve uygulanmasının ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

“Bu amaç kodları genellikle kötüye kullanılıyor” dedi Lieberman, Ek I kapsamında listelenen türlerle ilgili olarak. “Bazen ticari işlemler, amaç kodlarında ‘ticari’ olarak belirtilmesi gerekirken, ‘üreme’ olarak listeleniyor; ancak bu, bir koruma üreme programının parçası olmalıdır. Ayrıca, eğer üreme ticari amaçlıysa, uluslararası ticaretin CITES kapsamında izin verilmemesi gerekir, ancak bunun bir CITES tarafından kayıtlı bir tesiste yapılması durumunda istisnadır.” KHA Üretim Çiftliği, CITES’e kayıtlı değildir ve herhangi bir lemur koruma üreme programıyla ilişkili olduğu bilinmemektedir.

Filippinler’e yapılan ihracatların hangi amaçla yapıldığı açıkça belirtilmemiştir.

Bilimsel toplantılardaki siyasi görevlendirmeler, bilimi ‘zayıflatıyor’

Yaklaşan toplantıya katılacaklar, muhtemelen Kanada’nın, Fiji’ye özgü iki nesli tükenmekte olan iguana türü için bir üreme tesisi kaydettirme talebini tartışacaklar: merkezi Fijian bantlı iguana (Brachylophus bulabula) ve Lau bantlı iguana (Brachylophus fasciatus). Bu türler, en yüksek ticaret korumasına sahip Ek I kapsamında yer almaktadır; bu nedenle, ticari olarak üreme yapılan herhangi bir tesisin CITES’e kayıtlı olması gerekmektedir. Bu durum, 19. yüzyılda Britanya İmparatorluğu’nun sömürgelerindeki doğal kaynakları kontrol altına alma stratejilerine benzerdir; burada da belirli türlerin ticaretinin sıkı bir şekilde düzenlenerek, yasa dışı avlanmanın ve kaçakçılığın önüne geçilmeye çalışılmaktadır.

Mongabay tarafından incelenen belgelerde, ABD CITES Yönetim Otoritesi’nin, Şubat 2025’te Kanada’nın talebine karşı çıktığı görülmektedir. Bunun nedeni, bu tesiste bulunan iguanaların vahşi doğadan yasa dışı bir şekilde avlanmış olabileceği endişesidir. Fiji, Tonga, Solomon Adaları, Avustralya ve Yeni Zelanda da bu üreme tesisine karşı çıkmıştır.

Daha sonra, 20 Ocak 2026’da, bir sektör grubu ABD’nin CITES Yönetim Kurumu ve Chatfield ile görüşerek, ABD’nin itirazını geri çekmesini talep etti. ABD Reptil Yetiştiricileri Derneği tarafından gönderilen bir mektupta, “Amerika Birleşik Devletleri, yabancı ülkelerin temelsiz iddialarına kukla gibi davranmamalıdır” denildi ve kararın “vatandaşlarımızın ve ticaret çıkarlarımızın en iyi çıkarına olmadığını” ekledi.

Mongabay’a konuşan kaynaklar, Chatfield’ın delegasyon başkanlığı görevini üstlenmesiyle birlikte, ABD’nin yaklaşmakta olan Hayvanlar Komitesi toplantısında itirazını geri çekeceği beklentisinin olduğunu belirtti. Bu durum, 1980’lerde Ronald Reagan yönetiminin Sovyetler Birliği ile ilişkileri iyileştirmek amacıyla benzer bir şekilde uluslararası anlaşmalarda esneklik göstermeye çalıştığı dönemleri akla getiriyor. Ancak, o zamanki eleştiriler de mevcut, çünkü bazıları bu tür yaklaşımların ABD’nin uzun vadeli çıkarlarına zarar verebileceğini savunuyordu.

“Bazı ülkelerde siyasi müdahalelerin hiç yaşanmadığını söylemek son derece yanlış olsa da, Amerika Birleşik Devletleri her zaman anlaşmanın bütünlüğünü ve anlaşmanın bilimsel doğruluğunu savunmuştur” şeklinde bir açıklama yapan CITES ile ilgili konularda uzman olan bir kişi, ABD delegasyonunun başında, evcil vahşi yaşam yetiştiriciliğiyle bağlantıları olan siyasi olarak atanan bir ismin bulunmasının “bu duruma tamamen ters düştüğünü ve bilimin zayıflatıldığını” ifade etti. Bu durum, 20. yüzyılın başlarında Osmanlı İmparatorluğu’nun farklı milletlerden diplomatları bünyesinde barındırmasına benzer bir paralelliğe sahip; ancak bu çeşitliliğin getirdiği potansiyel faydaların, aynı zamanda iç politikada karmaşıklıklara yol açabileceği de unutulmamalıdır.

Başlık görseli: Kız başlı lemur, Madagaskar’ın yağmur ormanlarına özgü, kritik tehlike altında olan bir türdür. Görselin kaynağı: Daniel Branch, iNaturalist (CC BY-NC 4.0).

US proposes zero new protections for traded wildlife at upcoming CITES CoP

Brazil FOIA confirms Lula & Macron talked before key CITES vote on endangered tree

Geri Bildirim: Bu gönderinin yazarısına mesaj göndermek için bu formu kullanın. Kamuoyuna açık bir yorum yapmak isterseniz, sayfanın alt kısmında bunu yapabilirsiniz.

Bu makaleye atıfta bulunma

Spoorthy Raman (2026). Ticari yetiştiricilikle bağlantılı bir yetkili, ABD’yi küresel vahşi yaşam ticareti toplantısında temsil edecek. Mongabay Koruma haberleri. DOI: https://doi.org/10.66709/news-323166

Katkıda Bulunanlar

Konular

Bu haber, ABD’nin vahşi yaşam ticareti konusundaki yaklaşımının karmaşıklığını gözler önüne sermektedir. Bu durum, 19. yüzyılda yaşanan “Büyük Balina Avcılığı” dönemini akla getirmektedir. O zamanlar da, bazı ülkeler ekonomik çıkarları için balina popülasyonlarını yok etmeye çalışırken, diğerleri bu durumu engellemek için çaba göstermekteydi. Günümüzde de benzer bir dinamik, farklı türdeki vahşi yaşamın korunması ve ticareti konusunda devam etmektedir.

Kaynak: Mongabay

Paylaş