Çin’in tropikal güney ucundaki Hainan Eyaleti’ndeki bir inşaat sahasında, dört katlı bir binanın yüksekliğine yakın bir reaktör, 2026 yılında ticari nükleer enerji üretimine başlamadan önce gereken son hazırlıkları tamamlıyordu. “Linglong One” olarak da bilinen ACP100 reaktörü, Ekim 2025’te soğuk fonksiyonel testleri ve Aralık 2025’te ise nükleer olmayan türbin çalıştırma testlerini başarıyla tamamladı. Böylece, ilk betonun döküldüğü Temmuz 2021 tarihinden beş yıl sonra, dünyanın ilk ticari olarak işletilen kara tabanlı küçük modüler reaktörü olma eşiğine gelmiş oldu. Bağımsız kuruluşlar, dikkate alınması gereken önemli bir detayı vurguladı: Mayıs 2026’nın sonlarında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) verilerine göre, ilk kritikliğin sağlanmadığı, şebekeye bağlanılmadığı ve ticari işletmeye başlanmadığı görüldü. Sektör uzmanları, Çin’in bitiş çizgine çok yakın olmasına rağmen henüz geçmediği konusunda uyarıda bulundu. Bu, etkileyici bir inşaat başarısı ile hala teyit edilmemiş bir operasyonel kilometre taşı arasındaki farkı temsil ediyor ve bu durum, küresel nükleer rönesansın özünü yansıtıyor.
Hainan’in güneyindeki inşaat sahalarından dokuz yüz kilometre uzaklıkta ve okyanusun diğer tarafında, İngiltere’nin Somerset bölgesindeki Hinkley Point C projesinde çok farklı bir durum yaşanıyordu. Şubat 2026’da EDF şirketi, iki adet 1600 megavatlık Avrupa Basınçlı Reaktörünün en erken 2030 yılında devreye alınacağını ve bu tarihin, şirketin kendi “temel senaryosundan” bile bir yıl daha geç olduğunu duyurdu. Ayrıca, projenin toplam maliyetinin, 2015 fiyatlarıyla 31 ila 35 milyar sterlin arasında olacağı ve bu rakamın, 2016’da nihai yatırım kararının alındığı zamanki yaklaşık 18 milyar sterlinlik tahminin neredeyse iki katı olduğu belirtildi. Mevcut enflasyonlu fiyatlarla, proje maliyetinin 48 ila 49 milyar sterlini aşabileceği hesaplanıyor. EDF, aynı sonuç açıklamasında, devasa bir elektromekanik kurulum projesindeki düşük verimlilik nedeniyle projeye ilişkin 2,5 milyar euroluk ek bir zarar kaydı daha yaptı. Bu durum, beton ve çelik yapının işlevsel bir enerji santraline dönüştürülmesini sağlayan borular, kablolar ve enstrümantasyonun kurulumunda yaşanan zorlukları gösteriyor.
Dünya çapında paralel olarak yürütülen bu iki proje, bu raporun merkezindeki temel çelişkiyi yansıtıyor. Nükleer enerji şu anda son otuz yılın tamamından daha fazla siyasi ilgiye, kurumsal yatırıma ve teknolojik heyecana sahip. Hükümetler, nükleer enerjinin “altın çağına” işaret eden yol haritaları yayınlıyor; büyük ölçekli teknoloji şirketleri, henüz inşa edilmemiş reaktörlerden elde edilecek enerji için milyarlarca dolarlık, onlarca yıllık sözleşmeler imzalıyor ve küçük modüler reaktör geliştiricileri, sektörün kronik sorunlarına çözüm bulduklarını iddia ediyor. Ancak aynı anda, Batı dünyasının önde gelen büyük ölçekli reaktör projeleri – İngiltere’deki Hinkley Point C, ABD’nin Georgia eyaletindeki Vogtle, Fransa’daki Flamanville ve Finlandiya’daki Olkiluoto – planlanan tarihlerden yedi ila onyedi yıl daha geç ve orijinal bütçelerinin iki ila altı katı maliyetle tamamlanmıştır. Nükleer enerji, aynı anda hem sektörün en başarılı projesi olarak görülmekte, hem de mega projelerdeki başarısızlığın en tipik örneği olarak kabul edilmektedir. Bu durum, dünyanın hangi bölgesinde ve nükleer santralin hangi bölümüne bakıldığına bağlı olarak değişiyor.
Bu Gelişmeyi Toplulukta Değerlendirin
Haber hakkındaki düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi ve teknik sorularınızı topluluk üyeleriyle anlık olarak tartışın.
Bir yanıt yazın