Son Dakika
Araştırma, vücudun enerji üretimi için depolanmış yağı nasıl kullandığını kontrol eden mekanizmayı ortaya çıkardı.
Sağlık Bilimi

Araştırma, vücudun enerji üretimi için depolanmış yağı nasıl kullandığını kontrol eden mekanizmayı ortaya çıkardı.

21 Temmuz 2026 · 4 dk okuma · 2 görüntülenme · Tanı Ustası

## Vücudun Yağ Depolarını Enerjiye Dönüştürme Mekanizması Açıktandı!

İspanya’daki Centro Nacional de Investigaciones Cardiovasculares Carlos III (CNIC) ve Kaliforniya Üniversitesi, Los Angeles (UCLA) bilim insanlarından oluşan uluslararası bir ekip, vücudun depolanmış yağı enerji üretimi için nasıl kullandığını düzenleyen temel bir mekanizmayı belirledi.

Araştırma sonuçları, The EMBO Journal dergisinde yayınlandı. Bulgulara göre, mitokondrilerdeki (hücrenin enerji santrali) kalsiyum seviyeleri, bu organellerin lipid damlacıklarına (yağın depolandığı hücre içi yapılar) bağlı kalıp kalmayacağını veya ayrılıp ayrılmayacağını belirliyor.

Mitokondri, doku fonksiyonları için gerekli olan enerjinin çoğunu üretmekten sorumludur. Özellikle ısı üretimi ve enerji harcamasıyla ilişkili olan kahverengi yağ dokusunda, bazı mitokondriler fiziksel olarak lipid damlacıklarına bağlı kalır ve bu “peridroplet” mitokondriler, hücrenin enerji rezervlerini yönetmede önemli bir rol oynar.

Çalışma, artan mitokondriyal kalsiyum seviyelerinin mitokondri morfolojisinde değişikliklere neden olduğunu ve bunların lipid damlacıklardan ayrılmasını teşvik ettiğini gösteriyor. CNIC’deki araştırmacı ve İspanyol biyomedikal araştırma ağı “yaşlılık ve sağlıklı yaşlanma” üyesi olan Rebeca Acín Pérez, “Bu süreç, depolanmış yağları parçalamaktan sorumlu enzimlere (lipazlar) ulaşmak için önemlidir,” diye açıklıyor.

Araştırmacılar ayrıca, mitokondri ayrılmasının lipolizden (yağ parçalanması) önce gerçekleştiğini ve bunun bir tür “moleküler anahtar” gibi çalıştığını gözlemlediler. Bu durum, yağ rezervlerinin harekete geçirilmesini sağlıyor.

Çalışma ayrıca, bu mekanizmayı düzenleyen proteinleri de belirledi. Mitokondrilerden kalsiyum çıkışı, mitokondriyal kalsiyum değiştiricisi NCLX tarafından kontrol edilir. NCLX aktivitesi azaldığında, mitokondride kalsiyum birikir, lipid damlacıklarından ayrılma teşvik edilir ve yağın enerji kaynağı olarak kullanılması artar. Aksine, NCLX aktif olduğunda, mitokondriler genellikle lipid depolarıyla ilişkili kalır.

Araştırmacılar ayrıca, hücre içi kalsiyum seviyelerini düzenleyerek bu sistemi dolaylı olarak etkileyen bir diğer önemli protein olan PDE2A’nın rolünü de belirlediler.

Bu temel biyolojik mekanizmanın tanımlanmasının yanı sıra, çalışma sonuçları, farmakolojik müdahalelerin önemli metabolik sonuçlara yol açabileceğini gösteriyor. Obezite hayvan modellerinde, PDE2A inhibisyonu mitokondrilerin lipid damlacıklarıyla ilişkisini artırdı, yağ parçalanmasını azalttı ve glukozun enerji üretimi için kullanılmasını teşvik etti. Bu metabolik değişiklik, enerji dengesinin iyileşmesi ve metabolik harcamanın artması ile ilişkilendirildi.

Genel olarak, bulgular, mitokondriler ve lipid damlacıkları arasındaki etkileşimin dinamik bir süreç olduğunu ve hücre içi sinyaller (örneğin kalsiyum) tarafından hassas bir şekilde düzenlendiğini ortaya koyuyor. Araştırmacılar, “Bu ilişkinin nasıl kontrol edildiğinin anlaşılması, enerji metabolizmasını yöneten mekanizmalar hakkında yeni bir bakış açısı sunmakta ve obezite ve diğer metabolik hastalıklar için potansiyel tedavi yollarının geliştirilmesine olanak sağlamaktadır,” diye sonuçlandırıyorlar.

Bu çalışma, CNIC’deki Functional Genetics of the Oxidative Phosphorylation System grubunun lideri José Antonio Enríquez ile UCLA’daki David Geffen Tıp Fakültesi’ndeki Orian Shirihai’nin ekibi arasındaki devam eden bilimsel işbirliğinin bir ürünüdür. Bu ortaklık, son yıllarda mitokondriyal fonksiyon ve metabolik düzenlemedeki rolü hakkında önemli bilgiler sağlamıştır.

Çalışma, İsrail Bilim Vakfı (ISF), İspanyol Bilim, Yenilik ve Üniversiteler Bakanlığı aracılığıyla State Research Agency (AEI) ve ERDF fonları, BBVA Vakfı (Leonardo Grant) ve ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri’nden (NIH) sağlanan finansmanlarla desteklenmiştir. Ayrıca, American Diabetes Association (ADA), David Geffen Tıp Fakültesi ve Joel Greenberg ve Marcy Gringlas’ın hayırsever katkıları da sağlanmıştır.

Bu çalışma, 1999 ile 2023 yılları arasında ABD’deki obezite oranlarının keskin bir şekilde arttığını gösteren önceki araştırmalara (U.S. obesity rates rose sharply between 1999 and 2023) ve genetik obezite riski olan kişilerde bile diyetin kilo vermeye yardımcı olduğunu gösteren başka bir çalışmaya (Diet helps people lose weight regardless of genetic obesity risk) dayanmaktadır. Ayrıca, otuz yıllık verilerin obezitedeki kalp sağlığı trendlerindeki değişiklikleri ortaya koyduğu başka bir çalışma da bulunmaktadır (Thirty years of data reveal changing heart health trends in obesity).

Kaynak: News-Medical

Paylaş