Son Dakika
Bilim insanları, karmaşık psikiyatrik rahatsızlıkların arkasındaki temel gen ağını ortaya çıkardı.
Sağlık Bilimi

Bilim insanları, karmaşık psikiyatrik rahatsızlıkların arkasındaki temel gen ağını ortaya çıkardı.

21 Temmuz 2026 · 4 dk okuma · 2 görüntülenme · Mikrocerrah

## Beyin Fonksiyonlarındaki Genetik Ağın Merkezi: Yeni Bir Depresyon Anlayışı

Barselona Üniversitesi’nde yapılan yeni bir araştırmada, bazı kişilerin depresyona, anksiyeteye ve sinirlilik, nevrotik özelliklere daha yatkın olmasında rol oynayan yaklaşık 20 gen belirlendi. Bu genler, beyin fonksiyonlarındaki önemli süreçleri düzenleyen merkezi bir rol üstlenen RBFOX1 geni tarafından kontrol ediliyor. Araştırmacılar, bu genetik ilişkinin, farklı bozuklukların ve özelliklerin neden sıklıkla aynı kişilerde görüldüğünü açıklayabileceğini belirtiyorlar.

“Bu sonuçlar, depresyon ve ilgili bozuklukları birleştiren biyolojik mekanizmalar hakkında yeni bilgiler sağlıyor ve gelecekte daha kişiselleştirilmiş biyobelirteçler ve tedaviler geliştirilmesine katkıda bulunabilir,” diyen araştırmacıların koordinatörleri Bru Cormand ve Noèlia Fernández, Genetik, Mikrobiyoloji ve İstatistik Bölümü’nden (Fakülte Bioloji), Biyomedikal Enstitüsü (IBUB), Sant Joan de Déu Araştırma Enstitüsü (IRSJD) ve Nadir Hastalıklar için CIBER Alanı (CIBERER) ile birlikte çalışıyor.

Progress in Neuro-Psychopharmacology and Biological Psychiatry dergisinde yayınlanan bu çalışma, aynı zamanda Goethe Üniversitesi Frankfurt’tan (Almanya) araştırmacıların da katılımıyla gerçekleştirildi.

## Genetik Bir “Orkestra Şefi”

RBFOX1 geninin, bir gen ağı üzerindeki kilit düzenleyici rolü, bu genin tek başına veya tek bir etkiyle hareket etmediğini, aksine “bir tür orkestra şefini andırarak, beyin fonksiyonlarında yer alan diğer genlerin ne zaman ve nasıl aktive edileceğini koordine etmeye yardımcı olduğunu” gösteriyor.

Bu bulgu, özellikle karmaşık psikiyatrik bozukluklar açısından büyük önem taşıyor. Çünkü depresyon, anksiyete veya nevrotik özellikler gibi durumlar genellikle tek bir gene bağlı olmak yerine, yüzlerce hatta binlerce genin küçük, kümülatif etkileri sonucunda ortaya çıkar. “Eğer RBFOX1 gibi merkezi bir düzenleyici gen değiştiyse, bu sinir hücrelerinin gelişimi, nöronlar arasındaki iletişim ve nörotransmitterlerin düzenlenmesi gibi birden fazla süreçte zincirleme bir reaksiyon başlatabilir. Bu da bu bozuklukların neden sıklıkla birlikte görüldüğünü açıklayabilir,” diye ekliyor Cormand ve Fernández.

Bu çalışma, genom çapındaki ilişki çalışmaları (GWAS), beyindeki gen ifadesi tahmini, moleküler ağ analizi ve nadir hastalık çalışmalarından elde edilen bilgileri bir araya getirerek, depresyona ve en azından başka bir ilgili özelliğe katkıda bulunan genleri önceliklendiriyor. “Nadir hastalıkların incelenmesi, tamamlayıcı bir bakış açısı sunar çünkü büyük etkiye sahip mutasyonların depresyon veya anksiyete içeren fenotiplere neden olan genlerin belirlenmesini sağlar. Bu, yaygın bozukluklarda bulunan genlerin biyolojik geçerliliğini güçlendirir ve ilgili adayları önceliklendirmeye yardımcı olur,” diye belirtiliyor.

Bu kapsamlı analiz, RBFOX1 tarafından düzenlenen ve depresyon ile sıkça gözlemlenen diğer özelliklere görünüşte özellikle ilgili olan 19 geni belirledi. Araştırmacılar, merkezi bir merkez olarak RBFOX1’in yanı sıra, diğer genlerin ifadesini de düzenleyen üç gen (SP4, TCF4 ve PAX6) ile birlikte CADM2 genine özellikle dikkat çekiyorlar. Ayrıca, bu genlerin depresyona ek olarak başka bozukluklarla da ilişkili olduğu belirtiliyor: RBFOX1, çeşitli psikiyatrik bozukluklarla; CADM2, bağımlılık ve diğer psikiyatrik bozukluklarla; TCF4, şizofreni ve insomnia ile, SP4 ve PAX6 ise stres altında olan fare modellerinde değişiklik gösterdiği bulunmuştur.

## Kişiselleştirilmiş Tedavilere Yönelik Yeni Adımlar

Bu sonuçlar, depresyon ve ilgili bozuklukların biyolojik mekanizmalarına dair anlayışı geliştiriyor ve gelecekte risk biyobelirteçlerinin belirlenmesine, hasta sınıflandırmasının iyileştirilmesine ve belirli moleküler yolları hedefleyen tedavilerin geliştirilmesine yardımcı olabilir. Araştırmacılar, “paylaşılan mekanizmalara müdahale etmek, aynı anda hastaların birlikte yaşadığı çeşitli bozukluklardan fayda sağlayabilir” diyorlar.

Araştırmacılar, bu bulguların başka örneklerde de doğrulanması gerektiğini ve erkekler ile kadınlar arasındaki farklılıkların da araştırılması gerektiğini belirtiyorlar. Çünkü depresyonun kadınlarda daha yaygın olduğu biliniyor. Ayrıca, CADM2 gibi genlerin fonksiyonel deneylerle (laboratuvar çalışmaları) incelenmesi gerektiği ve bu çalışmaların depresyonun kökeninde yer alan moleküler mekanizmaların belirlenmesine yardımcı olabileceği ifade ediliyor.

Kaynak: News-Medical

Paylaş