Roger Rivera, DNP, PMHNP, eğitimci ve doktora derecesine sahip bir ruh sağlığı hemşireliği uzmanı ve aile hemşireliği uzmanı (FNP), Florida’daki Kissimmee şehrindeki toplum kliniklerinde çalışmaktadır. Alberto Augsten ise, PharmD, MS, BCPP, DABAT unvanlarına sahip ve Güney Florida’daki Memorial Regional Hastanesi’nde klinik eczacılık müdürüdür. İkisi de, ciddi ruhsal rahatsızlıkları (SMR) olan hastalarda giderek artan şekilde kullanılan glukagon benzeri peptit-1 (GLP-1) reseptör agonistlerinin kullanımını ve bu hastaların önemli ölçüde antipsikotik ilaçlarla ilişkili metabolik sorunlar taşıdığını konuştular.
Augsten, GLP-1’lerin, antipsikotiklerin hedeflediği reseptör yollarının dışında etki gösterdiğini ve böylece metabolik fayda sağladığını ancak aynı zamanda psikiyatrik etkinin azalmasına neden olmadığını belirtti. Ayrıca, gastrointestinal transit süresindeki yavaşlama nedeniyle birlikte kullanılan ilaçların pik ve maksimum konsantrasyonlarının değişebileceğini de ekledi. Rivera ise, GLP-1 agonistlerine başlamadan önce hastanın ruhsal durumunun stabil olduğundan emin olunmasının önemini vurguladı ve özellikle yakın zamanda iyileşen hastaların dengesinin bozulmaması konusunda dikkatli olunması gerektiğini belirtti. Her iki uzman da, eczacıların, ortaya çıkabilecek psikiyatrik ve farmakolojik komplikasyonlar için sıklıkla yeterince kullanılmayan bir erken uyarı sistemi olduğunu ifade etti.
Gerekçe: Psikiyatrik Dengeyi Koruyarak Metabolik Sorunları Gidermek
Pharmacy Times: Antipsikotik ilaçlarla ilişkili kilo alımı, SMR tedavisinde uzun zamandır önemli bir engel olmuştur. GLP-1 reseptör agonistlerinin neden cazip bir seçenek olduğunu ve kliniklerin “beyin” ile “vücut” arasındaki dengeyi nasıl değerlendirmesi gerektiğini düşünmeliyiz?
Bu konudaki tartışma, oyun dünyasında da benzer şekilde önemli bir yere sahiptir. Örneğin, erken dönem strateji oyunları olan Civilization serisi veya Master of Orion, oyunculara karmaşık kaynak yönetimi ve imparatorluk inşası mekanikleri sunarken, aynı zamanda ekonomik dengelerle de başa çıkmayı gerektiriyordu. Bu tür oyunlar, oyuncuları hem zihinsel olarak zorlamanın yanı sıra, aynı zamanda stratejik düşünme ve uzun vadeli planlama becerilerini geliştirmelerine yardımcı oluyordu. Benzer şekilde, GLP-1 agonistlerinin kullanımı da, hastaların genel sağlığını iyileştirirken, psikiyatrik dengenin korunmasını hedeflemektedir.

Alberto Augsten, PharmD, MS, BCPP, DABAT: Uzun zamandır bilinen bir gerçek olarak, antipsikotik ilaçların genellikle “metabolik sendrom” olarak adlandırılan duruma yol açma eğilimi vardır. Bu sadece kilo alımıyla sınırlı değildir; aynı zamanda lipoprotein düzeylerinde (özellikle düşük yoğunluklu lipoprotein), trigliseritlerde ve genel kolesterolde artışlara neden olabilir. Ayrıca insülin direnci değişiklikleri de görülebilir, bu da hastaların “hemoglobin A1c” değerlerinde yükselmeye yol açabilir. Bu durum, diyabetli bireylerin yaşadığı durumları taklit etmektedir.
GLP-1’lerin etki mekanizması, antipsikotik ilaçların temel etkilediği bölgelerin tamamen dışında yer alır; bu da, antipsikotiğin yaptığı işle doğrudan bir çatışma anlamına gelmez. Bu çok önemlidir çünkü öncelikle, birincil ilacın amaçladığı etkinin bozulmasını istemeyiz. GLP-1, şizofreni ve bipolar bozukluk gibi durumların tedavisinde hala etkili olacaktır; ancak aynı zamanda vücuda girerek kilo vermeye yardımcı olacak ve antipsikotiklerin neden olduğu metabolik yükü azaltacaktır.
Roger Rivera, DNP, PMHNP: Burada kilit kavram, psikiyatrik iyileşme ile metabolik sağlığın birbirine zıt olmaması gerektiğidir. Yıllardır psikiyatri alanında, bazen acı verici bir seçim yapmak zorunda kalıyorduk: ruhsal denge mi, yoksa metabolik sağlık mı? İdeal olarak, gelecekte bu iki kavram arasında bir seçim yapmak zorunda kalmamalıyız. Artık, hem ruh sağlığını koruyacak hem de metabolik sorunlara yol açmayacak bir tedavi seçeneğine sahip olabiliriz. Psikiyatrik açıdan iyileşme gösteren ancak kilo veren bir hasta, aslında tam olarak başarılı olmuş sayılmaz.
Bu noktada, oyun dünyasına paralel bir örnek vermek gerekirse; ilk dönemlerdeki platform oyunları (örneğin Super Mario Bros.) gibi, psikiyatrik tedavi de basit mekaniklere sahipken, zamanla daha karmaşık ve çok yönlü hale gelmiştir. Tıpkı oyuncuların farklı zorluk seviyelerinde ilerleyebildiği gibi, hastalar da farklı tedavi seçenekleriyle metabolik sağlıklarını koruyabilirler.

Tedaviye Başlamadan Önce: Hasta Seçimi ve Farmakokinetik Değerlendirme
Pharmacy Times: Bir ruhsal ve zihinsel hastalığı (SMI) olan bir hastada GLP-1 tedavisine başlamadan önce, tedavi ekibi hem klinik olarak hem de farmakolojik olarak nelere dikkat etmelidir?
Rivera: Dürüst olmak gerekirse, buradan çıkarılacak en önemli nokta, öncelikle istikrarı sağlamak. Yeni iyileşen veya uzun süredir iyi olan bir kişinin dengesini bozmamalıyız. İstikrar ve yakın zamanda yaşanan hastaneye yatışlar bağlamında, son manik atak ne zaman yaşandı? Bu tür ataklardan son olarak ne zaman görüldü? İlaç kullanımında herhangi bir sorun var mıydı? Her istikrarlı hasta gerçekten de istikrarlıdır diyemeyiz. Bazen bu istikrar yeni sağlanmıştır, kırılgan olabilir veya tamamen ilaçlara bağımlı olabilir. Bu nedenle yapılacak değişiklikler çok küçük ve her bireye özel olmalıdır.
Augsten: Eğitimde kullandığımız basit bir ifadeyle anlatmak gerekirse, bu tür ilaçlar her şeyi yavaşlatır. Farmakoterapi alanında bu duruma “geçiş süresinin uzaması” olarak adlandırıyoruz. Bu GLP-1 ilaçlarının en ilginç komplikasyonu, normalde kullandığımız ilacın etki gösterdiği doruk noktasının ulaşılma süresinin değişebilmesidir. Açık olmak gerekirse, bu durumun çoğu hastada nasıl göründüğünü belirleyen çok az sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu nedenle, şu anda ne bekleyebileceğimiz konusunda yeterli bilgiye sahip değiliz. Verilebilecek en önemli tavsiye, kullandığımız ilacın etki süresinde değişiklikler olabileceğini unutmamaktır.

Eczacının Erken Uyarı Sistemi Olarak Rolü
Pharmacy Times: Bir GLP-1 ilacı kullanmaya başlandıktan sonra, eczacı hem psikiyatrik hem de farmakolojik sorunları erken tespit etmede nasıl bir rol oynuyor?
Rivera’nın Görüşleri: Eczacılar ve Ruh Sağlığı
Rivera: Eczacılar genellikle ruh sağlığı hizmetlerinde en çok yetersiz kullanılan erken uyarı sistemleridir. Eczacılar, bulantı, kusma, sedasyon değişiklikleri ve iştah değişiklikleri gibi durumların farkındadır ve bunlar psikiyatrik tedavi sürecinde önemli rol oynar. Eczacılar, hastalara sadece bu belirtileri açıklamamakla kalmaz, aynı zamanda uykusuzluk ve aktivasyon gibi durumları da gözlemler. Bir eczacı, bir durumun psikiyatrik kriz haline gelmesinden çok önce, hastanın ilaçlarını düzenli olarak alıp almadığını gözlemleyerek erken belirtileri fark edebilir. Genellikle, bazı önemli kararları vermeden önce eczacılarla iletişime geçerim.
Augsten: Sindirim sistemini etkileyen her türlü ilaç konusunda daha dikkatli olmam gerekir. Örneğin, klopazin adlı bir antipsikotik ilacı bulunmaktadır; bu, oldukça etkili bir antipsikotiktir. Ancak, şiddetli kabızlığa neden olabilir ve biz de bu durumu yakından takip ederiz. İki farklı ilacın sindirim hızını yavaşlatması durumunda, daha dikkatli olmam gerekir. Bazı ilaçların kan seviyelerini düzenli olarak kontrol ederiz; yüksek veya düşük değerler olup olmadığını gözlemleriz. Bu tür etkileşimlerin ortaya çıkması durumunda, en önemli şey, bu seviyelerin nasıl dengelendiğini anlamak için daha yakından takip etmeye devam etmektir.
Amaçlı Reçete Yazma: Beklentiler, Uygunluk ve Uzun Vadeli Planlama
Pharmacy Times: GLP-1 kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte, bu ilaçların temel psikiyatrik rahatsızlığı tedavi etmediği göz önüne alındığında, klinisyenlerin ve eczacıların hastalarla nasıl bir iletişim kurması gerektiğine?

Bu noktada, oyun dünyasına paralel bir örnek vermek gerekirse; “Dark Souls” serisi gibi zorlu ama ödüllendirici bir deneyim sunan oyunlar, oyuncuların sabır ve dikkat gerektiren mekaniklerini öğrenmelerini ve ustalaşmalarını gerektirir. Benzer şekilde, GLP-1 ilaçlarının kullanımı da hastaların beklentilerini doğru yönetmeyi ve uzun vadeli tedaviye uyum sağlamayı gerektirir. Bu süreçte, eczacılar ve klinisyenler arasındaki işbirliği büyük önem taşır.
İlaç Tedavisi ve Hastaların Beklentileri
Augsten: İlaç tedavisinde hastaların uyumu önemli bir konu. Yapılan birçok araştırma, bu uygunluğun tedavi sonuçlarıyla doğrudan ilişkili olduğunu gösteriyor. Eğer hasta ile ilaç tedavisine başlarken motivasyonel görüşmelerle olumlu bir iletişim kurulursa, hastalar ilaçları kullanma konusunda daha istekli oluyor ve doktorlarına güven duyuyorlar. Ancak beklentiler de önemli bir faktör. İnsanlar bu tedavi hakkında harika hikayeler duyuyorlar, bu yüzden çoğu kişi “Ben 30, 40 veya 50 kilo vereceğim” düşüncesiyle yaklaşıyor. Daha önceki çalışmalarda, ortalama %10’luk bir kilo kaybı iyi bir hedef olarak kabul ediliyordu. Unutmamak gerekir ki, bu tedavi hastanın altta yatan psikiyatrik sorununu çözmüyor; daha çok metabolizma ve kilo ile ilgili sorunlara odaklanıyor. Eğer bu tedavinin başlangıcını davranışsal değişikliklerle – örneğin beslenme alışkanlıklarındaki veya egzersiz rutinlerindeki değişikliklerle – birleştirebilirsek, hastalar için yaşam boyu sürecek olumlu değişimlere yol açabiliriz.
Rivera: Bu yaklaşım, sadece bir tartıdaki sayıyı takip etmekten çok daha fazlasını ifade ediyor; bu, insanı bütün olarak ele almayı gerektiriyor. İlaç dozlarının kademeli olarak ayarlanması büyük önem taşıyor; çünkü her hasta aynı dozlarda aynı tepkileri vermeyebilir. İşte burada “düşükten başla, yavaşça artır” prensibi devreye giriyor. Ayrıca, her hastamız için kişiselleştirilmiş bir tedavi planı oluşturmamız gerekiyor: yani bir oyun planı belirlemeliyiz. Hedefimiz ne olmalı? Ardından, yaşamın temel unsurlarına geri dönmeliyiz: fiziksel aktivite, dengeli beslenme (sadece kimyasal bileşenlere odaklanmak yerine) ve yeterli uyku. Bu nedenle, gerçekçi beklentiler oluşturmak çok önemli. Herkesin ruh sağlığı yolculuğu farklıdır, bu yüzden psikiyatrik takibin devamlılığını sağlamalıyız, ancak bunu dengeli bir şekilde yapmalıyız; çünkü hastaların tedaviye güvenli bir şekilde erişebilmesi için engelleri azaltmamız gerekiyor.
Kaynak: Pharmacy Times