Son Dakika
Güneş Kremi Hakkındaki Yanlış Bilgiler Nelerdir? Dermatolog Kathleen Suozzi Açıklıyor.
Sağlık Bilimi

Güneş Kremi Hakkındaki Yanlış Bilgiler Nelerdir? Dermatolog Kathleen Suozzi Açıklıyor.

21 Temmuz 2026 · 29 dk okuma · 3 görüntülenme · Tanı Ustası

UV Işınlarının Zararlı Etkilerine Karşı Bilinmesi Gerekenler ve Yeni Tedavi Yaklaşımları

Ultraviyole (UV) ışınlarının zararlı etkileri giderek daha fazla insanın gündeminde yer almaya başladı ve bu konuda farkındalık kampanyaları artmaya devam ediyor. Dermatologlar, hastaların hem güneşle ilgili cilt hastalıklarını önleme konusunda daha fazla ilgi gösterdiğini gözlemliyor.

Lazer teknolojilerindeki gelişmeler, doğrudan tedavi yöntemleri ve fotoproteksiyon konusundaki ilerlemeler, bu tartışmaları sadece geleneksel güneş kremi önerilerinin ötesine taşıdı. Yeni veriler, kliniklerin cilt kanseri önleme ve uzun vadeli cilt sağlığına bakış açısını değiştiriyor. Temmuz ayının UV Güvenliği Farkındalık Ayı olmasıyla ilgili olarak yapılan bir röportajda, Yale Medicine’de dermatoloji alanında doçent olan ve Estetik Dermatoloji Direktörlüğü görevini yürüten Kathleen Suozzi, MD, bu gelişen yaklaşımları anlatıyor ve aynı zamanda fotodamajla ilgili mitleri ve yanlış anlamaları da ele alıyor.

HCPLive: Birçok hasta güneşin zararlarının kalıcı olduğuna inanıyor. Dermatologların kozmetik etkileri tedavi edebildiği ve herhangi bir hasarı geri çevirebildiği son yıllarda görülen gelişmeler var mı?

Güneşin cilde verdiği hasarın onarılabilirliği konusu, oyun dünyasında da benzer şekilde merak uyandıran bir alan. Örneğin, “The Legend of Zelda” serisindeki bazı karakterlerin, zamanın akışını değiştirebilme veya geçmişe gidip gelebilme yetenekleri, oyunculara hasarın geri döndürülebilir olduğu fikrini verirken, aynı zamanda bu tür güçlerin getirdiği sorumlulukları da düşündürtüyor. Tıpkı ciltteki hasarın onarılmasının mümkün olması gibi, oyunlardaki bazı olayların sonuçlarını değiştirebilmek de dikkatli ve bilinçli bir yaklaşım gerektiriyor.

Kathleen Suozzi’nin açıklamalarına göre, dermatolojideki gelişmeler sayesinde bu tür “geri dönüş” potansiyeli artık daha gerçekçi hale geliyor. Ancak, tıpkı oyunlardaki gibi, önleyici tedbirlerin alınması ve bilinçli bir yaşam tarzının benimsenmesi hala en önemli faktörler olarak öne çıkıyor.

Suozzi: Ben önleyici tedavilerin büyük bir savunucusuyum ve önleme konusunda çok daha fazla şeyin mümkün olduğunu düşünüyoruz. Özellikle kanser konusuna baktığımızda, “alan tedavisi” olarak adlandırdığımız kavram, ciltteki potansiyel kanser değişikliklerini tedavi etmek için geniş alanların kullanılması anlamına gelir. Bir kişinin cildinden alınan bir biyopsi incelendiğinde, orada yatan potansiyel kanser mutasyonlarının bir mozaği gibi olduğunu görürsünüz. Yaşlandıkça, vücudumuzun bu potansiyel kanser mutasyonlarını ortadan kaldırma veya erken dönem cilt kanserlerini tedavi etme yeteneği azalır ve DNA onarımımız da daha az etkili hale gelir.

Fibroblast senesansı da yaşanır. Bu nedenle, hasarı gidermek için vücudu belirli şekillerde “tuzaklamak” zorundayız. Alan tedavisi olarak adlandırdığımız iki ana yaklaşım vardır. Geleneksel alan tedavilerinde, Efudex gibi kemoterapi içeren kremler kullanılarak ciltteki potansiyel kanser değişiklikleri tedavi edilir. Şimdi ise, daha yeni protokoller geliştirildi ve bu protokollerde calcipitrine ile birlikte kullanılarak tedavi süresinin kısaltılması hedefleniyor. Bunlar daha doğrudan alan tedavisi yaklaşımlarıdır. Bu kapsam altında ayrıca fotodinamik terapi de yer alır; burada geniş cilt alanlarındaki potansiyel kanser değişiklikleri tedavi edilir. Bu yöntem, hasarlı cilt hücrelerini hedef alırken, daha normal cilt hücrelerini korur.

Bu yaklaşımın temel prensibi, vücudun kendi savunma mekanizmalarını destekleyerek erken dönemde müdahale etmek ve potansiyel kanser oluşumunu engellemektir. Bu bağlamda, 1970’lerde geliştirilen ve özellikle yüzdeki güneş hasarını tedavi etmek için kullanılan 5-fluorourasil (Efudex) gibi ilaçlar akla gelir. Benzer şekilde, fotodinamik terapi de uzun yıllardır dermatolojide kullanılan bir yöntemdir ve özellikle aktinik keratozların tedavisinde etkilidir. Bu tür yaklaşımların amacı, vücudun kendi kendini iyileştirme yeteneğini harekete geçirerek daha kapsamlı bir tedavi sağlamaktır.

Cilt Sağlığı ve Güneş Kremi Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Son zamanlarda, cilt sağlığını daha kapsamlı bir şekilde ele alan yeni araştırmalar ortaya çıkıyor. Bağışıklık sisteminin rolü zaten biliniyordu, ancak cildin dermis tabakasının da önemli bir etkisi var. Ayrıca, sadece epidermis hücrelerinin yenilenmesini sağlamakla kalmayıp aynı zamanda dermisi de düzenleyerek daha sağlıklı bir ortam yaratan lazer tedavilerinin, melanom dışı cilt kanserine karşı koruyucu olabileceğine dair kanıtlar artıyor. Bu noktada, bağışıklık sistemi ile dermis ve epidermis arasındaki etkileşimin yanı sıra, dermisin temel yapısının da önemi üzerine yapılan çalışmalar oldukça ilgi çekici.

Bu gelişmeler, oyun dünyasında benzer bir dönüşüme işaret ediyor olabilir. İlk video oyunları basit grafiklere ve sınırlı mekaniklere sahipken, zamanla daha karmaşık ve sürükleyici deneyimler sunmaya başladılar. Tıpkı cilt sağlığındaki bu bütüncül yaklaşım gibi, oyunlar da oyunculara sadece görsel bir şölen sunmakla kalmayıp aynı zamanda derin hikayeler, anlamlı karakterler ve sosyal etkileşim imkanları sunarak daha zengin bir deneyim yaratmaya odaklanıyor.

HCPLive: Hastalarınızda güneş kremi kullanımıyla ilgili en sık karşılaştığınız yanlış inanışlar nelerdir ve onlara günlük rutinlerine fotokoruma entegre etmeleri konusunda nasıl tavsiye veriyorsunuz?

Suozzi: Hastalarımda güneş kremiyle ilgili birçok yanlış inanışla karşılaşıyorum. Örneğin, “Güneş kremi cilt kanserine neden olur” gibi yaygın bir yanılgı var. Bu tür söylentileri sıklıkla düzeltiyorum. Son yıllarda, cilt kanseriyle ilgili sağlık riskleri konusunda bazı endişeler ortaya çıktı. Sizin grubunuz ve diğer kaynaklar tarafından da rapor edildiği gibi, birkaç yıl önce güneş kremlerindeki kimyasal bileşenlerin kan dolaşımına geçmesiyle ilgili büyük bir tartışma yaşandı. Bu durumda birçok hasta arasında korku oluştu. Ancak, onlarca yıldır kullandığımız bu güneş kremi içeriklerinin, kanda çok düşük seviyelerde bulunması ve insan sağlığına herhangi bir risk oluşturmadığı konusunda hastalarıma sürekli olarak güvence veriyorum.

Hastalarla konuşurken sıklıkla karşılaştığım bir diğer konu ise güneşten korunma alışkanlıkları. “Güneşin zararlı etkilerine maruz kalmışsınız, şimdi ne olacak?” gibi sorular alıyorum. Hastalara şunu söylüyorum: Geçmişte yapılan hataları geri çeviremeyiz, ancak şu andan itibaren doğru güneş koruma yöntemlerini uygulamak, ileride karşılaşabileceğiniz cilt kanseri riskini önemli ölçüde azaltacaktır. Bu, hastaları bilgilendirirken dikkat etmem gereken en önemli noktalardan biri.

Hastalarla zaman ayırarak güneş kremi kullanımı konusunda onları bilgilendirmeye özen gösteriyorum. Hastaların en çok hangi güneş kreminin en iyi olduğuna dair endişeleri oluyor: “Hangi ürünü alıp kullanmalıyım?” Bu soruyu her zaman şu şekilde yanıtlıyorum: En iyi ürün, sizin düzenli olarak kullanacağınız ve cildinize uygun olan üründür. Bu, cilt tonunuza, akneye yatkın olup olmanıza göre farklılık gösterebilir. Bazen, doğru ürünü bulmak için farklı ürünleri denemek gerekebilir. Ancak, insanların yaptığı en büyük hatalardan biri, güneş kremini düzenli olarak kullanmamaktır. Hastalara her zaman şunu söylüyorum: Güneş kremi sadece yazın değil, kışın da kullanılmalıdır; çünkü cildimizdeki güneşin birikimli etkilerini göz önünde bulundurmalıyız.

Bu noktada, oyun dünyasındaki erken dönem strateji oyunlarına paralel bir örnek vermek gerekirse, tıpkı oyuncuların kaynakları dikkatli yöneterek ve sürekli gelişim göstererek başarılı olmaya çalıştığı gibi, cilt sağlığımız için de düzenli güneş koruma yöntemlerini uygulamak uzun vadeli bir yatırım gibidir. Örneğin, Civilization serisindeki ilk oyunlarda, oyuncular sınırlı kaynaklarla başa çıkmak zorunda kalırken, aynı şekilde cildimizdeki güneşe maruz kalma miktarını kontrol altında tutmak da dikkatli ve sürekli bir çaba gerektirir.

Doğru güneş koruma yöntemlerini öğrenmek ve uygulamak, tıpkı iyi bir oyun stratejisi gibi, uzun vadeli faydalar sağlar ve cilt sağlığımızı korumamıza yardımcı olur. Hastaları bu konuda bilinçlendirmek benim için çok önemli.

Güneş Kremi Kullanımının Önemi ve Klinik Yaklaşımlar

Günlük yaşamın birçok aktivitesi, işe gidip gelmekten bahçe işlerine kadar, cildimiz üzerinde etkiler bırakır. Ancak güneş kremi kullanımını sadece yaz aylarında değil, kış aylarında da düzenli hale getirmek önemlidir. Bu alışkanlığın, refleks olarak yapacağınız bir davranış haline gelmesi gerekir. Hastalarıma her zaman bu konuda teşvik ediyorum.

Sıkça karşılaştığım bir diğer soru ise, hangi SPF değerini kullanmam gerektiğidir. Hastalarımı bilgilendirirken, SPF’nin doğrusal bir ilişki göstermediğini belirtirim. Genellikle hastalarım için SPF 30 veya daha yüksek bir değer öneririm. Çünkü SPF 15 ile yaklaşık %93 ila %95 koruma sağlarken, SPF 30 ile bu oran %97’ye yükselir. SPF 50 ise yaklaşık %98 koruma sağlar. Daha yüksek SPF değerlerine ulaşmak için kullanılan ürünler bazen daha az kullanışlı olabilir ve bu da kullanım sıklığını etkileyebilir.

Yakın zamanda bazı güneş kremlerinde benzen tespit edildiğine dair endişeler ortaya çıkmıştı. Bu konuda hastalarımın kaygılarını nasıl giderebileceğimi soruyorsunuz. Benzer bir durum, 1980’lerde kullanılan bazı ilaçlarda da yaşanmıştı ve bu durum kamuoyunda büyük bir infial yaratmıştı. Ancak yapılan araştırmalar, riskin abartıldığını göstermişti. Yine de, benzen konusundaki risklerin insan sağlığı açısından genellikle abartılı olduğunu belirtmek önemlidir. Bazı ürünlerde tespit edilebilse de, bunun ne anlama geldiğini anlamak önemlidir.

Aerosol ürünler daha fazla endişe yaratıyorsa, hastalara krem veya losyon bazlı güneş kremlerini tercih etmelerini önerebilirsiniz. Bu basit bir değişikliktir ve hastaların rahat etmesini sağlayabilir.

Geleceğe baktığımızda, fotodamage’ı tespit etmek için yeni teknolojiler, UV ışınlarının neden olduğu cilt değişikliklerini gidermek için yenilikçi tedaviler veya cilt kanseri önleme konusunda gelişmeler gibi birçok alan var. Kliniklerin önümüzdeki yıllarda hangi gelişmeleri takip etmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?

Cilt Kanseri Riskini Azaltmada Yeni Gelişmeler ve Tedavi Yaklaşımları

Suozzi, “Bemetrizonol’ün FDA tarafından onaylanması, son 20 yılda FDA’nın reçetesiz satılan ürünler monografisine eklenen ilk madde olması nedeniyle büyük bir haber. Bematrizonol, aynı zamanda Tinosorb S olarak da bilinir. Bu kimyasal güneş kremi Avrupa ve Asya’da uzun yıllardır kullanılmaktadır ve çok iyi bir güvenlik profiline sahiptir.”

Bemetrizonol’ün özellikle heyecan verici olmasının nedenleri şunlardır: Geniş UVA ve UVB korumasını tek bir molekülde sunar, fotostabil olduğu için birçok kimyasal güneş kremi güneşte kullanıldığında parçalanır. Bemetrizonol ise daha dayanıklıdır, bu da daha az sıklıkla uygulanması gerektiği anlamına gelir. Ayrıca, cilt üzerinde hafif ve rahat bir his yaratır ve tahriş riskini en aza indirir. Daha büyük bir molekül olması nedeniyle, ciltteki emilim riski de daha düşüktür. Tüm bu özellikler, ideal bir güneş kremi için aradığımız niteliklerdir. Bu ürünün Amerika Birleşik Devletleri pazarında kısa sürede satışa sunulmasını dört gözle bekliyorum; onay geçen ay yapıldı.

Cilt kanseri riskini azaltmak için enerji tabanlı cihazların nasıl kullanılabileceği konusunda da önemli gelişmeler kaydediyoruz. Cerrahi olarak cilt kanserlerini tedavi etmeye devam etsek de, gelecekte ilaç tedavilerinin cerrahi ihtiyacı azaltacağı günün gelmesini umuyorum. Bağışıklık sistemi güçlendirici ilaçlar (immünoterapi) ve PDE1 inhibitörleri gibi yeni yaklaşımlar, özellikle skuamöz hücreli karsinom tedavisinde büyük bir fark yaratmıştır. Ayrıca, cilt kanseri tedavisinde neoadjuvan tedaviler (tedavinin başlamadan önce kullanılan tedaviler) için PDE1 inhibitörlerinin kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır ve bu alanda bölgesel çalışmalar devam etmektedir. Bu gelişmeler, cilt kanserlerinin tedavi şeklini kökten değiştirecektir.

Bu gelişmelerin ışığında, cilt kanseri tedavisindeki geçmişe baktığımızda, ilk cerrahi müdahalelerin ne kadar kısıtlı olduğunu ve ilaç tedavilerinin henüz başlangıç aşamasında olduğunu görüyoruz. Günümüzde ise, daha hassas cerrahi teknikleri ve bağışıklık sistemini harekete geçiren ilaçlar sayesinde, tedavi süreçleri daha etkili ve hastalar için daha az invaziv hale gelmiştir.

Free · Unsubscribe anytime · By subscribing you agree to our .

Uzmanlardan Retina Hastalıkları ve Acil Durum Yönetimi Konferansı

Suneel Udani, MD

Richard E. Pratley, MD; Vivian Fonseca, MD, FRCP

Andrew Alexis, MD, MPH; Leon Kircik, MD

Rapid Reviews in Retina™: Emerging Updates from Spring 2025—Addressing the Wealth of New Data in Treatments for Neovascular Retinal Disease

SriniVas Sadda, MD, FARVO; Nathan Steinle, MD

Mark Schaeffer, OD, FAAO; Mile Brujic, OD, FAAO; Nate Lighthizer, OD, FAAO, FAAOMS; Selina R. McGee, OD, FAAO

Johann Gudjonsson, MD, PhD; Christopher Bunick, MD, PhD

Suneel Udani, MD

Patient, Provider, and Caregiver Connection: Turning a New Leaf in Acute Pain Management – How Recent Advancements Impact the Treatment Paradigm

Jeffrey Gudin, MD; Jeffrey Bettinger, PharmD

Collaborating Across the Continuum™: Best Practices in Patient-Centric Team Management of XLRP

Ramiro Maldonado, MD; Rebecca Nelson, MS, CGC; Robert A. Sisk, MD, FACS, FASRS

Bu konferansın kapsamı oldukça geniş ve farklı uzmanlık alanlarından isimleri bir araya getiriyor. Bu tür multidisipliner yaklaşımlar, özellikle karmaşık sağlık sorunlarının yönetimi için giderek daha önemli hale geliyor. Örneğin, yakın zamanda oyun dünyasında bile, farklı disiplinlerden ekiplerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan yenilikler, oyuncu deneyimini kökten değiştirdi. Benzer şekilde, tıp alanında da farklı uzmanlıkların entegrasyonu, hasta bakımının kalitesini artırabilir.

.

Psöriazis Tedavisinde Yenilikler ve Eğitim Programları

Sağlık profesyonelleri için tasarlanmış çeşitli eğitim programlarına dikkat çekmek önemlidir. Bu programlar, psöriazisli hastaların tedavisi için güncel yaklaşımları ve biyolojik ilaçların kullanımı konusunda derinlemesine bilgi sunmaktadır.

Bu programlar, dermatoloji pratiğine entegre edilmiş biyolojik ajanların kullanımı ile ilgili önemli bilgiler sunmaktadır. Bu tür eğitimler, sağlık profesyonellerinin en güncel tedavi yöntemleri hakkında bilgi sahibi olmalarını ve hastalarına daha iyi bakım sağlamalarını amaçlamaktadır.

Bu eğitim programları, özellikle nöroprotektif terapilerin klinik uygulamalarına odaklanmaktadır ve sağlık profesyonellerine bu alandaki en son gelişmeleri sunmayı amaçlamaktadır.

Bu programlar, majör depresif bozukluğu olan hastalar için yeni terapötik hedeflerin görselleştirilmesine odaklanarak, psikiyatri alanındaki en son gelişmeleri sunmaktadır. Bu tür görselleştirmeler, tedavinin daha iyi anlaşılmasına ve kişiselleştirilmesine yardımcı olabilir.

Kaynak: Hcplive

Paylaş