Yeni Başkanın Vizyonu: İtalya’nın Derinlerine Yolculuk
Stefano Boeri yönetimindeki sekiz yıllık dönemin ardından, Milano Triennale bugün yeni bir başkanla tanıştı. ‘La Sapienza’ Üniversitesi ile ‘IULM’ Üniversitesi’nde sanat ve medya tarihi profesörü olan, Corriere della Sera gazetesinin yazarı ve modern ve çağdaş sanat küratörü Vincenzo Trione, ilk basın toplantısında, önümüzdeki dört yıl için vizyonunu “derinlemesine İtalyan” olarak tanımladı.
“Günümüzde belki de cevaplar sunmaktan ziyade sorular sormak daha önemlidir,” diyen Trione, dört yıllık programının tanıtımında, kurumun amacının soruları merkeze almak olduğunu ve tüm faaliyetlerin olası ve açık uçlu cevaplar olarak değerlendirildiğini vurguladı. Ayrıca, her yıl Triennale’nin girişine yerleştirilecek bir enstalasyonun, o yılın Triennale’sinin manifestosu olacak ve programatik ifade ile sanatsal ifadenin bir araya geldiği bir nokta haline geleceğini belirtti.
‘Günümüzde belki de cevaplar sunmaktan ziyade sorular sormak daha önemlidir’
Sergilerin yanı sıra, Trione, her sergiye eşlik edecek geniş kapsamlı bir halka açık programdan bahsetti. Bu program, önde gelen düşünürlerin konferanslarını, seminerleri ve konferansları içerecek. İlk etkinlikte, Fransız-Tunuslu sosyolog Asma Mhalla’nın kriz zamanlarında direniş konusunu ele alacak. Bu yaklaşım, 20. yüzyılın başlarındaki İtalyan faşizmine karşı verilen mücadeleyi hatırlatıyor; o dönemde de sanat ve kültür, direnişin önemli bir aracı olmuştu.
Triennale’nin Eğitim Misyonunun Güçlendirilmesi
Triennale Milano’da Yeni Dönem ve Eğitim Programları
Uzun yıllardır akademik çevrelerde bulunan Trione, yaptığı konuşmada kurumun eğitim misyonuna ve üniversiteler ile araştırma kurumlarıyla olan ilişkisine özellikle vurgu yaptı. Ayrıca, 1940’lı yıllarda Giuseppe Pagano ve Piero Bottoni tarafından kurulan Triennale’in Centro Studi (Araştırma Merkezi)’nin yeniden canlandırılacağını duyurdu. Trione ayrıca, küratörlük çalışmaları, mimarlık, tasarım ve moda alanlarında ileri düzey eğitimler sunan üç yıllık lisans ve doktora programları başlatma planlarını da açıkladı.
Yeni kültürel programların yanı sıra, Trione aynı zamanda yeni bir Bilim Komitesi’nin de tanıtımını yaptı. Bu komiteye, mimar ve tasarımcı Michele De Lucchi başkanlık edecek. De Lucchi ayrıca, Triennale’in yaratıcı direktörü olarak görev yapacak ve Museo del Design Italiano’nun küratörlüğünü üstlenecek. Manuela Lucà-Dazio, daha önce kuruluşunun yönetim direktörü iken şu anda Pritzker Mimarlık Vakfı’nın yürütme direktörü olarak görev yapıyor ve mimarlık alanında komiteye başkanlık edecek. Andrea Villani ise, şu anda Kültür Bakanlığı’nın Dijital Miras Kapısı Platformu’nun küratörü ve daha önce ‘nin Müzesi’nin küratörlüğünü yapmış olup, çağdaş sanat alanında komiteye liderlik edecek.

Tanıtım sırasında kısa bir konuşma yapan De Lucchi, Museo del Design Italiano’nun küratörlüğü görevinde ele alacağı bazı temalara değindi. “İtalyan tasarımının harika girişimciler ve mimarlar tarafından şekillendirildiği fikrine her zaman sahip oldum” dedi. “Ancak, belki daha fazla dikkat etmemiz gereken alan zanaatkarlardır, çünkü İtalya’da hala birçok ülkede kaybolmuş olan zanaatkârlar bulunmaktadır. Bu İtalyan zanaat kültürü, bu üretim kültürü gerçekten çok özel bir şeydir.”
Bu bağlamda, İtalya’nın zanaat geleneğinin korunmasının önemi vurgulanırken, benzer bir durum Osmanlı İmparatorluğu döneminde de yaşanmıştır. Özellikle XVI ve XVII yüzyıllarda, imparatorluğun farklı bölgelerinde gelişen el sanatları, sadece estetik değerleriyle değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal yaşamla entegrasyonlarıyla da dikkat çekmiştir. Ancak, zamanla siyasi istikrarsızlıklar, savaşlar ve değişen ekonomik koşullar, bu zanaat geleneğinin bir kısmının kaybolmasına neden olmuştur. Günümüzde İtalya’daki çabalar, geçmişin mirasını yeniden canlandırma ve gelecek nesillere aktarma amacını taşımaktadır.
İtalya’nın Önemli Tasarım Kurumu Yeni Yönetimini Duyurdu
Trione, yaptığı konuşmada, De Lucchi, Villani ve Lucà-Dazio’nun her birinin geniş uluslararası deneyime sahip olduğunu belirtirken, hepsinin de “derinlemesine İtalyan” olduklarını vurguladı. Bu seçimin, özellikle küratör ve komisyon üyelerinin seçiminde yabancı figürlere yönelik açık bir tercihin olduğu bir dönemde, önemli bir kültürel sinyal taşıdığını ifade etti. Bu durum, İtalya’nın en köklü tasarım kurumunun, aynı zamanda ülkenin en kozmopolit şehri olan Milano’da bulunmasıyla daha da anlam kazanıyor; zira Milano’nun giderek artan uluslararası profili, onu büyük ölçüde ülkenin geri kalanından ayırıyor.

2027 programı bu sonbaharda açıklanacak olsa da, ziyaretçiler Kasım 2026’da açılacak olan modernist heykeltıraş Costantino Nivola hakkında düzenlenecek kapsamlı sergiyi ve ayrıca Fondation Cartier ile işbirliği içinde sahnelenecek olan Amerikalı şarkıcı ve şair Patti Smith anısını bekleyebilirler. Bu etkinlik de Kasım ayında gerçekleşmesi planlanıyor.
Bu seçim, İtalya’nın kültürel kimliğinin ve uluslararası arenadaki yerinin yeniden değerlendirilmesine yönelik bir çabanın göstergesi olarak yorumlanabilir. Tarihsel açıdan bakıldığında, benzer bir durum Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde de yaşanmıştır. Batılılaşma hareketleri ile birlikte, imparatorluk bünyesindeki bazı reformcular, Avrupa örneklerini takip ederek modernleşme çabalarına girişmişlerdir. Ancak bu süreçte, yerel değerlerin ve geleneklerin korunması gerektiği yönündeki sesler de yükselmiştir. Bu durum, günümüzde İtalya’da yaşanan kültürel tartışmaları akla getirmektedir; zira hem uluslararası etkileşimin önemi vurgulanırken, aynı zamanda İtalyan kimliğinin ve mirasının da korunması gerekliliği savunulmaktadır.
Kaynak: Wallpaper
