Hacker, 537.000 Alan Adını Minik Bir Cihaza Sığdırdı
Hızlı erişim için kaydolun. E-postanızı aşağıya girin ve size bir onay e-postası göndereceğiz ve ayrıca bültenimize kaydınızı yapacağız.
Bilgilerinizi göndererek, 16 yaşında olduğunuzu, Gizlilik Politikasını okuduğunuzu ve Şartlar & Koşullarına kabul ettiğinizi onaylamış olursunuz. Coğrafi kısıtlamalar geçerlidir.
Tom’s Hardware Bültenine Abone Olun
En iyi haberleri ve derinlemesine incelemeleri doğrudan e-posta kutunuza alın.
Şimdi abone oldunuz
Bültene kaydınız başarılı bir şekilde tamamlandı
Bu e-posta adresiyle zaten bir hesap bulunmaktadır, lütfen giriş yapın.

Yaratıcı bir hacker, 537.000 alan adını, sadece 5 dolarlık bir ESP32 reklam engelleyici dongle’a sığdırmayı başardı. Bu cihazın kullandığı yazılım, yaklaşık 50KB RAM kullanıyor ve engellenen alan adı kontrollerini sadece 10 milisaniyede tamamlayabiliyor.
Donanım tabanlı bir reklam engelleyici DNS filtresi ne kadar ucuza inşa edilebilir? “Ücretsiz,” eğer elinizde kullanılmayan, çöpe atılmak üzere olan eski donanımlar varsa. Peki ya bu şansınız yoksa? RAM fiyatlarının yükseldiği günümüzde, bile Raspberry Pi’ler bile birkaç yüz dolara mal olabilir. Ancak, o kadar güçlü bir cihaza ihtiyacınız yok. Aslında, tam teşekküllü bir reklam engelleyici filtre oluşturmak için sadece 5 dolarlık bir mikrodenetleyici kullanabilirsiniz; bu filtre, 500.000’den fazla alan adını engelleyebilir ve yaklaşık 10 milisaniye gecikmeyle çalışabilir.
Bunun mümkün olduğunu biliyoruz çünkü Mısır’lı tam yığın geliştirici ZedAxis (@M-Abozaid, GitHub), zaten böyle bir cihaz inşa etti. ESP32-C3 “SuperMini” kartı kullanarak, ev ağı için yedek bir DNS sunucusu oluşturdu ve bu sunucu da reklam engelleme özelliğine sahip. Birincil yönlendiricisi ise Pi-hole; bu, özel yazılımla çalışan ve DHCP adresleme, DNS çözünürlüğü ve entegre reklam engelleme sağlayan bir Raspberry Pi’dir. SuperMini ise, Pi-Hole yeniden başlatıldığında veya kullanılamadığında yedek olarak devreye giriyor.
Bu durum, 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında yaşanan sanayi devrimi dönemindeki gelişmelerle paralellikler taşıyor. O dönemde, Buhar gücüyle çalışan makinelerin yaygınlaşmasıyla birlikte, üretim süreçleri hızlandı ve maliyetler düştü. Benzer şekilde, günümüzde de küçük ve ucuz mikrodenetleyicilerin kullanımı, daha önce karmaşık ve pahalı olan bazı işlemleri basitleştirerek, herkesin erişebileceği hale getiriyor.
Ev Yapımı Ağ Reklam Engelleyici: Sadece 2 Dolar
ZedAxis’in geliştirdiği bu cihaz henüz test edilmedi, ancak çalışmayacağına dair bir neden görünmüyor. ESP32 ailesi, yerleşik Wi-Fi özellikli mikrodenetleyiciler arasında yaygın olarak bilinir ve bu tür işlevsellik, yeteneklerinin sınırları içinde kabul edilir. Özellikle belirtmek gerekir ki, ZedAxis burada ESP32-C3’ü kullanıyor; bu, bazı üst düzey modellerde bulunan 8MB PSRAM belleğe sahip olmayan, daha düşük maliyetli bir çip versiyonu.
ESP32-C3’ün sadece 400KB RAM ve 4MB flash belleği bulunuyor. Bu sınırlı özelliklerle, herhangi bir boyutta düz metin blok listesini depolamak mümkün değil; bu, çok fazla veri anlamına geliyor. Bu nedenle, her girişimci hakerın yapacağı gibi, veriyi küçültmek için şifrelemeye (hashing) başladı. 40-bit FNV-1a şifrelemesi kullanılarak, çünkü 32-bit şifreleme çok fazla çakışmaya neden olur ve 64-bit ise gereksiz yere fazla yer kaplar, cihazın flash belleğinde yaklaşık 537.000 alan adını (domain) depolayabiliyor.

Proje, bazı istatistikleri gösteren ve engellemek istediğiniz özel alan adlarını yapılandırmanıza olanak tanıyan basit bir grafik kullanıcı arabirimine (GUI) sahip. (Görsel: ZedAxis/YouTube)
Buradaki zeka, aslında şifrelemede değil. Alan adlarını kendileri depolanmak yerine, derleme süreci sırasında bir veya daha fazla kamuya açık blok listesi indirilir, yinelenen girişler ve yorumlar kaldırılır, her kalan alan adı 40-bit’lik bir değere dönüştürülür (şifrelenir), sonuçta elde edilen liste sıralanır ve bitmiş veritabanı ESP32’nin flash belleğine yazılır. Bir DNS sorgusu geldiğinde, cihaz istenen ana bilgisayar adını aynı şekilde şifreler ve sıralanmış şifre tablosuna karşı ikili arama yapar. Eşleşme bulunursa, istek engellenir. Aksi takdirde, sorgu bir üst düzey çözücüye yönlendirilir. ZedAxis’e göre, tamamlanmış yazılım sadece yaklaşık 12KB (yaklaşık 50KB) RAM kullanıyor ve engellenen DNS sorgularına yaklaşık 30 milisaniyede yanıt veriyor.
Bu proje, internet reklam engelleyicilerinin gelişimini gösterirken, geçmişte de benzer şekilde, sınırlı kaynaklarla büyük miktarda bilgiyi işleme ihtiyacı doğurmuştur. Örneğin, Erken dönem bilgisayarlarda, depolama alanının kıtlığı nedeniyle, programcılar verileri sıkıştırmak ve kodlamak için yaratıcı yöntemler geliştirmek zorundaydılar. Bu durum, günümüzde bile, özellikle mobil cihazlarda ve IoT (Nesnelerin İnterneti) uygulamalarında geçerliliğini koruyor.
Küçük Bir Cihazla Büyük Bir Koruma: ESP32 Tabanlı DNS Engelleyici
ESP32 tabanlı bu küçük cihaz, tasarımdaki bir dengeyi daha da ortaya koyuyor. Normalde, ESP32 yonga seti, yazılımının iki tam kopyasını tutacak kadar bellek ayırır. Bu sayede, cihazın yazılımı güncellenirken (over-the-air – OTA), bir güncelleme başarısız olsa bile cihaz çalışmaya devam eder. Eğer kablosuz yazılım güncellemelerine ihtiyacınız yoksa, bu ikinci bölümü engelleyici veritabanı için kullanabilirsiniz. Kablosuz destek açıkken, yaklaşık 250.000 engellenen alan adı kapasitesine ulaşılabilir. Bu özelliği kapatırsanız, bu sayı yaklaşık 537.000’e yükselir. Tüm bunlar, genellikle bir fast-food öğününün fiyatına satılan bir mikrodenetleyici üzerinde mümkün. ZedAxis, cihazın fiyatını 2 dolar olarak belirtiyor; ancak ben SuperMini kartları bundan daha ucuza bulamadım (yaklaşık 5 ABD Doları). Yine de bu fiyata, küçük farklılıklar pek önemli değil.
Elbette, bu cihaz Pi-hole veya AdGuard Home gibi profesyonel çözümlerin yerini almamalı. ESP32 projesi basit bir kontrol paneline sahip olsa da, ayrıntılı kullanıcı istatistikleri, geçmiş sorgu kayıtları veya diğer gelişmiş özellikler sunmuyor. Bunun yerine, bu cihaz bir nevi “sigorta” görevi görüyor. Ağ üzerinde sessizce çalışıyor, çok az güç tüketiyor (sadece birkaç on miliamper) ve ana DNS sunucusu yeniden başlatma veya elektrik kesintisi nedeniyle devre dışı kaldığında bile, istemciler hala filtrelenmiş DNS yanıtları alıyor; aksi takdirde, yönlendiricinin yapılandırdığı çözücüye geri dönebilirler.
Bu tür bir çözümün önemi, özellikle internetin erken dönemlerinde daha belirgindi. Örneğin, 1990’ların sonlarında ve 2000’lerin başlarında, birçok web sitesi kötü amaçlı yazılım bulaştırmış veya kullanıcı verilerini çalmaya yönelikti. Bu dönemde, bazı bilgisayar korsanları, DNS sunucularını ele geçirerek kullanıcıları sahte sitelere yönlendiriyorlardı. Bu durum, internetin güvenilirliğine ciddi bir tehdit oluşturuyordu. Günümüzde de benzer saldırılar devam etmekle birlikte, daha sofistike hale gelmiştir. Bu nedenle, basit bir DNS engelleyici bile önemli bir koruma sağlayabilir.

Yazının başında bahsedilen “sigorta” kavramı, aslında tarih boyunca farklı şekillerde kullanılmıştır. Örneğin, Orta Çağ’da tüccarlar, gemilerinin batması veya yağmalanması durumunda kendilerini korumak için sigorta şirketlerine başvuruyorlardı. Bu tür bir “sigorta”, potansiyel zararları azaltarak ticaretin daha güvenli hale gelmesini sağlıyordu. Benzer şekilde, ESP32 tabanlı DNS engelleyici de internet trafiğini filtreleyerek kullanıcıları kötü amaçlı web sitelerinden koruyor ve böylece çevrimiçi deneyimi daha güvenli hale getiriyor.
Yazının sonunda bahsedilen “kablosuz destek” özelliği, aslında modern internet altyapısının önemli bir parçasıdır. Kablosuz ağlar (Wi-Fi), kullanıcıların cihazlarını herhangi bir kabloya ihtiyaç duymadan internete bağlamalarını sağlar. Bu özellik, özellikle mobil cihazlar için büyük bir kolaylık sağlamaktadır. Ancak, kablosuz ağlar aynı zamanda güvenlik riskleri de oluşturabilir. Örneğin, yetkisiz kişiler kablosuz ağa bağlanarak verilerinizi çalabilir veya kötü amaçlı yazılım yayabilirler. Bu nedenle, kablosuz ağların güvenliğini sağlamak önemlidir.
Ev Yapımı Ad Engelleyici: Router’dan Güç Alanıyla Çalışan Minimalist Çözüm
ZedAxis adlı bir kullanıcının geliştirdiği ilginç bir proje dikkat çekiyor: Ev yapımı bir ad engelleyici. Bu cihaz, router’ın USB portundan aldığı güçle çalışan ve son derece minimalist bir tasarıma sahip. Kullanılan temel bileşen, 400KB RAM’e sahip düşük maliyetli bir ESP32 mikrodenetleyicisi. ZedAxis, tüm gücü ISP tarafından sağlanan Huawei OptiXstar ev fiber ağ geçidinin arka tarafındaki USB portundan alıyor. Bu bağlantı herhangi bir veri aktarımı yapmıyor; sadece router, “işte 5 volt” diyor ve ESP32 de “teşekkürler” şeklinde yanıt veriyor. Port, bu kadar küçük bir cihaz için son derece kullanışlı bir güç kaynağı sağlıyor. Tüm iletişim, ESP32’nin entegre Wi-Fi adaptörü aracılığıyla gerçekleştiriliyor.
Bu tür projelerin ne kadar yaygınlaşacağını kestirmek zor. Muhtemelen çoğu kişi, ağ genelinde reklam engelleme için hala Raspberry Pi, kullanılmış mini PC veya sanal makinede çalışan AdGuard Home gibi çözümleri tercih edecek. Ancak, 400KB RAM’e sahip 5 dolarlık bir mikrodenetleyiciye bakıp “Elbette, bununla da olur” diyen birini görmek oldukça hoş.
Bir projenin ne kadar ucuz olduğu iddia edilirse de, eğer bu proje için bir 3D yazıcısına sahip olmanız veya birinin sizin için yazdırmasını sağlamanız gerekiyorsa, o zaman BU PROJE UCUZ DEĞİLDİR. Günümüzde giderek daha fazla insan, kütüphaneler (çünkü artık kimse kitap okumuyor) veya atölye ortamları aracılığıyla uygun fiyatlı 3D yazıcılara erişim sağlayabiliyor.
Firefox + Ghostery + Malwarebytes Browser Guard kombinasyonu ile basit bir şekilde reklamları engelleyebilirsiniz. Hiçbir donanıma ihtiyaç yok. Spybot Anti Beacon ise Windows’un telemetri özelliklerini devre dışı bırakıyor. Basit ve etkili bir çözüm.

Bir projenin ne kadar ucuz olduğu iddia edilirse de, eğer bu proje için bir 3D yazıcısına sahip olmanız veya birinin sizin için yazdırmasını sağlamanız gerekiyorsa, o zaman BU PROJE UCUZ DEĞİLDİR. Ben de arkadaşlarım ve iş arkadaşlarım için birçok şeyi ücretsiz olarak 3D yazıcıdan çıkarıyorum.
Bu proje, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde Batılılaşma hareketlerine benzer bir paralelliğe sahip. Dönemin aydınları, Avrupa’daki gelişmeleri yakından takip ediyor ve kendi toplumlarına uyarlamaya çalışıyorlardı. Ancak, bu süreçte bazı engellerle karşılaşıyorlardı: teknolojik altyapının yetersizliği, kültürel farklılıklar ve geleneksel yapıların direnci. Günümüzde ise, internet sayesinde bilgiye erişim çok daha kolay hale geldi, ancak hala bazı teknik becerilere ve donanımlara ihtiyaç duyuluyor. Bu durum, geçmişteki benzer süreçlerle paralellikler taşıyor.
Reklamları Engellemek İçin Basit Bir Çözüm
Bir projenin ne kadar ucuz olduğu iddia edilirse de, eğer bu proje için bir 3D yazıcısına sahip olmanız veya birinin sizin için yazdırmasını sağlamanız gerekiyorsa, o zaman bu proje aslında ucuz değildir.
3D yazıcıya kesinlikle ihtiyaç yoktur. Bir kasa bastırabilirsiniz, ancak bunu yapmak zorunda değilsiniz.
Firefox, Ghostery ve Malwarebytes Browser Guard kombinasyonu işleri kolaylaştırır. Herhangi bir donanıma ihtiyaç duymazsınız. Spybot Anti Beacon ise Windows’un telemetri özelliklerini devre dışı bırakır. Basit ve etkili bir çözüm.
Birçok kişi, telefonlardaki reklamları ve istenmeyen alan adlarını engellemek için PiHole kullanıyor. Windows’ta bir şey yapabilmeniz, telefonlarda pek bir işe yaramaz.

Bu proje, ana sistem güncellenirken bile bu engellemenin çalışmaya devam etmesini sağlayan güzel bir ek katkı sağlıyor.
Bu, belirli bir işletim sistemiyle sınırlı olan ve bazı kullanıcıların kullandığı faydalı özelliklere yönelik bir çözümdür.
Birçok kişi, telefonlardaki reklamları ve istenmeyen alan adlarını engellemek için PiHole kullanıyor. Windows’ta bir şey yapabilmeniz, telefonlarda pek bir işe yaramaz.
Bu proje, ana sistem güncellenirken bile bu engellemenin çalışmaya devam etmesini sağlayan güzel bir ek katkı sağlıyor.
Ben de aynı kombinasyonu Android telefonumda kullanıyorum, ancak Windows’a özgü olan Anti Beacon’u kullanmıyorum. Harika sonuçlar veriyor. Yapan kişiye teşekkürler. Bu, onun özel ihtiyaçlarına uygun bir çözüm. Diğer %90+’lık kullanıcılar için ise benim kombinasyonum basit ve etkili. Windows kullanıcıları, aynı amaca ulaşmak için genellikle “hosts” dosyasını düzenlerler. Ve sanırım Linux’ta da benzer bir çözüm bulunmaktadır.
Tarihsel Bağlantı:
Reklamcılığın yükselişi ve tüketim kültürünün yaygınlaşması, günümüz dünyasında alışkanlıklarımız üzerinde derin etkiler bırakıyor. Bu durum, geçmişte yaşanan benzer değişimlere ışık tutuyor. Örneğin, 19. yüzyılın sonlarında, sanayi devrimiyle birlikte üretimin artması ve kitle iletişim araçlarının gelişmesi, reklamcılığın doğuşuna zemin hazırlamıştı. Tüketicilerin dikkatini çekmek için kullanılan yöntemler zamanla değişse de, temel amaç aynı kalmıştır: insanları bir ürün veya hizmete yönlendirmek. Bu durum, günümüzde dijital platformlarda da devam ediyor ve kullanıcıların bilinçli seçimler yapabilmesi için farkındalık yaratmak önemli hale geliyor.
Eğer bir elektrik kesintisi yaşanıyorsa, neden kablosuz ağınızı ve bağlı cihazlarınızı çalışır durumda tutarken, PiHole’unuzu (reklamlara engel olan bir yazılım) çalıştırmıyorsunuz? Özellikle de UPS (kesintisiz güç kaynağı) kullanıyorsanız. Bir Raspberry Pi 4, maksimum 15W güç tüketir ve PiHole gibi bir uygulamanın UPS’yi hızla boşaltması beklenemez. Bu durum, UPS’nin kapasitesinin sınırında çalıştığınız anlamına gelir ve en ufak bir ek yük bile sistemi çökmesine neden olabilir. Ayrıca, Raspberry Pi’lerin açılış süreleri genellikle kısa olduğundan, PiHole’u daha uygun bir zamanda başlatmak mümkündür. Reklam engellemenin gerekli olduğu web taraması gibi işlemlerin de bu kısa gecikmeyi tolere edebileceğini düşünüyorum.

Bu cihazın faydalı olmadığını veya iyi tasarlanmadığını söylemek istemiyorum, ancak çoğu durumda çok sınırlı bir işe yaradığını ve bu durumların genellikle kolayca çözülebileceğini belirtmek isterim. Örneğin, uzun süreli bir elektrik kesintisi sırasında, sadece mobil cihazınız üzerinden Wi-Fi’a bağlanarak ve mümkün olduğunca az mobil veri kullanarak çalışabilir ve sadece internet servis sağlayıcının (ISP) ağ geçidini bağlayarak UPS’nin ömrünü uzatabilirsiniz.
4MB içinde 537.000 alan adını depolamak ilk başta çok fazla görünmeyebilir, ancak bu verinin işlenmesi ve sınırlı RAM ile sıkıştırılması mümkün olmayacaktır. Bu durum, her seferinde doğrudan flaş bellekten veri okumayı gerektirecektir. Bu da, sıkıştırılmış bir dosyadan tek tek satırları görüntülemeyi imkansız hale getirecektir. Karma algoritmalarının metin boyutunu nasıl azalttığını araştırdığımda oldukça karmaşık bir yapı ile karşılaştım. Temel fikri anlıyorum, ancak detaylarına hakim olamadım. Benzer şekilde, bitwise XOR gibi kavramlar da benim için her zaman anlaşılması zor olmuştur.
Tarih boyunca, farklı medeniyetler de benzer enerji kısıtlamaları ve kaynak yönetimi sorunlarıyla karşılaşmıştır. Örneğin, Roma İmparatorluğu’nun geniş sınırlarını korurken, sürekli olarak orduyu beslemek ve lojistik zincirlerini sürdürmek büyük bir zorluk teşkil ediyordu. Kaloriferlerin yakıtı (genellikle odun) elde etmek için ormanların tahrip edilmesi, çevresel sorunlara yol açarken, aynı zamanda askeri gücü de zayıflatıyordu. Benzer şekilde, Orta Çağ’da Avrupa şehirleri, nüfus artışı ve kaynak kıtlığı nedeniyle sık sık kıtlıkla mücadele etti. Bu durum, siyasi istikrarsızlığa ve toplumsal huzursuzluğa yol açarken, aynı zamanda teknolojik yeniliklerin de yavaşlamasına neden oldu. Bu örnekler, günümüzdeki enerji sorunlarının geçmişte de insanlık için büyük birer engel teşkil ettiği ve dikkatli bir kaynak yönetimi ile bu zorlukların aşılabileceği göstermektedir.
Cihazın Depolama Kapasitesi ve Etkinliği Hakkında
Yapılan hesaplamalara göre, 537.000 alan adını depolamak için yaklaşık 2,56 MB’lik bir alana ihtiyaç duyulurken, ikinci firmware kopyası hala mevcutken bu miktar yaklaşık %48’e düşüyor. Ancak, makalede cihazın daha fazla alan adı ekleyemeyeceği ve 537.000 sayısının sadece ikinci firmware kopyasının silinmesiyle elde edildiği belirtiliyor. Bu durum, cihazın fabrika çıkışında her bir firmware kopyası için yaklaşık 1,4 MB’lik bir alanı kullanıp kullanmadığını akla getiriyor. Eğer bu doğruysa, kullanıcıların cihaz üzerinde yapabileceği işlemler için çok sınırlı bir alan kalıyor. Belki de bu, cihazın sınırlı işlevselliğinin bir sonucu; daha fazla depolama gerektiren projeler için daha güçlü bir cihaza ihtiyaç duyulabilir.
Eğer başlangıçtaki sayı 256.000 iken, cihazın bu sayıyı 537.000’e çıkarabilmesi mümkünse, makaledeki ifadeler, depolanabilecek kadar alan olmamasına rağmen daha fazla alan adının mevcut olduğunu ima ediyor. Yazılım, blok listelerini nasıl seçiyor ve hangi alan adlarının listede yer alacağına karar veriyor? Eğer blok listelerinin toplamında bulunan benzersiz alan adı sayısı, cihazın depolama kapasitesinden daha fazlaysa, yazılım hangi kriterlere göre seçim yapıyor? Belki de yazılım, her bir blok listesindeki sayıya bakarak, doğru sayıda alanı engelleyecek bir kombinasyon bulmaya çalışıyor; sabit bir sıralama izlemek yerine. Ancak, eğer bir blok listesi büyürse, bu durum listenin boyutunu aşırı derecede artırabilir ve cihazın daha fazla blok listesini düşürmesine neden olabilir. Bu da, engelleme etkinliğini sürekli olarak azaltırken, aynı zamanda hash tablolarında çarpışma olasılığını artırabilir.
Bu durum, 40 bitlik bir hash fonksiyonunun seçilmesinin, depolanabilecek olası alan adı sayısı ile doğrudan ilişkili olup olmadığı sorusunu akla getiriyor. Eğer daha fazla depolama alanı ve daha fazla alan adı depolanabilseydi, kabul edilebilir bir çarpışma olasılığı sağlamak için daha büyük boyutlu hash’ler kullanılması gerekebilir miydi? Bu, günümüzdeki veri güvenliği ve depolama sistemlerinin karşılaştığı temel zorluklardan biri; sınırlı kaynaklarla mümkün olan en iyi performansı elde etmeye çalışmak.

Bu bağlamda, Roma İmparatorluğu’nun genişlemesi ve yönetimi de benzer bir örnektir. İmparatorluk, farklı bölgelerdeki kaynakları ve insan gücünü verimli bir şekilde kullanmaya çalışırken, aynı zamanda sınırların güvenliğini sağlamak ve iç isyanları bastırmak gibi zorluklarla karşılaştı. Roma, farklı bölgelerden elde ettiği kaynakları (örneğin, tahıl, madenler, asker) merkezi otoriteye aktarırken, bu kaynakların dağıtımı ve yönetimi de karmaşık bir lojistik sorunuydu. Benzer şekilde, günümüzdeki cihazlar da sınırlı depolama alanı ve işlem gücü ile mümkün olan en iyi performansı sağlamaya çalışıyor; ancak, her zaman bazı ödünleşmeler yapmak zorunda kalınabiliyor.
Bu örnekler, geçmişten günümüze kadar devam eden bir mücadeleyi gösteriyor: kaynakları verimli kullanmak, sınırlamaları aşmak ve mümkün olan en iyi sonuçları elde etmek. Hem Roma İmparatorluğu’nun yönetimi hem de modern cihazların tasarımı, bu temel prensiplere dayanıyor.
Ağ Seviyesi Engelleme Cihazları ve Kullanım Kolaylığı
Ağ seviyesinde çalışan engelleme cihazlarını birkaç kez değerlendirdim, ancak tek bir cihazın erişimini hızlı bir şekilde yönetememek, benim için pratik olmamasına neden oluyor. Tarayıcı uzantılarıyla ise, bir web sitesini geçici veya kalıcı olarak engelini kaldırmak sadece birkaç tıklamayla mümkün. Bu sayede, bazı durumlarda betikleri veya reklamları etkinleştirmek gerektiğinde bunu yapabiliyorum, ancak bu durum kalıcı bir izin listesi oluşturmak yerine daha esnek bir çözüm sunuyor. Alternatif olarak, engellemenin aktif olmadığı farklı bir tarayıcı kullanma imkanım da oluyor.
Cep telefonumda AdGuard’ın ücretsiz hizmetini kullanıyorum ve bazı web sitelerine erişememek oldukça can sıkıcı olabiliyor. Çünkü reklam alan adları engellendiği için sayfa içeriği yüklenmiyor ve ben bu durumda erişimi açma seçeneğine sahip olamıyorum.
Bu durum, benzer şekilde, 1980’lerde Batı dünyasında yaşanan bir dönüşümü akla getiriyor. O dönemde, bilgisayar korsanlığı ve yazılım piratlığının yaygınlaşmasıyla birlikte, telif hakları konusunda daha katı yasalar çıkarıldı. Ancak bu yasaların uygulanabilirliği ve bireysel özgürlükler üzerindeki etkileri uzun süre tartışma konusu oldu. Benzer şekilde, günümüzde de internet üzerinde içerik engelleme uygulamalarının kullanımı, ifade özgürlüğü ve erişim kolaylığı gibi önemli konuları gündeme getiriyor.
Kaynak: Tom’S Hardware