Abstract Expressionism
Soyut dışavurumculuk (Abstract Expressionism), İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerika Birleşik Devletleri’nde ortaya çıkan ve 1950’lerde ana akım kabul gören özgün bir sanat akımıdır. Bu hareket, Büyük Buhran ve Meksika duvar ressamlarının etkisiyle şekillenen 1930’ların Amerikan sosyal realizminden belirgin bir kopuşu temsil eder. Terim, ilk olarak 1946 yılında sanat eleştirmeni Robert Coates tarafından Amerikalı sanat eserleri için kullanılmıştır. Ancak “soyut dışavurumculuk” kavramı daha önce 1919’da Almanya’daki *Der Sturm* dergisinde Alman dışavurumculuğuna atıfta bulunarak kullanılmış, 1929 yılında ise Alfred Barr tarafından Wassily Kandinsky’nin eserlerini tanımlamak için kullanılmıştır.

Hareketin merkezi olan New York Okulu bünyesinde; Arshile Gorky, Jackson Pollock, Franz Kline, Mark Rothko, Norman Lewis, Willem de Kooning, Adolph Gottlieb, Clyfford Still, Robert Motherwell, Theodoros Stamos, Jack Tworkov ve Lee Krasner gibi önemli sanatçılar yer almıştır. Akım sadece resimle sınırlı kalmamış; David Smith ve Louise Nevelson gibi etkili kolajcıları ve heykeltıraşları da içermiştir.
Soyut dışavurumculuk, özellikle André Masson ve Max Ernst gibi sürrealist sanatçıların kendiliğinden gelişen ve bilinçaltına dayanan yaratım yöntemlerinden önemli ölçüde etkilenmiştir. Sanatçılar, Alman dışavurumculuğunun duygusal yoğunluğunu; Fütürizm, Bauhaus ve Sentetik Kübizm gibi Avrupa öncü okullarının radikal görsel dilleriyle harmanlamışlardır.

Başboş ve özgün (idiosyncratic) yapısıyla çeşitli sanatsal stilleri kapsayan bu akım, uluslararası etki yaratan ilk spesifik Amerikan hareketidir. Bu başarı, sanat dünyasının merkezini Paris’ten New York City’ye taşımıştır. Çağdaş sanat eleştirmenleri hareketin gelişiminde kritik bir rol oynamış; Clement Greenberg ve Harold Rosenberg gibi isimler özellikle Jackson Pollock’un çalışmalarını desteklemişlerdir. Rosenberg’in tuvali “hareket etmek için bir arena” olarak tanımlayan kavramı, aksiyon ressamlarının yaklaşımını belirlemede temel taşlardan biri olmuştur.
1960’ların başlarında Amerika Birleşik Devletleri’ndeki kültürel hakimiyeti azalmaya başlarken, akımın bireysellik vurgusunun redd
Konuyla İlgili Görseller

Görsel Kaynağı: Wikimedia Commons