Nötrofil
Nötrofil polimorflar, bağışıklık sisteminin savunma hattında kritik bir rol üstlenen ve özellikle bakterilerin, yabancı maddelerin ve doku kalıntılarının ortadan kaldırılmasında etkin görev alan akyuvar (lökosit) türleridir. İnsan vücudunda yaklaşık 100 milyar adet nötrofil polimorf bulunur. Bu hücrelerin gelişimi kemik iliğinde gerçekleşir; kemik iliğinin yaklaşık yarısı bu hücrelerden oluşur ve ana hücre olan myeloblastların olgunlaşmasıyla meydana gelirler. Nötrofiller bölünerek çoğalamazlar; kan dolaşımına giren bir nötrofil polimorf 20 saatlik ömrünü tamamladıktan sonra ölür ve yerini yeni gelişen genç nötrofillere bırakır.

Morfolojik olarak nötrofiller, karakteristik çekirdek yapılarıyla ayırt edilirler. Çekirdekleri, birbirlerine ince köprücüklerle bağlanan 2 ila 4 topuzcuktan oluşur. H&E (Hematoksilin ve Eozin) boyamalarında sitoplazmaları, mikroorganizmalarla savaşmada aktif rol oynayan granülleri içerdiği için belirgin bir görünüm sergiler.
Normal dolaşım kanında 1 mm³ hacimde ortalama 5.000 ile 8.000 arasında lökosit bulunur ve bu hücrelerin %50-70’i nötrofillerdendir. Akut bir yangı (enflamasyon) durumunda, lökosit sayısı 12.000-35.000 arasına çıkarak lökositoz tablosu oluşturur ve bu durumda nötrofil oranı %85-90 seviyelerine yükselir. Normal şartlarda kan dolaşımında %3-6 oranında bulunan genç nötrofillerin, akut yangı sırasında %20’ye kadar çıkması klinik olarak “sola kayma” (left shift) olarak adlandırılır. Bazı enfeksiyon durumlarında ise lökosit sayısının normalin altına düşmesi lökopeni olarak tanımlanır.
Nötrofil polimorflar, akut yangının en önemli hücresel bileşenidir ve ilk 24 saat içinde yangı bölgesinde en yoğun bulunan lökosit türüdür. Bu hücreler nötr ve alkalin ortamlarda aktif olarak çalışabilirken, pH seviyesinin 6.8’in altına düştüğü asidik ortamlarda yaşayamazlar. Yangılı doku içerisinde yaşam süreleri genellikle 1 ila 4 gün arasındadır. Akut yangının en şiddetli olduğu evrelerde ortamda yoğun nötrofil polimorfl bulunurken, süreç uzadıkça makrofajların oranı artmaya başlar.
Nötrofillerin aktivasyonu; sitokinler (TNF-α), kemotaktik medyatörler (IL-8), arachidonic acid metabolitleri (LTB4), antijen-antikor kompleksleri, kompleman komponentleri (C5a, C3b) ve çeşitli immünoglobulinlerin (IgG, IgM) reseptörlerine bağlanmasıyla tetiklenir. Bu hücreler, dokulardaki kimyasal uyaranlara karşı yüksek derecede kemotropizm gösterirler. Yangı bölgesine doğru hareket eden bir nötrofil polimorf, görevini tamamladıktan sonra tekrar kana dönemez.
Nötrofillerin yangı odağına ulaşma süreci karmaşık mekanizmalar içerir:
- Marginasyon: Kan dolaşımındaki nötrofillerin kemokin yoğunluğunun olduğu bölgede damar endoteline yapışması.
- Diapedesis: Nötrofilin damar duvarını geçerek dokuya sızması sürecidir. Bu aşamada hücre, sitoplazmik uzantılar (psödopod) göndererek bazal membranı ve endotel hücreleri arasındaki boşlukları geçer.
- Migrasyon: Damar dışına çıkan lökositlerin aktif hareketlerle yangı odağına ulaşmasıdır.
Bu süreçte nötrofiller, kemotaksi etkisiyle en kısa yoldan hedefe yönelirler ve doku içinde günde ortalama 4-7 mm hızla ilerleyebilirler.
Nötrofil polimorfların sitoplazma granülleri; bakterileri eritme, sindirme ve yok etme kabiliyetine sahip çeşitli enzimler içerir. Bakteriler fagosite edildiğinde, fagolizozomlarda bulunan lizozimler ve oksidatif etkili ürünler mikroorganizmayı imha eder. Ancak, çok güçlü patojenlerin saldırısı karşısında nötrofillerin ölümü ve parçalanması sonucu bu maddelerin çevreye yayılması, yangısal tepkinin aşırı şiddetlenmesine ve abseler gibi durumlarda doku erimesi gibi ciddi hasarlara yol açabilir.

Görsel Kaynağı: Wikimedia Commons