Dünya’nın en büyük teknoloji tartışmasının odağı şu an yapay zekanın nasıl adlandırılacağı değil, asıl mesele bu teknolojinin kimin tarafından nasıl yönetileceği. Bu hafta New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda kürsüye çıkan ABD Başkanı Donald Trump, yapay zekanın adının değiştirilmesi gerektiğini savunurken, Çin’in lideri Xi Jinping’in geçen yılın Temmuz ayında Shanghai’daki Dünya Yapay Zekası Konferansı’nda sunduğu dört öncelik, iki süper gücün aynı soruna tamamen farklı yaklaşımlarını gözler önüne seriyor.
Trump, konuşmasında 70 yıldır var olan bir kavramın yeniden etiketlenmesini merkeze aldı. “Yapay” kelimesinin kullanımı zekayı sahte gösteriyor, onu sahte gibi duyuluyor” ifadeleriyle, ABD belgelerinde yapay zekanın bundan sonra resmi olarak “Süper Zeka” olarak anılmasını istedi. Bu terim, Trump’ın Truth Social platformunda takipçilerinden neye daha uygun bir ad verileceği yönünde oy almasından sonra tercih edilen seçenekti.
İsim Tartışması mı, Yönetim Meselesi mi?
Yapay zekanın adlandırılmasıyla ilgili tartışmanın tamamen yanlıştır denilebilir. Yapay zekanın “zekâ” bileşeni her zaman yanıltıcı bir ifadedir. Ancak bu, şu an yapay zekada en kritik mesele değildir. Karşılaştırma için diğer yapay zeka süper gücü olan Çin’e bakmak yeterlidir. Xi Jinping, Temmuz ayında Shanghai’daki konferansta ülkesi ve dünya için dört öncelik ortaya koydu: açık kaynaklı geliştirme, yapay zekayı insan kontrolü altında tutma, teknolojiye erişimin genişletilmesi ve etrafında uluslararası kurallar ile standartların oluşturulması.
Çin, bu konularda yalnızca konuşmakla kalmadı; hatta kusurlu olsa da olası çözümleri hayata geçirdi. Ülkenin hükümeti, bilgisayar gücünden yüksek kaliteli veriye, açık kaynaklı yapay zekadan becerilere, teknik standartlara ve güvenlik yönetimine kadar her şeyi kapsayan sekiz bölümlük bir eylem planı yayınladı. Aynı zamanda gelişmekte olan ülkelere daha fazla yapay zeka kapasitesi sunma yönünde baskı yapıyor. Bu yaklaşım, Çin’in geçmiş nesillerde altyapı projeleri destekleyerek yumuşak güç uygulamasının yankısını oluşturuyor ve dünyanın geri kalanının dikkat etmesi gereken bir durum.
Yapay zekanın yönetimini kendi çıkarlarını yansıttığını gören Çin, bu yaklaşımı çoğu zaman dünyanın geri kalanının çıkarlarından oldukça uzak tutuyor.
Yazıyı hazırlayan muhabir
Çin’in mükemmel olmaması tartışmasız bir gerçektir. Ülke, bilgi ve ifade konusunda olağanüstü kısıtlayıcı bir yaklaşım benimsemiştir ve yapay zeka yönetimini kendi çıkarlarını yansıtan bir süreç olarak görüyor. Trump’ın isim konusundaki tutkusu da yalnızca ABD yapay zeka politikasının tamamının bir parçası değil. Hükümeti geçen yıl altyapı, yenilik ve Amerikan teknolojisini yurt dışına aktarma konularını kapsayan 90 maddelik bir yapay zeka eylem planı yayınlamıştı.
İki Liderin Açıklamaları Arasındaki Ufuk
İki liderin kamuoyuna sunduğu açıklamalara kulak verildiğinde, çağdaş dünyanın en büyük sorunu ve en büyük fırsatına dair yaklaşımları arasındaki uçurum kaçınılmaz biçimde gözle görülür hale geliyor. Trump, Birleşmiş Milletler’e, yapay zeka için “küreselci bir kontrol rejimi” oluşturulması girişimlerine ABD’nin “kesinlikle reddettiğini” söyledi. Çin’in ise, dikkatli olunması gereken olsa da, standartlar, altyapı ve yönetim etrafında bir uzlaşı oluşturmaya çalıştığı görülüyor.
Bu konular, yapay zekayı yapay, süper ya da üstün diye adlandırmaktan çok daha önemli. Ancak Trump ve çevresindeki kitle bu meseleye çok daha az odaklanmış görünüyor. Yapay zekaya istediğiniz gibi ad verebilirsiniz. Asıl mesele, dünyanın onu nasıl inşa edeceğini kimin belirleyeceği.
Not: En yenilikçi şirketler ödülleri için başvuru son tarihi, Pazartesi günü saat 23.59’da (Pasifik zamanı) geçerli olmak üzere Cuma, 2 Ekim’dir. Başvurular ilgili platform üzerinden yapılabilmektedir.
Bu Gelişmeyi Toplulukta Değerlendirin
Haber hakkındaki düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi ve teknik sorularınızı topluluk üyeleriyle anlık olarak tartışın.





Söz sizde.
Deneyiminizi, sorularınızı ve katkılarınızı paylaşın. E-posta adresiniz yayımlanmaz.