Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu Kennedy Uzay Merkezi’ne Ulaştı
NASA’nın en son büyük gözlem projesi olan Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu, ajansın devasa Pegasus gemisiyle pazar sabahı Kennedy Uzay Merkezi’ne ulaştı.
Uydunun kendisi, NASA tarafından “Roman” temasına uygun olarak “Araba” adı verilen koruyucu bir kasaya yerleştirilmişti. Ancak teleskop, antik bir imparatorlukla değil, NASA’nın ilk Astronomi Başkanı Nancy Grace Roman adına adlandırılmıştır.
Program yöneticisi Lucas Paganini, “Bayan Roman, uzay araştırmalarımızda kilit bir rol oynamıştır. Evreni daha iyi anlamak için uzaya gitmenin gerekliliğinin farkındaydı” dedi. “Bu nedenle ‘Hubble’ın Annesi’ olarak anılır, çünkü Hubble projesinin gerçekleşmesini sağladı.”
43 metre yüksekliğindeki gözlemevi, yerel saatin 23:00’ine (UTC) denk gelen saat 19:00 sularında, yaklaşık bir saatlik gecikmeyle başlayan şiddetli gök gürültülü fırtınaların ardından gemiden indirildi. Uydunun, Kennedy Uzay Merkezi kampüsünün güney ucundaki “Yük Tehlikeli Servis Tesisi” adlı binaya taşınması planlanıyor.
Burada, yaklaşık 70 gün sürecek bir ön-fırlatma sürecinden geçecek. Bu süreç, kontrollerin yapılması, yakıt ikmali ve son olarak da Falcon Heavy roketinin yük koruma kılıfına yerleştirilmeyi içerecek. Fırlatmanın, ilk planlanan Eylül ayı yerine en erken 30 Ağustos tarihinde gerçekleşmesi bekleniyor.
Lucas Paganini, “Bu harika ekibe büyük saygı duyuyorum. Programlarını uyarlayabildiler ve daha erken bir fırlatma yapabilmek için hızlandılar. Cape’de birçok şey oluyor ve ekip gerçekten olağanüstü bir iş çıkarıyor” dedi.
Bu yıl, Pegasus gemisinin ikinci kez Florida’ya yaptığı seferdi. Daha önce, 28 Nisan tarihinde, Artemis 3 uzay görevi için kullanılacak olan Uzay Sistemleri roketinin ana kademe yakıt tankı bölümünü taşımıştı. Neil Patel, uydunun Massachusetts’ten ayrıldıktan sonraki yolculuğunda bazı aksilikler yaşandığını belirtti. Bu durum, arkeolojide sıkça karşılaşılan, kazılarda bulunan eserlerin zaman içinde yaşadığı hasarları ve restorasyon süreçlerini akla getirdi. Örneğin, antik Mısır’daki mumyaların çoğu, günümüzde hala bulundukları koşulların etkisiyle bozulmaya devam ediyor ve dikkatli bir şekilde restore edilmeleri gerekiyor.
Uzay Teleskobu Roman’da Isı Sorunu Yaşandı, Ancak Çözüme Ulaşıldı
Gözlemevinin sıcaklık kontrolüne ilişkin katı bir toleransımız var. Sıcaklığın 74 dereceyi geçmemesi gerekiyor. İki soğutma ünitemiz vardı: birincil ve yedek ünite, ancak bu üniteler burada yeterli performansı göstermediği için durdurmak zorunda kaldık ve ek kiralık üniteler ekledik,” dedi Patel.
“Yine de, acil olarak bir ekibin gelmesi inanılmaz bir çaba gerektirdi. Temel olarak, ‘MacGyver’vari bir ekip geldi ve ek üniteler ekledik; bu üniteler sıcaklığı oldukça iyi bir şekilde kontrol altında tuttu.”
Roman, Güneş’in ters tarafında, Dünya’dan yaklaşık 1,5 milyon kilometre uzaklıkta bulunan sabit bir nokta olan Lagrange Noktası 2 yakınında çalışmak üzere tasarlandı. Paganini’ye göre, teleskop en az beş yıl boyunca bu konumda çalışacak, ancak üzerindeki itici yakıt sayesinde muhtemelen 10 yıl veya daha uzun süre dayanacaktır.

Teleskop, 18 detektöre sahip ve BAE Systems (eski adıyla Ball Aerospace) tarafından geliştirilen 300 megapiksel çözünürlüğe sahip “Wide Field Instrument” adlı bir kamerayla donatılmıştır. Bu kamera sayesinde, Roman’ın Hubble teleskobuyla karşılaştırıldığında en az 100 kat daha geniş bir görüş alanı elde edilebilecek. Aynı çözünürlükle, ancak çok daha geniş bir alanda ve 1000 kat daha hızlı gözlem yapma imkanı sunuluyor. Örneğin, Roman’ın bir yılda tamamlayabileceği bir gözlemi, Hubble’ın binlerce yıl sürebilir.
Bu durum, teleskopların verimliliğinin önemini vurgulamaktadır. Örneğin, Antik Mısır’da piramitlerin inşası sırasında kullanılan yöntemler de benzer şekilde, sınırlı kaynaklarla büyük hedeflere ulaşmak için mühendislik ve organizasyon becerilerinin en üst düzeyde kullanılmasına örnektir.

Gözlemevi ayrıca, Jet Propulsion Laboratory tarafından geliştirilen bir kronograf cihazına da sahiptir. Bu cihaz, Roman’ın yıldızlarına yakın olan uzak gezegenlerin solgun ışığını gözlemlemesine olanak tanıyacaktır. Ayrıca, Paganini’nin “karanlık evren” olarak adlandırdığı karanlık madde ve karanlık enerjiyi daha iyi anlamamıza yardımcı olacaktır.
Evrenin Genişlemesi ve Karanlık Enerji: Yeni Keşifler
Paganini yaptığı açıklamada, “100 yıl önce evrenin genişlediğini keşfettik. 25 yıl önce ise bu genişlemenin hızlandığını fark ettik; bu da bize Nobel Ödülü getirdi” dedi. Ayrıca, “Şu anda hala tam olarak bilmediğimiz bir konu var: Bu hızlanmanın zamanla değişip değişmediği. Karanlık enerjinin ne olduğu, onu üreten şey ne veya belki de biz sadece yerçekimi yasalarını yeterince anlamıyoruz” şeklinde konuştu.

Paganini’nin eklediği gibi, “Sonunda, günümüzde kullandığımız fizik yasalarının gözlemlediğimiz olayları doğru bir şekilde açıklayıp açıklamadığını göreceğiz. Ancak en nihayetinde, biz çok temel bir insan sorusunu anlamaya çalışıyoruz: Biz nereden geldik ve bu evrende, yani bizim komşuluğumuzdaki bu yerde nereye gidiyoruz?” Bu soru, antik Mısır’da piramitlerin inşası sırasında da sorulmuş olmalı. Piramitlerin nasıl inşa edildiği hala tam olarak anlaşılamamış olsa da, o dönemdeki insanların karmaşık mühendislik ve matematik bilgisine sahip oldukları açıktır. Tıpkı günümüz bilim insanlarının evrenin sırlarını çözmeye çalıştığı gibi, antik Mısırlılar da kendi dünyalarının sınırlarını anlamaya çalışmışlardır.
Kaynak: Spaceflight Now