
Matt Damon’ın başrolünde olduğu ve 2154 yılında geçen “Elysium” filminde, yoksul bir gezegen olan Dünya’da yaşayan Max Da Costa karakteri, daha iyi bir yaşam arayışıyla uzayın zenginlerinin yaşadığı halka şeklinde bir uzay istasyonuna ulaşmaya çalışır. Bu istasyonda hastalık ve yoksulluk ortadan kaldırılmıştır. Ancak Dünya’daki nüfus hala hayatta kalmak için mücadele etmektedir ve gökyüzündeki bu uzay istasyonuna ulaşma hayalleri kurmaktadırlar. Max için ise Elysium’a ulaşmak bir hayatta kalma meselesidir: Çünkü hayatını kurtaracak sağlık hizmetlerine ihtiyaç duymaktadır.
Filmin kurgusal dünyasında bile, 125 yıl sonra, yüksek kaliteli ve yapay zeka destekli sağlık hizmetleri sadece ayrıcalıklı birkaç kişiye sunulmaktadır. Yoksullaşmış ve aşırı kalabalıklaşmış bir gezegenden kaçabilen ultra zenginler, uzayda huzurlu bir yaşam sürmektedirler. Ne yazık ki, bu sağlık hizmetlerinde yaşanan büyük eşitsizliklerin tasviri, gerçekliğe daha yakın olmaktan uzak değildir. Ancak geleceğimizin böyle olmak zorunda değil.
Diyelim ki 50’li yaşlarında olan Sam, göğüs ağrısı şikayetiyle doktoruna başvuruyor. Doktor öncelikle Sam’in semptom geçmişini ve risk faktörlerini öğreniyor; ardından kalp atış hızı ve kan basıncı gibi vital bulguları ölçüyor. Doktor ek olarak bir EKG, kan testi veya akciğer röntgeni gibi tetkikler isteyebilir. Tüm bu veriler, doktorun olası tanıları belirlemesine yardımcı olur: Örneğin angina, kalp krizi veya sadece mide reflüsü. Eğitim ve deneyimlerine dayanarak, doktor bir tanı koyar ve ek testler ile tedavi seçenekleri önerir.
Bugün, bu işlevlerin hepsi insan uzmanların—doktorlar, hemşireler ve sağlık çalışanlarının—alanıdır. Ancak bu durum uzun süre devam etmeyebilir. Önümüzdeki yıllarda, Sam’in günlük sağlık ihtiyaçları ve yönetimi için yapay zeka destekli bir doktora başvurması mümkün olabilir.
Yapay zekanın sağladığı kolaylıklar sayesinde, sağlık hizmetleri daha erişilebilir, uygun fiyatlı ve verimli hale gelebilir. Doktor randevusu almak için uzun süreler bekleme dönemi sona erebilir. 2025 yılında, ülkemizde yaklaşık 35.600 doktor ve 25.200 cerrah açığı bulunmaktadır. Dünyadaki en yüksek sağlık harcamasına sahip ülkelerden biri olmamıza rağmen, işverenlerin yıllık sağlık sigortası primleri bu yıl %6,5-7 oranında artmaktadır.
Sağlık hizmetlerinde yaşanan erişim sorunlarını ve maliyet artışlarını azaltmanın tek yolu, otomasyonu artırmaktır. Büyük dil modeli (LLM) araştırmacıları, tıbbi bilgiyi özetleme konusunda inanılmaz yetenekler sergilemektedir. Birçok kişi, doktoruna başvurmadan önce sağlıkla ilgili sorularını ChatGPT ve Claude gibi yapay zeka platformlarına sormaktadır.
Ancak bu durum, bir dizi soru da beraberinde getirmektedir: Bu teknolojilerin güvenli ve klinik olarak doğrulanmış olduğundan nasıl emin olabiliriz? İnsanların ve yapay zeka sistemlerinin birlikte çalıştığı, hibrit bir bakım modeli nasıl geliştirebiliriz? Sağlık hizmeti alan kişilerin bu yeni dünyadaki deneyimi ne olacak?
Bu Gelişmeyi Toplulukta Değerlendirin
Haber hakkındaki düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi ve teknik sorularınızı topluluk üyeleriyle anlık olarak tartışın.
Bir yanıt yazın