Son haftalarda, yapay zekaya yönelik kamuoyunda önemli bir tartışma yaşanıyor. Yapılan anketler gösteriyor ki, insanlar yapay zekayı neredeyse İmzacılık (ICE) kadar sevmiyorlar. Özellikle genç nesillerin yapay zeka hakkında daha olumsuz görüşlere sahip olduğu görülüyor, oysa bu kesimlerin çoğu teknolojiyi günlük hayatlarında kullanıyor.
Gazeteciler ve politikacılar, bu durumun nedenlerini açıklamak için tek bir faktör aramaya çalışıyorlar. Elektrik faturaları mı? Sosyal medya akışlarımızdaki yapay zeka içerikleri mi? Veri merkezlerinin yarattığı gürültü mü? Yoksa yapay zekanın güvenilir olmayan bilgileri mi? Ya da milyarderlerin jetlerle dünyayı dolaşırken gıda fiyatlarının artması mı? İnsanların karmaşık görüşlerini basitleştirmeye çalışmak faydasızdır.
Bu konu, teknoloji sektörünün ülke genelinde veri merkezleri inşa ederek yapay zeka işlem gücünü artırmaya çalıştığı bir dönemde gündeme geliyor ve insanlar bu duruma karşı çıkıyor. Benim argümanım şu: Yapay zekaya yönelik olumsuz görüşler, esas olarak kişisel deneyimlerle ilgili. Bu tek başına bir protesto hareketi başlatmak için yeterli olmayabilir, ancak bu durum, yapay zekanın topluma ve bireylere getirdiği pratik sorunlarla birleştiğinde, insanların neden bu tür protestolara katıldığına dair bir açıklama sunuyor. Neden, toplumun kaynaklarını kurumsal çıkarlara vererek inşa ettiğimiz altyapıları kabul etmiyoruz?
Gerçek şu ki, kamuoyunu etkileyen tek bir şey yok. Herkesin edindiği bilgiler, arkadaşlarından, ailesinden, haberlerden, sosyal medyadan vb. gelen parçalardan oluşuyor. Bu bilgilerle birlikte kişisel deneyimler ve eğitim de kişinin bakış açısını şekillendiriyor. Hepimiz bu şekilde düşüncelerimizi geliştiriyoruz. Kişisel olarak yaşadığımız veya gözlemlediğimiz olaylar, dünya görüşümüzü önemli ölçüde etkiliyor.
İşte bu nedenle, yorumcuların “Amerikan tüketici güveninin neden en kötü seviyede” sorusuna odaklanması şaşırtıcı değil, çünkü algılarımız sadece makro düzeydeki verilere dayanmıyor. Gaz fiyatlarını ve gıda fiyatlarını kendi gözlerimizle görüyoruz. Bu yıl maaşlarımızın artmayacağını veya işten çıkarmaların olabileceğini duyuyoruz. Bu durumları bir araya getirerek anlamlı bir dünya yaratmaya çalışıyoruz. Şu anda, Amerikalılar birçok şeyle mücadele ediyor ve anlamlandırmaya çalışıyorlar.
Yapay Zeka ile Yaşam
İnsanlar yapay zekayla ilgili kişisel deneyimler ve bilgiler biriktiriyorlar ve bunun genel olarak daha zararlı etkileri olduğunu fark ediyorlar. İnsanların yapay zekayla etkileşim kurma fırsatları çok fazla, ancak sonuçlar genellikle olumlu değil. Bazı insanlar doğrudan chatbot gibi uygulamaları kullanıyor, bazıları ise sosyal medyada gördükleri sorunlu içeriklerden etkileniyor. Eğitimden sağlığa, çevreden hükümete kadar birçok alanda yapay zekanın yarattığı sorunlarla ilgili örnekler bulmak mümkün.
Örneğin, iş hayatına odaklanalım. Birçok beyaz yakalı çalışan, işten çıkarmaların nedeninin yapay zeka olduğu yönünde bir algı yaratılıyor. (Bu durumda, şirketlerin hisse senedi fiyatlarını artırmak için bu bahaneyi kullandığını unutmamak gerekiyor.) Aynı zamanda, yöneticiler tarafından “Eğer yeterince yapay zekayı kullanmazsanız işten çıkarılacaksınız” deniyor, ancak aynı zamanda “Eğer çok fazla yapay zekayı kullanırsanız şirket iflas eder” uyarısı da yapılıyor. Bu durumun ne kadar çelişkili ve tuhaf olduğu açıkça görülüyor.
Olumlu hikayeler de var, ancak bunların da olumsuz yönleri bulunuyor. “Yapay zeka sizi daha verimli hale getirecek ve daha fazlasını yapmanızı sağlayacak” deniyor, ancak işten çıkarılma korkusu yaşayan insanlar için bu ifade pek anlamlı gelmiyor. Birçok alanda, yapay zekanın yarattığı verimliliğin çalışanların üzerindeki baskıyı artırdığı görülüyor. Yaratıcı meslekler söz konusu olduğunda ise, yapay zeka nedeniyle ekonomik geleceklerinin tehlikede olduğu düşünülüyor. Çalışanlar, yapay zekayı bir düşman olarak görüyor ve yapay zekadan kaynaklanan her türlü verimliliğin çalışanların aleyhine olduğunu düşünüyor. Şirketlerin daha verimli olması, genellikle şirket sahiplerinin ve milyarderlerin yararına olacak şekilde algılanıyor, ancak çalışanlara fayda sağlamadığı düşünülüyor.
Yapay Zeka Deneyimleri ile Milyarderler Arasındaki Bağlantı
Olumsuz yapay zeka deneyimlerinin ve milyarderlere yönelik olumsuz duyguların güçlü bir bağlantısı var. Yapay zeka ile kötü bir deneyim yaşadığınızda, “Bunun nedeni ne?” sorusunu sormaya başlayabilirsiniz. Bu durum, yapay zekanın arkasındaki şirketlerin kimler olduğunu araştırmanıza neden olabilir. Bu araştırma, yapay zekanın yatırımını ve kullanımını teşvik eden milyarderlere ulaşmanıza yol açabilir. Bu durum, öfke ve kızgınlık duygularına neden olabilir.
Unutmamak gerekir ki, yapay zeka her zaman kötü değil. Aslında, yapay zekanın birçok olumlu uygulaması var. Yazılım mühendisleri, yapay zekanın verimliliklerini artırdığını görüyorlar. Radyologlar, yapay zeka kullanarak daha doğru teşhisler koyabiliyorlar. Ancak, bu faydaların da genellikle bireyler için olumsuz sonuçları oluyor ve bu nedenle insanların algısı olumlu yönde etkilenmiyor.
Medyanın, yapay zekaya yönelik güçlü tepkilere odaklanmasının bir nedeni de, bu tepkilerin yerel eylemlere dönüşmesi. Her veri merkezinin doğrudan yapay zeka ile bir ilgisi olmayabilir, ancak insanlar tarafından bu iki kavram arasında bir bağlantı kuruluyor ve yapay zekaya yönelik olumsuz duygular, yerel protestolara yol açıyor.
Neden veri merkezleri ve neden şimdi? Çünkü insanlar, yapay zeka ile ilgili kişisel deneyimlerini ve toplumsal sorunları bir araya getirerek, bu duruma karşı çıkma fırsatı buluyorlar. Hükümetler genellikle yapay zekanın olumsuz etkilerini düzenleme konusunda yetersiz kalıyor, ancak yerel yönetimlerin veri merkezlerinin inşa edilmesiyle ilgili kararlarında daha fazla söz sahibi oluyorlar. Bu nedenle, vatandaşların şikayetleri ve protestoları, yerel yöneticilerin kararlarını etkileyebilir.
Veri merkezlerine karşı birçok argüman bulunuyor. Örneğin, enerji tüketimi, su kullanımı, doğal yaşam alanlarının tahrip edilmesi ve gürültü kirliliği gibi sorunlar yaşanabiliyor. Ancak, toplumumuzda bu tür olumsuz etkilere sahip birçok altyapı bulunuyor. Bu nedenle, insanların yapay zeka ile ilgili deneyimlerinin neden bu kadar farklı olduğu sorusu akla geliyor.
Peki Sonra Ne Olacak?
Sonuç olarak, yapay zekanın insanlara sağladığı faydaların, karşılaşılan sorunlarla orantılı olmadığı görülüyor. Hatta, yapay zeka şirketleri, olumsuz bir imaja sahip oluyor ve bu durum, toplumun genel algısını etkiliyor.
İnsanların yapay zekayı anlamadığını düşünmek yerine, kişisel deneyimlerin ve bilgilerin önemini göz ardı etmemeliyiz. Birçok insanın yapay zeka ile etkileşimde bulunduğunu biliyoruz ve hatta bu deneyimi yaşamayanlar bile, sosyal medya gibi platformlarda yapay zeka ile ilgili içeriklerle karşılaşabiliyor.
Bu yorumcuların, “Amerikan tüketici güveninin neden en kötü seviyede” sorusuna odaklanması şaşırtıcı değil, çünkü algılarımız sadece makro düzeydeki verilere dayanmıyor. Gaz fiyatlarını ve gıda fiyatlarını kendi gözlerimizle görüyoruz. Bu yıl maaşlarımızın artmayacağını veya işten çıkarmaların olabileceğini duyuyoruz. Bu durumları bir araya getirerek anlamlı bir dünya yaratmaya çalışıyoruz. Şu anda, Amerikalılar birçok şeyle mücadele ediyor ve anlamlandırmaya çalışıyorlar.
Bu Gelişmeyi Toplulukta Değerlendirin
Haber hakkındaki düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi ve teknik sorularınızı topluluk üyeleriyle anlık olarak tartışın.
Bir yanıt yazın