Duygusal zekâsı yüksek kişiler, bir tartışmada savunma içine düştüklerinde duygularını yönetmek ve ilişkilerini korumak için üç kısa ve etkili ifadeyi kullanıyor. Bu davranış biçimi, duygusal zekâ topluluklarında paylaşılan deneyimler üzerinden ortaya çıkarılıyor; iş ortamında sıkça karşılaşılan savunmacı tepkilerin ardındaki kök nedenden, bu durumun nasıl aşılacağına kadar uzanan süreç, duygusal zekâ perspektifiyle inceleniyor.
Konunun güncelliği, duygusal zekâ topluluğuna katılan üyelerin yaşadığı benzer deneyimler üzerinden şekilleniyor. Topluluk üyelerinden biri—biz Raven diyeceğiz—iş yerinde defalarca tekrarlanan aynı kalıbı fark ettiğini paylaştı.
Savunmacı Tepkinin Ardındaki Kalıp
Raven, yaşanan anları şöyle betimliyor: “Birisi bir şey söylüyor. Ve bu büyük duyguları tetikliyor. Neredeyse hemen zihnimde o ‘bir şey’in nerede yanlış olduğunu gösteren maddeli bir liste derlemeye başlıyorum. Onlara hatalarını fark ettirme yolları. Kendimi savunma yolları.” Raven, oldukça duygusal zekâsı yüksek bir lider olarak tanımlanabilir ve kendi duygularının kök nedenini doğru biçimde tespit etmiş oluyor.
“Anlaşılmadığımı hissediyorum,” diye açıklıyor Raven. “Kenara itildiğimi hissediyorum. Desteksiz hissediyorum.” Anlaşılma ihtiyacının karşılanamadığı bu his, savunmacı tepkilerin temelinde yer alıyor.
Savunmalığın Kök Nedeni ve Üç İfade
Kök nedeni anlamak, savunmacılıkla baş etmenin ilk adımı. Peki ya sonra? Bu konuya duygusal zekâ gözlüğü üzerinden derinleşirken, savunma içine düştüğünüz anda kullanabileceğiniz üç basit ifadenin ne işe yaradığını görülecek. Ancak önce, savunmacılığın neden ilk başta yaşandığına değinmek gerekiyor.
Savunmalık çoğu zaman bir tehdit olarak algılanan durumlarda devreye giren doğal bir koruma mekanizması. Bir kişinin eleştiri veya farklı görüşü, bazen kişisel bir saldırı gibi yorumlanıyor ve insan zihmi hemen kendini savunma moduna alıyor. Bu modda konuşmak ise ilişkileri güçlendirmekten çok uzaklaşıyor; karşı taraf da savunmaya geçiyor ve diyalog yerine rekabet başlıyor.

“Birisi bir şey söylüyor. Ve bu büyük duyguları tetikliyor. Neredeyse hemen zihnimde o ‘bir şey’in nerede yanlış olduğunu gösteren maddeli bir liste derlemeye başlıyorum.”
Raven, duygusal zekâ topluluğu üyesi
Bu bağlamda üç kısa ifadenin değeri ortaya çıkıyor. İlk ifade, karşı tarafın görüşünü doğrulayan bir geri bildirim sunuyor; “Bana şunu söylediğine göre sen … düşünüyorsun, doğru mu?” gibi basit bir yankılamak, karşı tarafın anlaşıldığını hissetmesini sağlıyor ve gerilimi düşürüyor. İkinci ifade, konuşmacının kendi deneyimine odaklanıyor: “Bu konuda kendini nasıl hissediyorsun?” diye sormak, savunmayı bırakıp duygulara yönelmeyi kolaylaştırıyor. Üçüncü ise işbirliğine davet eden bir kapı açıyor: “Buna birlikte nasıl çözebiliriz?” sorusu, karşı tarafları aynı tarafa çekiyor.
Bu üç ifadenin ortak özelliği, savunma içine düşen kişinin tepki vermeden önce kısa bir duraksamasını sağlamak. O duraklama, duyguların kontrolünü ele almasını ve daha bilinçli bir yanıt seçmesini sağlıyor. Sonuçta ilişkiyi korumak, karşı tarafı yenmek değil; birbirini anlamak demek.
Duygusal Zekâ Gelişimi Süreci
Savunmacı tepkilerin azalması, ani bir değişimden çok küçük alışkanlıkların inşasıyla mümkün oluyor. Her tartışmada bu üç ifadeni kullanmaya çalışmak, zamanla otomatikleşiyor ve kişi savunma içine düştüğünde bile daha sakin kalabiliyor.
Duygusal zekâ gelişimi için düzenli pratik önemli. Bu konuda ücretsiz bir duygusal zekâ kursu almak isteyenler, bu alışkanlıkları sistematik biçimde öğrenebilir ve iş ile özel hayatındaki ilişkilerini güçlendirebilir.
Bu Gelişmeyi Toplulukta Değerlendirin
Haber hakkındaki düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi ve teknik sorularınızı topluluk üyeleriyle anlık olarak tartışın.





Söz sizde.
Deneyiminizi, sorularınızı ve katkılarınızı paylaşın. E-posta adresiniz yayımlanmaz.