Davranış, bir organizmanın ya da sistemin içsel veya dışsal uyaranlara verdiği tepkilerin ve eylemlerin bütünüdür. Psikolojide davranış; gözlemlenebilir açık (overt) eylemoller ile bilinçdışı, gizli (covert) bilişsel ve fizyolojik süreçler dahil olmak üzere, canlının çevresiyle etkileşimi sırasında sergilediği tüm aktiviteyi kapsar. Hem istemsiz, otomatik hem de iradi tepkileri içeren davranış, organizmanın hayatta kalma, uyum sağlama ve hedefe yönelik faaliyetlerini belirleyen temel psikolojik birimdir.

Ansiklopedik Arşiv
Davranışın Ontolojik Kapsamı: Açık Eylemollerden Gizli Bilişsel Süreçlere
Psikoloji tarihinde davranış kavramının sınırları, farklı ekoller arasında önemli ölçüde değişmiştir. Klasik davranışçılığın (behaviorism) kurucularından John Watson ve daha sonra B.F. Skinner'a göre bilimsel bir psikolojinin nesnel veriye dayanabilmesi için yalnızca gözlemlenebilir ve ölçülebilir dışsal eylemollerin incelenmesi gerekir; bu bakış açısında düşünme, konuşma gibi içsel süreçler bile dolaylı biçimde gözlemlenebilen davranışlar olarak kabul edilir. Watson'un 1913'te ortaya koyduğu 'Bir Psikologun Gözünden Bir Davranışçılık' metni, bilinçüstü deneyimin bilimsel psikolojinin dışına itilmesini ve nesnel uyaran-tepki (S-R) bağlantılarının merkeze alınmasını savunmuştur. Bu dar tanımda zihinsel süreçler ya tamamen yok sayılmış ya da 'gizli davranış' olarak adlandırılarak sistemin içine dahil edilmiştir.
Modern psikolojide ise davranış, çok daha geniş bir yelpaze olarak kavranır: gözlemlenebilir kas aktivitesi ve hareketlerden başlayıp, bilişsel değerlendirme, duygusal deneyim, fizyolojik uyanıklık ve bilinçdışı otomasyonlara kadar uzanır. Bu kapsamlı anlayışta 'davranış' terimi, organizmanın bir ortamda sergilediği tüm aktiviteyi; ister kaslı bir hareket olsun, ister kalp atış hızındaki bir değişim ya da bellek içindeki bir yeniden örgütlenme anlamına gelir. Dolayısıyla günümüzde davranış, salt fiziksel eylemollerin ötesine geçerek nörofizyolojik, bilişsel ve duygusal katmanları içeren çok düzeyli bir olgu olarak ele alınır; bu yaklaşım hem insanı hem hayvanı inceleyen karşılaştırmalı psikoloji ile bilişsel bilimlerin ortak nesnesini oluşturur.
Uyaran-Tepki Dinamiği ve Davranışın Kaynakları
Davranış, çoğu zaman bir uyaran (stimulus) ile başlayan nedensel zincirin sonucunda ortaya çıkan hesaplanmış bir tepki olarak tanımlanır. Bu çerçevede uyaranlar içsel (hipoglisemi, hormon salınımı, ağrı) veya dışsal (ışık, ses, sosyal işaretler) olabilir; aynı biçimde tepkiler bilinçli ya da bilinçdışı, istemsiz ya da iradi biçimlerde gerçekleşebilir. Pavlov'un koşullanma deneylerinden bu yana bilinen klasik ve operant (tedbirli) koşullandırma süreçleri, davranışın çevresel uyaranlarla nasıl şekillendiğini açıklar: Bir tepkinin ardından gelen ödül veya ceza, o tepkinin gelecekte tekrarlanma olasılığını artırır ya da azaltır. Skinner'a göre çoğu günlük davranış, operant koşullanma yoluyla pekiştirme tarihinin bir ürünüdür ve bu bakış açısında özgür irade gibi içsel kavramlar, davranışı yönlendiren dolaylı etkenler olarak yeniden yorumlanır.
Ancak davranış yalnızca çevresel uyaranların pasif bir sonucu değildir; aynı zamanda içsel motivasyonun (içsel sürükleyiciliğin) de ürünüdür. Wikipedia bilgi notunda belirtildiği gibi, bazı davranışlar 'ajanlık' (agency) ya da özgür irade olarak adlandırılan içsel kaynaklı motivasyonun ifadesidir. Bu görüşü savunan bilişsel ve insancı psikologlar, organizmanın hedefe yönelik, planlı ve öngörücü biçimde eyleme geçebilen aktif biröğrenci olduğunu vurgular. Böylece davranış hem deterministik bir uyaran-tepki zinciri hem de öznel niyetin tezahürü olarak iki ayrı ama birbirini tamamlayan açıklama düzeyinden incelenebilir.

Ansiklopedik Arşiv
Davranışın Sınıflandırılması: İrzî ve Edinilmiş, Basit ve Karmaşık Eylemoller
Psikoloji, davranışı çeşitli boyutlar üzerinden sınıflandırır. Bunlardan biri irzî (refleksif) ile edinilmiş (öğrenilmiş) davranış ayrımıdır: Refleksler, sinir sisteminin doğuştan getirdiği ve hızlı, otomatik, belirli bir uyarana karşı ortaya çıkan koruyucu ya da hayatta kalma temelli tepkilerdir; örneğin göz bebeğinin ışığa yanıtı veya elin sıcak bir nesneye dokunduğunda geri çekilmesi. Bu basit tepkiler beyin sapında ve omurilikte işlenirken, daha karmaşık davranışlar korteksel bölgelerde ve öğrenme süreçleriyle biçimlenir.
Bir diğer ayrım da istemsiz ile iradi (voluntary) davranış arasındaki farktır. İstemsiz tepkiler bilinçli kontrolün dışında gerçekleşirken, iradi davranışlar amaçlı bir niyetin ve seçimin ürünüdür; bu da insan davranışındaki özerklik ve ajanlık iddiasının temelini oluşturur. Davranış ayrıca basit (tek uyaran-tepki zinciri) ile karmaşık (birden fazla eylemin, planın ve geri beslemenin birleşimi) biçimlerde de incelenebilir; öğrenme, problem çözme ve dil gibi üst düzey bilişsel faaliyetler bu ikinci kategoriye girer. Bu sınıflandırma çerçevesinde psikologlar, davranışların hangi sinir-bilişsel mekanizmalarla ve hangi öğrenme geçmişinin ürünü olarak ortaya çıktığını sistematik biçimde analiz edebilir.
Davranışın Psikolojik Kuramlardaki Yeri: Davranışçılıktan Bilişsel-İnsancı Dönüşüme
Modern psikolojinin ekollerine göre davranışa verilen önem ve açıklama biçimi değişmiştir. Tıpkı Watson'un kurduğu gibi, radikal davranışçılık Skinner'a kadar sürdürülen bu okul, bilimin nesnel veriye dayanabilmesi için yalnızca gözlemlenebilir eylemollerin incelenmesini savunmuş; içsel zihinsel durumları 'bilimsel metafizik' olarak nitelemiştir. Bu yaklaşım eğitim, davranışçı terapi ve hayvan eğitimi gibi alanlarda önemli uygulamalar üretmiştir.
1960'lardan itibaren başlayan bilişsel dönüşüm (cognitive revolution), zihni yeniden psikolojinin merkezine yerleştirerek içsel süreçlerin davranışı nasıl biçimlendirdiğini açıklamaya çalışmıştır. Bu bağlamda insancı psikoloji (Carl Rogers, Abraham Maslow) ve gelişimsel kuramlar, davranışın arkasındaki öznel deneyimi, özgür irade ve kişisel büyümeyi vurgulamıştır. Günümüzde ise davranış, nöropsikoloji, bilişsel bilim, evrim psikolojisi ve sosyal psikoliyle kesişerek çok disiplinli bir araştırma nesnesi olarak ele alınır; bu da kavramın hem açıklama gücünü hem de bilimsel geçerliliğini artırmıştır.
| Gözlemlenebilirlik Boyutu | Açık (overt) eylemoller ile gizli (covert) bilişsel/fizyolojik süreçler; modern psikojide her iki kategori de davranış sayılır |
| Kaynak | Dışsal uyaranlar (çevre), içsel uyaranlar (fizyolojik durum) ve içsel motivasyon (ajanlık/özgür irade) |
| Öğrenme Mekanizması | Klasik koşullanma (Pavlov) ve operant/tedbirli koşullandırma (Skinner); pekiştirme ile biçimlenir |
| İrzî-Edinilmiş Ayrımı | Refleksler doğuştan irzî iken, karmaşık eylemoller öğrenme ve deneyim yoluyla edinilir |
| Kontrol Düzeyi | İstemsiz (otomatik) tepkiler ile iradi (voluntary), niyetli eylemoller arasında ayrılır |
❓ Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Davranışçılıkta içsel zihinsel süreçler nasıl değerlendirilir ve 'gizli davranış' kavramı neyi ifade eder?
Radikal davranışçılığa göre (Skinner), düşünme, konuşma gibi içsel olaylar da fizyolojik aktivite biçiminde gerçek birer davranıştır; dolayısıyla zihinsel süreçler reddedilmez, yalnızca doğrudan gözlemlenemeyen 'gizli' davranışlar olarak sınıflandırılır. Bu bakış açısında psikoloji için temel nesne hâlâ gözlemlenebilir ve ölçülebilir eylemollerdir; içsel olaylarsa dolaylı yöntemlerle (örneğin düşünme seslendirilmesi) incelenir.
İçsel motivasyon ile çevresel pekiştirmenin davranış üzerindeki etkisi arasındaki temel fark nedir?
Çevresel pekiştirme, bir eylemin ardından gelen ödül ya da ceza aracılığıyla o eylemi gelecekte tekrarlanmaya yönlendiren dışsal bir süreçken; içsel motivasyon (ajanlık), organizmanın özlükten beslenen, hedefe yönelik ve özgür irade ile ilişkilendirilen bir hareketidir. Bu nedenle davranış hem deterministik uyaran-tepki zincirinin ürünü hem de öznel niyetin tezahürü olarak iki ayrı açıklama düzeyinden incelenebilir.

Söz sizde.
Deneyiminizi, sorularınızı ve katkılarınızı paylaşın. E-posta adresiniz yayımlanmaz.