Çalışan ebeveynlerin kariyerlerini sürdürürken çocuk bakımıyla uğraşırken yaşadığı temel sorunun esneklik değil, öngörülebilirlik olduğu, 2026 yılında yapılan bir araştırma ile ortaya kondu. Sosyal hizmet ve aile yaşamı alanlarında yıllardır esnek çalışma saatlerinin hayatta kalmanın anahtarı olarak görülmesi, yaz ve kış tatilleri ile bahar tatilinin geldiği dönemlerde aile hayatının “insan tetrisi”ne dönüştüğü bir gerçek. Uzmanlar ve araştırmacılar, artık asıl ihtiyacın öngörülebilir bir iş programı olduğu konusunda hemfikir.
Yıllardır esnek saatler, esnek izin günleri ve esnek çalışma konuları çalışan ebeveynler için hayati önem taşıyor. Pediatri muayenehanesinde bilgisayara bağlanabilmek veya herkes uyuduktan sonra bir sunumu tamamlayabilmek hayatı kolaylaştırsa da, sorun tam da bu noktada başlıyor. Bir çocuk robotik kampındayken diğerinin futbol antrenmanı, ikisinin başlama saatlerinin farklı olması ya da her hafta farklı bir çocuğun hasta evde kalması, ebeveynlerin günlük planlarını sürekli bozuyor.
Araştırma: Öngörülebilirlik stresi azaltıyor, zamanı artırıyor
Bu durum, araştırmacıların çalışan ebeveynlerin daha neye ihtiyaç duyduğunu merak etmesine yol açtı. Konuyla ilgili 2026 yılında yayımlanan Work Schedule Quality and the Production of Parental Stress and Parenting Time başlıklı çalışma, Social Service Review dergisinde yayınlandı. Araştırma, öngörülebilirliğin eksikliğinin hem daha yüksek stres hem de çocuklarla geçirilen daha az zamanla ilişkili olduğunu ortaya koydu.
Araştırmacılar, iş programının birçok yönüne inceledi. Çalışma süresi, çalışılan zaman, çeşitlilik, öngörülebilirlik ve kontrol gibi tüm unsurlar ebeveynlerdeki stres düzeyi ve çocuklara ayrılan zaman üzerinde etkili bulundu. Bulgular, esnekliğin kendisinden çok, program üzerindeki kontrol duygusunun belirleyici olduğunu gösteriyor.

Kontrol meselesi: Esneklik tek başına yeterli değil
Kontrol konusundaki temel ayrım dikkat çekiyor. Esneklik, perşembe günü saat 15.30’da işten ayrılıp çocuğun futbol maçına gidebileceğiniz anlamına gelebileceği gibi, işverenin perşembe günü saat 15.30’da size saat 17.00’de bir görüntülü görüşmeye katılmanız gerektiğini belirlemesi anlamına da gelebilir. Her iki örnek de esnekliktir; ancak yalnızca biri size kontrol sağlar.

Columbia ve Duke üniversitelerinden profesörlerin yaptığı bir study, genç çocukları olan ebeveynlerin 30 gün boyunca anket edilmesi sonucunda katılımcıların %87’sinin programında beklenmedik bir değişiklikle karşılaştığı tespit edildi. Bu değişiklikler yaşandığında ise ebeveynlerin ruh hallerinin bozulduğu ve daha az uyuduğu görüldü.
Çalışanlara programları üzerinde kontrol sağlamanın iş-ayrıca yaşam çatışmasını azaltabileceğini gösteren çok sayıda çalışma var. Beklenmedik program değişiklikleri ciddi bir maliyet yüklüyor.
Çalışan Ebeveynler İçin Araştırma Bulguları
Öngörülebilirlik olmadığında, insanlar aslında yaptıklarından daha fazla iş yapıyormuş gibi hissetmeye başlıyor. Her yeni toplantı tüm günü bozabilir. “Çocuğumu kim alabilir?”, “Diş hekimini yeniden planlayabilir miyim?”, “Akşam ne pişireceğiz?”, “Dün toplantım uzadığı için ertelediğim spor salonu randevumu iptal etmem mi gerekiyor?” gibi sürekli bir denge kurma çabası, tüketici bir uğraşa dönüşüyor.
Son durum: İş yerlerinde yeni bir yaklaşım
Araştırma sonuçları, iş yerlerinin esneklik vaadinden çok, çalışanlarının programları üzerinde öngörülebilirlik ve kontrol sağlayacak şekilde düzenlenmesi gerektiğine işaret ediyor. Çocukların aktivite takvimleri, hastalık dönemleri ve günlük rutinerlerin, öngörülebilir bir iş programıyla daha iyi yönetilebileceği vurgulanıyor. Bu bulgular, gelecekteki iş yer politikalarının tasarlanmasında esneklik kavramının ötesine geçilerek, öngörülebilirliğin merkezime alınması gerektiğine dair güçlü bir mesaj veriyor.
Bu Gelişmeyi Toplulukta Değerlendirin
Haber hakkındaki düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi ve teknik sorularınızı topluluk üyeleriyle anlık olarak tartışın.





Söz sizde.
Deneyiminizi, sorularınızı ve katkılarınızı paylaşın. E-posta adresiniz yayımlanmaz.